|
Zehir ve panzehir olan zıt portreler
Yuhanna'nın
ağzıyla Hazreti İsa İncil'de şöyle konuşur : 'I am the way, the truth,
and the life. No one comes to the Father except by me. Yol, gerçek ve
hayat benim. Kimse bana uğramadan baba'ya ulaşamaz' " The
Guardian yazarlarından Peter Francis (The Guardian, Saturday September
20, 2008) bu ifadelerin günümüzün çeşitlilik arzeden dünyasına hiçbir
yarar sağlamayacağını söyler ve bu sözlerin ötesine geçmenin luzumuna
kail olur. Kısaca pratik nedenler ileri sürerek, kurtuluşu ve necatı İseviliğe veya Hıristiyanlığa bağlamanın ve hasretmenin yetmeyeceğini ve doğru olmadığını da ileri sürer. Buna mukabil, bürosunda
Amerikan, Alaska ve İsrail bayraklarını dalgalandıran Sarah Palin
şunları söylemektedir :" Bizi Irak'a sevk eden Allah'ın iradesidir.
Irak'taki askerlerimiz Allah'ı planını uyguluyorlar…." Gerçekten de bu
ifadelerde haddi aşmak var. Allah'ın iradesini anlamak veya ona ram
olmak değil onun iradesini keyfine göre yorumlama ve yönlendirme
vardır. Kesin olarak Allah'ın iradesini kim bilebilir ? Görüldüğü gibi
bir düşünce manzumesi içinde ve çevresinde de farklı değerlendirmeler
ve zıt portreler olabiliyor.
Değişim
Dinamikleri'nin Armada Otel'deki iftarına yetişmek üzere Sultan Ahmet
Camii avlusundaki kitap fuarını hızlı bir biçimde turlamak isterken
girişte bir zatın ikazıyla durduruldum. Birlikte biraz hasbihal ettik.
Bana Kıbrıs Rum Kesimi üzerinden yayın yapan misyoner kanalı El-Hayat'ı
izleyip izlemediğimi sordu. Geçmişte bazen izlediğimi ama şu sıralarda
uydu düzenlemesi nedeniyle izleyemediğimi söyledim. Bana Zekeriya
Butros'dan bahsetti. Şahane bir Mısır lehçesiyle konuşan Zekeriya
Butros'un gerçeken de çekici bir uslubu var. Kelimenin tam manasıyla
etkileyici. Bununla birlikte anlattıkları tutarlı değil. Satır
aralarından İslam'a sataşacak malzemeler bulmaya çalışırken ekseriya
baltayı taşa vuruyor. Bazen bulduğu malzemeler kendi aleyhine işliyor.
Sözgelimi Sultan Ahmet avlusunda görüştüğümüz zatın aktardığına göre,
Müslümanların Allah tasavvurunda bazı kahhar ve cebbar ve zü'ntikam
nevinden isimlerin olduğunu ama Hıristiyanlıkta Tanrı'nın somut sevgi
anlamına geldiğini söylemiş. Söz ne kadar yaldızlıysa o kadar da boş.
Kış olmadan yazın kıymeti anlaşılır mı ? Kötülük olmadan iyilik
olabilir mi ? Bu durumda Butros ve benzerlerine söylenecek
söz bellidir. O halde Cengiz Han ve Bush, Palin gibilerini Hıristiyan
Tanrısı değil de Müslümanların Allah'ı yaratmış olmalı. O halde
Hıristiyanların sevgili Tanrısı ne iş yapar ve ne işe yarar? Bir
de işin başka yönünden baktığımız da Cenab-ı Hakkın cemil ve Rauf gibi
isimleri var ve bu isimler de Müslümanlar açısından Hıristiyanlığın
sevgi tanrısına pek ihtiyaç bırakmıyor.
*
Sultan
Ahmet avlusunda görüştüğümüz zat dert yandı. Ben de ona sistematik
çalışmadığımızı ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumların bu gibi
yayınları tarassut edebileceğini ve ortaya attıkları şüpheleri izaleye
çalışabileceğini söyledim. Mısır'da Şeltüt'ün temellerini atmış olduğu
Ezher'e bağlı Mecmau'l Buhus el İslamiyye zaman zaman bu tarz yayınlar
yapıyor. İslam'ın etrafında şüpheler başlığı altında Muhammed Kutup ve
Süleyman Ateş gibi bazı isimlerin doğrusuyla yanlışıyla bu yönde
geçmişte yaptıkları çalışmalar vardı. Özellikle Butros meselesine Müfit
Yüksel de bir makalesiyle temas etmişti. Müslümanların eksikliği
sistematik çalışma biçimi ve düzeninden yoksun oluşlarıdır. Bu
eksikliğin giderilmesi lazım. Bununla birlikte Butros gibiler
hançerelerini ne kadar yırtarlarsa yırtsınlar netice değişmeyecektir. Kur'an,
batılın önünden ve arkasından temas edemediği bir kitaptır. İ'caz el
ilmi adı verilen ilmi mucizelere havi tek kitaptır. İncil bir mev'ize
kitabıdır ve Geylani'nin Futuhu'l Gayb ve Fethürrabbani kitaplarına
benzer bir kitaptı. Zira Geylani'nin va'zu irşad konuşmaları talebeleri
tarafından havariler gibi bilahare derlenmiş ve kaleme alınmış ve
sonraları kitaplaştırılmıştır. Kur'an ise hiçbir kitapla mukayese
edilemez. Ramazan ayı gibi Kur'an da müheymindir. Yani eşsiz ve
kapsayıcıdır.
*
Bununla
birlikte Zekeriya Butros veya Papa 16'ıncı Benediktus'a takılıp kalmak
da doğru değil. Onların da kendi içlerinde zehirleri ve panzehirleri
vardır. Papa 16'ıncı Benediktus'un panzehiri Hans Küng iken Zekeriyya
Butros'un panzehiri de yine Mısırlı ve yine bir Kıpti olan Prof. Nebil
Luka Bebavi'dir. Bazı kitapları Mecelletü'l
Ezher'de tefrika edilmiştir. El Vatan el Arabi de ( 17/09/2008)
kendisiyle yapılan enfes bir konuşma vardır. Konuşmasında yine bermutad
yaptığı gibi İslam'a yönelik iftiralara cevap vermektedir.
Hıristiyanlığıyla da iftihar eden bu zat kalemini İslam'ın savunmasına
adamıştır. Terörün İslam'ın bir ürünü değil
aksine başta ABD olmak üzere uluslar arası çevrelerin bir üretimi ve
imalatı olduğunu beyan etmektedir. Mesut Yılmaz'ın İslam hakkında
Avrupalılara şikayet etmiş olduğu hususun Batılıların husumet nedeni ve
kaynağı olduğunu da kaydediyor. Şöyle ki, Samuel Huntington Batı
medeniyetine meydan okuyan ve karşısında duran tek medeniyetin ve dinin
İslam olduğunu ve bundan dolayı yok edilmesi gereken bir diyanet
olduğunu savunmuştur. İslam'ın boyun eğmemesi onların husumet
nedenidir. Zekeriya Butros'a mukabil Bebavi
yaklaşık 29 kitap yazmış ve bunların çoğunluğu İslam'ın savunulmasına
dairdir. Kahire önlerinde Hulagu'nun ordusunu durduran ve püskürten
Kölemenler ve Türkler için bir Mısırlı tarihe altın harflerle yazılan
bir mısra söylemiştir :" Bir kavim mi zehiri de panzehiri de kendindendir…" Dolayısıyla Butros'un panzehiri de kendi içinden.
www.mustafaözcan.com
|