Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

Yedinci dalga; Yeşil dalga

Ergenekon meselesi dallanıp budaklanıyor. Ve sonunda ulusalcı İslamcılar adıyla bilinen kesimlere kadar ulaştı. Sabah gazetesi bunu : Ergenekon'da Yeşil Dalga diye duyurdu.  Bunların Ergenekon'la bağlantıları kadar ve belki daha da öncelikli olarak ulusalcılıkla ilişkilerinin analiz edilmesi ve fikri bağlantılarının ortaya çıkarılması gerekir. İslami kesimlerin ve düşüncenin sağlığı açısından bu çok önemli. Belki ikinci kademede ortaya çıkarılması gereken husus, liberal İslamcı düşüncenin de kare köklerinin ortaya çıkarılmasıdır. Her iki düşünce sistematiği de İslam'a yabancı olduğu oranda onu kendilerine benzetmeye ve yozlaştırmaya çalışıyor. Her iki düşünce de İslam nokta-i nazarından reformisttir. Aslında sonuç itibarıyla ikisi de aynı kapıya çıkıyor. Kendi aralarında kavga etseler bile sonuç bir. Ulusalcılık İslami düşüncede bir sapma hareketidir. Çok bariz ve açık bir misal vermek gerekirse eskiden ulusalcı kesimler İslami kesimleri ümmetçilikle suçlarlardı. İslami kesimleri ümmetçi olarak yaftalarlardı. Bugün baktığımız zaman ulusalcı İslamcı kesimlerin aynen onlar gibi ümmet-hilafet eksenli düşünceleri 'fitne' olarak takdim etmekteler. Kendilerini Ulusalcı-Kemalist olarak konumlandırmakta ve tanımlamaktadırlar. Özellikle İslami kesimlerde ve onun ötesinde genel olarak ulusalcılık 12 Eylül ve bilhassa 28 Şubat sürecinde oluşmuştur. Darbe ortamlarının bir ürünüdür. Ve bu akımların ortak özelliği zikzaklı ilişkileri ve  çizgileridir. Düşünce itibarıyla da sofistike olmayıp suçlamaya meyyal kalıpçı, slogancı ve sığdırlar. Mesela bunlardan birisine atfedilen (A.A.) 'Ya ulusalcısınız ya da hainsiniz' kolaycılığı gibi. Bu aslında tarihte Haricilerin günümüzde de Bush'un anlayışının bizdeki izdüşümlerindendir. Bilindiği gibi, Bush'un yaklaşımı şuydu :" Take it or leave it/ ya sev ya terk et" Bu düşünce ekseni hem ülkemiz hem de dini eğerlerimiz açısından yozlaştırıcıdır.

*

 Ahmet Akgül'ün fikri çizgisine baktığımız zaman; hala kendisini Milli Görüş çizgisiyle izah etmeye kalkışsa bile onunkisi Milli Görüş'e rağmen Milli Görüşçülüktür. Hazreti Ali ile gulat-ı Aleviler asındaki ilişki gibi.  Hazreti Ali'nin reddettiği bu ilişi türünü ötekiler ispata yelteniyorlardı. Elaziz merkezli düşünce de de Erbakan Mehdi olarak tanımlanmaktadır. Halbuki Ebu'l Hasan en Nedevi'nin İmam-ı Rabbani kitabında beyan ettiği gibi Mehdiyetçilik batiniliğin bir şubesidir. Ve günümüze en Kemalist ve ulusalcı çizgideki dini cereyanların fikir merkezinde Mehdicilik anlayışı yatmaktadır.  Anılan kliğin Kemalizmle ilişilerine gelince Posta gazetesinin hakkındaki bir habere göre, Mustafa Kemal'e hakaretten bir yıl hapis yatmış bir kimsedir. Ardından da yıllar sonra hacimli ve tuğla kalınlığında 'Bizim Atatürk' adlı bir kitap kaleme almıştır. Yine Posta gazetesin aynı haberinde Konya bürolarının önünde  aslan heykelleri görünmektedir. Yine tasavvufi alan onların çelişkili oldukları bir alandır. A. Akgül, Libya'nn davetiyle çeşitli tasavvufi cereyan mensupları ve tarikat temsilcileriyle birlikte bu ülkeye gitmişti. Ama Cumhuriyet gazetesinden konuyu takip eden Mehmet Faraç'ın haberinde bambaşka bir Ahmet Akgül portresiyle karşılaşıyoruz ve şöyle yazıyor :" Erbakan yanlısı, tarikat karşıtı ve Atatürk'e yönelik ılımlı çizgisiyle dikkat çeken derginin yayın politikası ve muhalif duruşu akla çeşitli sorular getirdi.' Faraç'ın aklına birçok soru üşüşebilir bizim aklımıza da  ondan fazla sorular üşüşüyor ve bu tutarsızlıklar geliyor. Kimi gazeteler bu grubun Milli Görüş ve SP yanlıları tarafından ihbar edildiğini yazıyor. Mladiç'in Karadziç'i ihbarı gibi. Ben ihtimal veriyorum sadece Konya'da yaşanan bir arbededen sonra  fikri yapılarından ziyade güvenlikle alakalı bir konudan dolayı emniyete  haklarında bir şikayet intikal etmiş. .O kadar. Bununla birlikte Milli Görüş çizgisiyle inişli çıkışlı ilişilere sahip olagelmiştir. Onun ötesinde Recai Kutan'ındanışmanı olan Oğuzhan Asiltürk, Ahmet Akgül'ün hiçbir zaman Milli Görüşçü olmadığını fakat dışarıya kimliğini bu şekilde izhar ettiğini ve yansıttığını söylemiştir. A. Akgül baştan beri sorunlu bir kişiliğe sahip ve, zamanla imale edilmiş ve fikren ele geçirilmiş olabilir. Bunun nedeni de ya donanımda bir eksiklik ya da pürüzlü bir kişiliğe haiz olmasıdır.

*

  İşçi Partililerle birlikte aynı anda operasyona maruz kalmaları onlar açısından talihsizlik olmuştur. Bilindiği gibi Perinçek grubu tarihi boyunca sistematik olarak dinle diyanetle uğraşmış ve özellikle de İslamiyete olan olumsuz ilgisi sürekli olarak gündemde kalmıştır. Turan Dursun'a sahip çıktığını  hatırlatmak bile kafi gelir sanırım. Aziz Nesin'in konumu onun ve çevresinin yaptıkları karşısında çok hafif kalır. Bundan dolayı Hüsnü Aktaş geçmişte benzerleri için 'topal tağut' sıfatını kullanmıştır.  Zaman zaman ABD'ye veya politikalarına karşı tepki noktasında ortak reflekse sahip olmak  mümkünse de bundan ötesi beyhude. Din konusunda Doğu Perinçek'in durduğu yer gizlenemeyecek kadar açıktır. Dolayısıya onun kurumlarında dini programlar yapmak eşyanın tabiatına zıttır. Dini, jeo politiğe kurban etmektir. Dine bakış açısından ulusalcılarla liberaller arasında pek bir fark olmadığını söylemiştim. Birisi mutlak hürriyetle ve bunun tabii sonucu  olan ibahiye ile  kurutuyor diğeri de hürriyetsizlikle boğuyor. Son sıralarda liberal İslamcılarla ulusal İslamcılar mantar gibi bittiler ve ülkenin ufkunu kararttılar. İyalog gibi meseleleri aralarında kimlik kavgası meselesi haline getirdiler.  Dindarları ve ülkeyi kutuplaştırdılar.  Ulusalcı İslami cemaatların veya teşekküllerin genel vasfı batiniliğe meyyal oluşlarıdır. Batiniliğe kaydıkları  oranda ulusalcılarla ortak noktaya ve zemine ulaşmış oluyorlar. Batiniliğe kaydıkça ulusalcılığın çekim alanına giriyorlar. İslami teşekküller batiniliğe yaklaştıkları oranda ulusalcılığa ve derin devlete yaklaşıyor; derin devlette İslami cemiyet veya cemaattalara nufuz ve hulul ediyor. Bunu anlamak için ulusalcı İslami anlayışların kimyasına ve tabiatına bakmak yeterlidir.

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

à

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye