Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

 

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

Yeni Mehmet'in doğuşu

Gelmiş geçmiş en önemli İsrail Başbakanı olan Ben Gurion şöyle bir kehanette bulunur :" En korktuğum şey Araplar arasında yeni bir Muhammed'in doğuşuna tanık olmaktır…." Elbette bekledikleri Hazreti Muhammed'in kendi evsafında bir halefidir. Yoksa yeni bir peygamberin gelmesi değil elbette. Zaten onlar goyim veya ümmilerden bir peygamber de beklemiyorlar. Veya kendi soylarından gelmeyen bir peygamber ile asla ilgili değiller. Bu onları ilgilendirir. Bizi ilgilendiren husus ise Hazreti Peygamberin mirasına sahip çıkarak kangren olmuş bölgenin ve insanlığın sorunlarını çözecek hayru'l haleflerdir.  Ben Gurion böyle söylemiş. Aslında Golda Meir de benzeri şeyleri söylemiştir. O da, ' Müslümanlarla Yahudiler arasında bir savaş çıkmadıkça kıyamet kopmayacak' hadisinin hatırlatılması üzerine şöyle söylemiştir :" Ne bizler hadiste bahsedilen Yahudileriz ne de Müslümanlar o Müslümanlar…" Lakin beklenen Müslüman tipi yeniden zuhur ederse  ? İşte Ben Gurion'un endişesi Golda Meir'in uzak gördüğü hadisteki Müslümanların tarih sahnesinde yeniden yerlerini almaları.  Beklenen fetih neslinin gelmesi.  Ben Gurion'un tarihe değil de geleceğe tanıklığını paylaşan niceleri var. Bunlardan birisi de Prof. Ahmet Şevket'in aktardığı tanınmış oryantalistlerden Albert Schrod (Şarod)'un geleceğe olan tanıklığı. Elbette bu farklı farklı tanıklıklar müddeamıza ya da iddiamıza güç ve kuvvet katıyor.

*

 Bir İsrail başbakanı ile bir oryantalistin tanıklığı aynı mecraya dökülüyor. Albert Schrod şunları söylemektedir :"Bu zeki ve kahraman Müslüman indiği ve göçtüğü mekanlarda ilmi ve fennine dair geride kalıcı eserler bırakmıştır. Şan ve şerefine dair geride tarihe tanıklıklar bırakmıştır. Yüzlerce yıldan beri uykuya dalmış olan Müslüman nihayet derin uygusundan ve hab-u gafletinden uyanıyor. Hal ve kal lisanıyla kainata şöyle haykırıyor : İşte ben ölmedim. Hala diriyim. Tekrar hayata dönüyorum. Artık, büyük devletlerin ve başkentlerin istedikleri gibi evirip çevirdikleri bir beşer kütlesi veya bir kukla değilim. Ona buna boyun eğen kör bir alet veya mekanizma değilim…" Sanki bu sözler Schrod'un ağzından değil İkbal'in ağzından dökülüyor.

Bu fakra ve kesitten sonra şunları ilave ediyor :" Kimbilir belki de Frenk illeri yeniden İslam ve Müslüman tehdidi altına girer. Münasip bir anda ve uygun bir zaman diliminde  toparlanan Müslümanlar yeniden semadan nüzül ederek yeniden dünyayı fethederler. Bu bir kehanet değilim ve kehanet iddiasında da bulunmuyorum. Aksine buna işaret ve delalet eden karineler oldukça bol. Akımını durdurmaya ne atom bombaları  ne de füzeler yetecektir…"  Orada burada bizden başka herkes fetih neslinin rüyasını görüyor.

*

  Evet neden Muhammed demedik de Mehmet dedik. Mehmet, Muhammed'in Türklerdeki ismi, resmi ve sıfatıdır. Fatih Sultan Mehmet, Muhammedi bir ruhla, şevkle ve müjdeyle İstanbul'u fethetmiştir. Hala da bu ruh Türklerde ziyadedir. Bunu söyleyenlerden birisi de Muhammed Fatih er Ravi'dir. Bu hususta gözlem ve tanıklığını şöyle anlatır :" Araplar neredeyse kıyadet ve liderlik vasfını 400 yıldır unuttular. Ama Türkler liderlik tahtından ineli henüz 100 yıl oldu. İzleri hala çok taze ve korları hala sönmüş eğil. Bir gün Erbakan'ı dinlerken onu Otağ-ı hümayun'da gibi gördüm. Sanki Suriye ve benzeri bölge ve vilayetlere valiler tayin eder gibiydi…" Müslümanların rüyalarının gerçekleşmemesi için bu rüyayı gerçekleştirecek adaylar da tehlike ve tehdit altında. Komplolara maruzdurlar.  Aliya Sempozyumunda bir arkadaş  merhum Sabahaddin Zaim Hoca'dan nakletti. Kissinger ve şurekası yani ekibi İslam aleminde istikbal vadeden bütün liderleri teker teker temizlediler. Bunlardan birisi Kral Faysal'dı. Kissinger ile görüşmesinden tam bir yıl sonra kışkırtmayla yeğeni tarafından öldürtüldü. Sonra zayıf ve hasta Halit yerine geldi. Ardından da kaht-ı ricalin bir üyesi olarak Kral Fahd fetih rüyalarıyla değil pembe rüyalarla ve pembe alemlerle ülkesini yönetti. Ülkesinin kudsiyetini ayaklar altına aldı.  Sonra Ziya ul Hak dünyanın da katkılarıyla Rusları Afganistan'da perişan etti. Köşeye sıkıştırdı. Suikasta kurban gitmesinden evvel Batılılar, Orta Asya'yı da kapsayan yeni bir imparatoluk rüyası gördüğünü ileri sürüyorlardı. Belki de tespit etmişlerdi.  Ve Ziya ul Hak bunun için öldürüldü ve Müşerref döneminde Pakistan kuşatıldı ve Afganistan'ı kaybettiği gibi adeta bir Amerikan sömürgesi haline geldi. Ve Sabahaddin Zaim üçüncü kayıp olarak Özal'ı görüyor. Özal da Ziya ul hak ile aynı yıl suikasta maruz kalmış ama bundan kurtulmuştu. Ardından 5 yıl daha yaşadı ama bu kez de onu muhtemelen zehirleyerek öldürdüler ve Türkiye akabinde 10 yıllık bir türbülansa buhran önemine girdi. Ama Allah imhal eder ama ihmal etmez ve 'yeni Mehmetçik' profiliyle arzdaki nurunu tamamlayacaktır. Kimsenin şüphesi olmasın.

 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal