Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

Zamanın Cüneydi

Son sıralarda  dev isimler birer ikişer aramızdan ayrılıyor, dünyadan göçüyor. Bunların en sonuncularından birisi şüphesiz Filistinli Şair Mahmut Derviş oldu.  Ondan önce Mısırlı düşünür Abdulvehhab el Mesiri de bu hamuşanlar kervanına katıldı. Son klasik Soljenitsin'in sadası ise bitmek bilmiyor. Ülkemizden de Erdem Beyazıt ve tarihi Üsküdar'ın son bekçisi Ahmet Yüksel Özemre de bu kervanın son salikleri asında yerlerini aldılar. Hepsine değinemedim. İçlerinde en yakından tanıdığım Abdulvehhab el Mesiri idi onu da bir İstanbul ziyaretinde tanıdım. Ötekiler Türkiyeli olsa da; ancak uzaktan uzağa temaşa ettim. Ahmet Yüksel Özemre bunlar asındaydı. Bu yazının kahramanı ise zaman zaman eski ismiyle Haktaş Dergahın'da ( Ebuzziyafe Şevket Demirci Bey'in mekanı)  karşılaştığım Bandırmalı Ali Efendi (Öztaylan). Son yıllarda dergahla biz hem fiziki hem de metafiziki anlamda uzak düşdük. Elbette ayrılık gayrılık anlamında değil. Hamdolsun kalplermized tenafur hali yok.  Dergahı biraz boşlamıştık.  Karşı tarafta bir sanayi sitesine taşınmıştı. Oysa ki Gaziosman Paşa günlerinde neredeyse ayağımız kesilmezdi.  Böyle bir fiziki engelimiz yoktu. Ali Öztaylan ağabeyi Gaziosman Paşa'daki dergahtan tanımalıyım. Birçok kez görüşmüş ve kendisini dinlemiş olmalıyım.  Ama şimdi neredeye kendisini sis perdelerinin ardından hatırlıyorum. Vefatını ilk önce gazeteye giderken yolda iken Almanyalı Selim'den haber aldım. Sonra Mümin Vatansever ağabey Bandırmaya cenazesine yetiştiğini söyledi.  Daha sonra Şevket Eygi Bey de cenazeyi anlattı. Teşyi ve tevdi edenler arasında yine eski dostlarından Şevket Demirci Bey de varmış. Esasında maksadım onun cenazesini anlatmak değil. O nesillerin ve kamil insanların tükenmekte olduğunu ve yerlerinin doldurulamadığını nazara vermektir. Kendisi kudve-i misal ve temsil makamında bir zat idi. Artık örnekler nesli kalmadı. Dünyevileşme ümmeti Muhammed'in manevi damarlarını kuruttu.

 Vefatından sonraki Cuma günü Sefa Saygılı eski ismiyle Haktaş Dergahında Ali Öztaylan ağabeyi anma gecesi tertipleneceğini söyledi.  Bu anma gecesine katılmadan da Ali Ağabey gibilerin kuşağını nazara vermek istiyordum. Ali Öztaylan gibiler zaten her nesilde kibrit-i ahmer hükmünde nadirattan idiler. Ama bizim nesilde giderek daha da azalıyorlar. Bu zevata Mevlana, ' zamanın Cüneyd'i' derdi. Cüneyd bütün güzelliklerin camisi ve hakkın serdengeçtisidir. Hak erlerinin diğer ismi Cüneyd idi. Mevlana'ya kadar hikmetten nasibi olanlara zamanın Cüneyd'i denilirdi. Mevlana'dan sonar da zamanın Mevlana'sı tabiri yerleşmiştir. Cüneyd  alperendir. Sırların ve sınırların bekçisi.  Arapça Mehmetçik'in karşılığıdır.  Cüneyd ricali gaybın ve erenlerin önde gelen isimlerinden birisidir. Cüneyd 'seyyidu't taife' yani erenlerin piridir. Ali Öztaylan'ın a bu makama bakan bir yüzü olmalı. Zaman'daki ölüm haberinden öğrendiğimize göre Ali Öztaylan Cüneyd ahvalini takınmış bir insandı. Ali Efendi, yıllar önce Ali Haydar Efendi hakkında ulaşabildiği malumatı toplayıp bir deftere kaydetmek isteyen ve bunun için kendine de müracaat eden bir gence şu cevabı vermişti :" Ricalin hangi halini kayd edeceksiniz ? Onlar bir anda sayısız alemleri seyrederler. Yazılıp çizilenler kuru kuruya zahiri malumattan ileriye gidemez. Yine de bu hususları ciddi manada araştırıp kaya geçirmek lazımdır…" Bu Cüneyd'in de cevabıdır. Ali Öztaylan'ın cevabı Cüneyd'i kendisine tevhidden soran birisine verdiği aynı cevaptır. Birisi Cüneyd'e tevhidin sırrını sorar. O cevabını verir ve çok hoşuna gider ve söylediği sözü kaydetmek ister. Sözünü tekrar etmesini istirham edince bu defa Cüneyd başka bir makamda başka bir cevap verir. Bunun üzerine soran kişi (sail) öncekini yazamadığını söyler. Bunun üzerine Cüneyd tevhidle alakalı bir üçüncü makamdan bahseder. Bunun üzerine soran der ki, ' Ne yapayım kaydedemiyorum siz birinci makamda kalın…" Bunu üzerine Cüneyd dile gelir ' Söz benden sadır olsa ve ezberimden olsa hayhay. Ama öyle değil…" Cüneyd muhatabına sözlerinin sunuhat tarzı olduğunu  anlatmak ister.

Sanatçı da böyledir. İlhamla yazar ve yapar. Zahirde bir hattat hep aynı tarzda yazar. Fakat derin tetkik ettiğinizde hepsinin ayrı ayrı olduğunu görürsünüz. Tornadan çıkmış gibi değildir. Makamdan içeri makam vardır.  İbni Arabi bu sırra'halk cedid' der 'Tecdidu'l halk fi külli anat" her anda; salise, rabia ve hamiselerde yani saniyenin bölümlerinde dahi yeni yaratmalar vardır. Mevlana ve ondan sonra Şeyh Galip'in 'Cancağızım şimdi yeni şeyler söylemek zamanıdır…" emesi de işte bu sırrı ifade eder    Kur'an-ı Kerim de hep bize yeni şeyler söyler. Çünkü o lisan-ı gaybdır. Kur'an-ı Kerim'in bu özelliğini en güzel Üzeyir Garih ifade etmiştir. Şöyle der :" Herkes kendine göre tefsir ediyor ayetleri. Arapça çok zengin bir lisandır. Piyanoda, 'do' ile 're arasında bir diyez ve bir bemol vardır. Halbuki, kemanda 'do ile 're' arasında, yorumlama durumuna göre, sonsuz aralıklar bulunur…." Kur'an  kemana değil keman Kur'an'a benzetilebilir. Yine keman kaşlı değil ama keman sözlü şahsiyelerden birisi de Cüneyd idi. O bütün makamlardan seslenirdi. Dolayısıyla sözleri tekrar değildi ve dinleyene asla bıkkınlık vermezdi.

Bugün Cüneyd'i anlattık yarın Cüneydleri anlatalım.

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye