Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

Yeni soğuk savaşın ilk kıvılcımları

Gürcistan üzerinden şekillenen yeni soğuk savaş  ABD ile Rusya arasında yeni kutuplaşma fayını harekete geçirdi. Potansiyel olarak bulunan hattı kuvveden fiile çıkarmış oldu. Bunun sonucunda saflaşma sadece Kafkaslar'da üç vermemiş aynı zamanda Ortadoğu'ya da sıçramıştır. Hatta Türkiye üzerinden yürüyen Suriye-İsrail dolaylı görüşmeleri doğrudan görüşmelere intikal etmeden bitme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.  Gürcistan üzerinden başlayan yeni kutuplaşma dünya ve bahusus Türkiye için de yeni fırsatlar ve riskleri beraberinde getirmektedir. Bunun ilk belirtilerinden birisi, Türkiye'nin 1936 yılında imzalanan Boğazlar rejimine ilişkin Montrö'nün kriz zamanında uygulanması zorluğuyla karşı karşıya kalmış olmasıdır. İttihat ve Terakki'nin Birinci Dünya Savaşı'na en azından bahane düzeyinde bile olsa  Boğazlar vesilesiyle katıldığını hatırdan uzak tutmamak iktiza eder.  Bundan dolayı, Türkiye bugün 'sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer' fehvasıyla çok dikkatli davranmaktadır. Zira Boğazlar Türkiye'nin can damarıdır ve Türkiye'nin bağımlılığı ile bağımsızlığı çizgisi arasında bıçak sırtı bir stratejik alanıdır. Bundan dolayı Türkiye ne İsa ne de Musa'ya yaranabilmektedir. ABD Montrö anlaşmasını kendi keyfine göre yorumlayarak Boğazlar'ı daha yüksek tonajlı muharip gemilerin geçisine müsait görmektedir. Rusya ise müsait tonajlı savaş gemilerinin geçisine bile yine aynı noktadan  itiraz edebilmektedir. Dolayısıyla Türkiye bir arada iki derede kalmıştır. Kaldı ki, Amerikan donanmasının insani yardım amacıyla Gürcistan'a gitmesi Rusya'nın aynı kamuflajına bir misillemedir. Artık savaşlar yardım bahanesiyle ve yardım götürme tezleriyle perdelenmektedir. Amerikalılar bu bapta  Rusya'ya Rusya'nın silahıyla mukabele ediyorlar.  Dolayısıyla Türkiye'nin kriz sürecini azami dikkatle yürütmesi ve geçiştirmesi gerekir. Bununla birlikte Türkiye teenni yerine atak davranmakta ve Kafkas Paktı projesini yeniden gündeme getirmektedir. Bu proje bizatihi olmasa bile konjonktürel olarak zamansız görülmektedir. Kısaca, Gürcistan krizi ve onun üzerinden şekillenmekte olan yeni soğuk savaş Montrö anlaşmasının yeniden masaya getirilmesine neden olmuştur. Bu mesele de Türkiye'nin hayati meselelerinden birisidir.

*

NATO üzerinden ABD'nin Rusya'yı kuşatma planı Gürcistan'da adeta duvara toslamıştır. Polonya ve Çek Cumhuriyeti üzerinden Füze Kalkanı ile Gürcistan ve Ukrayna'yı NATO'ya dahil etme planı bu son hadiselerle birlikte son aşamasına ve safhasına girmiştir.  Şunu söylemek gerekiyor ki, her ne kadar Rusya müttefiki olan Abhazya ve Güney Osetya üzerinden Gürcistan'ın sınırlarını fiili olarak yeniden çizmeye çalışsa bile Gürcistan'a yönelik karşı müdahale Rusya'nın civarındaki bütün ülkeleri ürkütmüştür. Bu ülkeleri kendisine yeniden yabancılaştırmış ve çevre ülkelerde SSCB hortlağının yeniden doğmakta olduğu intibaı uyandırmıştır.  ABD'nin Rusya'yı çevreleme politikasına Rusya da Gürcistan'ı bloke etme politikasıyla karşılık veriyor.  Gürcistan'da müdahale ve karşı müdahale ile birlikte Gürcistan ve Ukrayna'nın NATO üyelikleri daha belirsiz hale gelirken bu ülkelerin de İttifak üyeliği ısrarları daha da pekişmiş ve acil hale gelmiştir. Gürcistan'ın Karadeniz kıyısında Abhazya meselesine mukabil Ukrayan'nın da Rusya ile Kırım meselesi vardır. Karadeniz kıyısındaki Rus donanmasının Gürcistan'a müdahalesi iki ülke ilişkilerini daha kırılgan hale getirmiştir.   Bu müdahale, Ukrayna Lideri Yuşçenko'nun NATO üyelik arzusunu kamçılamış ve meseleye daha fazla asılmasına yol açmıştır. Gürcistan'a müdahalenin getirdiği dalgalanmalardan birisi budur. İngiliz The Times gazetesinden Roger Boyes'e konuşan Ukrayna Lideri Yuşçenko Gürcistan'ın işgal denenmesinin akabinde NATO'nun doğuya doğru uzanma, genişleme ve yayılma politikasının daha elzem hale geldiğini savunmuştur. Bununla da almamış kendilerinin Rusya'nın yeni saldırı listesinde olmadıklarını ama olmaları halinde de kendilerini ölümüne savunacaklarını söylemiştir. Gerçekten de Ukrayna'ya muhtemel bir saldırı Gürcistan'a yapılan bir saldırı gibi bir gezintiden ve tenezzühten ibaret olmayacaktır. Zira Ukrayna nufus itibarıyla Rusya'nın üçte birinden büyük ve gelişmiş silahlara haizdir.

*

 Gürcistan dalgalanmasının ardından Rusya'nın yakın çevresi ve yakın kuşağı Gürcistan etrafında kenetlenmiştir. Bu hareket ve saldırı Rusya'dan kurtulma azimlerini bilemiştir. Korku ve panikle birlikte Rusya'dan uzaklaşma arzuları perçinlenmiştir,  Bunun sonucunda, Füze Kalkanı projesine katılmakta mütereddit olan Polonya gibi ülkeler hemen Gürcistan saldırısının akabinde Rusya'ya bir cevap ve misilleme olarak Condoleezza Rice'ın ziyareti sırasına sözkonusu anlaşmayı imzalamışlardır. Rusya tehdit etse bile netice itibarıyla  bundan geri dönüş de yoktur. Rusya'nın kıtasal rakiplerinden Almanya da Rusya'nın müdahalesine bozulmuş ve Gürcistan ve Ukrayna'nın NATO oriantasyonunu ve yönelimini

Onaylamış ve desteklemiştir. Bununla birlikte Merkel'in bu tavrına mukabil Almanya'nın eski Şansölyesi Schröder Gürcistan müdahalesinde Rusya'yı haklı bulmuştur.

 

 Gürcistan meselesi Rusya'nın saldırganlığına dönük korkuları yeniden depreştirmiştir. Daha önce Polonyalılar Füze Kalkanı projesini Bush'un yeni çılgınlıklarından birisi olarak görüp bundan uzak kalmayı yeğliyorlardı. Ama Kremlin'in yeni davranışıyla birlikte eski korkular depreşerek Polonyalıları Füze kalkanı için ikna etti. İşte tam bu noktada  McCain yanlısı Neoconların muhtemel ir komplosundan bahsedilmektedir. ABD'de yapılan kamuoyu yoklamalarında uluslar arası krizlerle karşılaşma halinde Amerikan halkının McCain'i tercih edeceği ortaya çıkmıştı. Bu anketlerin fiili ilk denemesi de Gürcistan olayları oldu. Bundan dolayı yeni 6 gün savaşının başlarında Rusya'nın Gürcistan üzerinden ABD'nin tuzağına düştüğünü ileri sürenler olmuştu. Buna mukabil, Gürcistan'ın Gorbaçov'un deyimiyle  yıldırım harekatıyla ve orantısız güçle Güney Osetya'ya saldırısının da Rusya'nın Gürcistan'a ve can düşmanı Saakaşvili'ye bir tuzağı olduğu ileri sürenler var. Aslında, iki taraf da pusudaydı ve münasip gördükleri bir anda harekete geçtiler.   

Gürcistan savaşı kimin komplosu oluğu tartışıla dursun Mccain'in bu sayede arayı kapattığı ve kapatmakta olduğu müşahede edilmektedir. Savaş ve kriz nöbetlerinde Amerikan halkı şahinleri destekliyor ve kendini şahinlere emanet ediyor. Onlara güveniyor. Savaş zamanlarında halkın içte tek kalıp ve tek yürek olma refleksleri gibi. Belki de kimilerinin savunduğu gibi, bunlar bilinçli politikalar olabilir. Zira tarih boyunca ABD'nin bütün savaşlarına bu tarz iddialar hep eşlik etmiştir.

KAFSAKLAR' DA İSRAİL HASARI

Gürcistan meselesi Ortadoğu'yu da yeniden çalkalamıştır. Zoraki bir şekilde Amerikan yörüngesine dahil olmaya çalışan Suriye yeni bir manevra alanı yakalamıştır. Bu ise ABD-İsrail mihveriyle Suriye arasında en azından bir güven buhranı doğurmuştur.  Beşşar Esad  kesinkes Gürcistan meselesinde Rusya'nın haklı olduğunu ve saldırgan tarafın Saakaşvili olduğunu ilan etmiştir. Bununla da kalmamış ertesinde İskender füzeleri ve sistemini almak için Soçi'ye gitmiş ve Medvedev'le görüşmüştür.. Bu ise diğer cephede dalgalanmaya neden olmuştur.. Rusya'nın samimiyeti bilinmez lakin Gürcistan ile İsrail ilişkileri nedeniyle Moskova-Tel-Aviv ilişkileri gerilmiş ve gerilemiştir. Bilindiği gibi İsrail Gürcistan'a silah sistemleri satmış ve bununla da kalmamış Türkiye ile birlikte ordusunu eğitmiş ve ayrıca İsrail kabinede de iki Yahudi bakanla temsil ediliyordu. Bununla birlikte her azman olduğu gibi erken çark etmiş ve Rusya ile ilişiklerini daha fazla bozmak istememiştir.  Hasarı asgari seviyede tutmak istemiştir.  İsrail, Müşerref'in istifası ve Saakaşvili'nin Rusya karşısında yenilmesiyle uluslar arası ilişkilerde iki büyük darbe yemiştir. Suriye'nin durumdan vazife çıkartan yaklaşımı da İsrail tarafından not edilmiştir. Buna mukabil, İsrail Suriye'nin yeni açılım politikasına karşı üç basamaklı bir politika izlemiştir. Bunlardan birisi şantaj ve tehdit politikasıdır. Şayet  Suriye İskender füzelerini alacak olursa İsrail bu füzeleri vuracağını açıklamıştır. 2007'deki müdahalesi de dikkate alınacak olursa bu Suriye'yi ürkütmüş olmalıdır. Suriye'nin bu pek de beklenmedik politikasına karşı İsrail'in ikinci kademedeki yürürlüğe koyduğu politikası patronu ikna etmektir ve bu baptan  Olmert'in Moskova'ya gideceği açıklanmıştır. Suriye'yi tehditle vaz geçirirken Rusya'yı da tatlı dille ikna etmeye çalışacaktır. Rusya'nın Hizbullah ve Suriye'ye silah ve füze satışı İsrail'in en büyük endişeleri arasındadır. İsrail Lübnan'da yaşadığı 2006 sendromunu hala üzerinden atamamıştır. İsrail'in Suriye'ye karşı uyguladığı bu politika Türkiye'nin SS-300 füzeleri konusunda Kıbrıs Rum Kesimine uyguladığı politika ile aynıdır.

 

 Beşşar Esad'ın bu çalımı karşısında Jerusalem Post gazetesi gibi gazeteler Türkiye üzerinden yürütülen barış müzakerelerinin dondurulmasını ve iptalini talep etmişlerdir. Bu istek sadece İsrail cephesinden gelmiyor. Amerikan yönetiminin de Suriye ile müzakerelerin kesilmesi konusunda hem İsrail hem de Suriye'ye baskı kurduğu ileri sürülüyor.

 Bunlar yeni soğuk savaş ihtimalinin getirdiği ilk dalgalanmalar. Kutuplaşmanın sınırlarını ise Rusya'nın Batı karşısındaki  dik duruş iradesi belirleyecektir. Çıkarcı ve pragmatik politikalarına devam edecek olursa muhtemelen çevresinde çelik bir çekirdek bulamayacaktır. Şimdi Rusya'nın ve Batı'nın iradesi ve kararlılığı  Kafkaslar'da test oluyor. Pazarlıklarla bu kriz dondurulabilir de veya gelecek Amerikan idaresi Rusya ile pazarlığı kotarabilir de. Bununla birlikte Gürcistan olayları yok farzedilemez ve tarihin akrep ve yelkovanları geriye çevrilemez. Rusya ile Batı arasında SSCB'den sonra ilk kutuplaşma, Gürcistan olayları ile birlikte kuvveden fiile çıkmıştır. Bunun gerisinin gelmesi iki tarafın da göstereceği azme bağlı olacaktır. 1991 yılında başlayan tek kutuplu dünya Afganistan, Irak ve Gürcistan üzerinden çökme noktasına geldi ve bu coğrafyalar üzerinden yeni bir düzen doğuyor. Şimdi yaşanan onun doğum sancılarıdır. Kafkasya  kazanının kaynaması yeni soğuk savaşın ilk kıvılcımlarını tetikledi. Yeni soğuk savaş da yeni sınırların ve kamplaşma ve nufuz  ve çekişme alanlarının habercisi. Dünya 1991'deki durduğu yerde durmuyor. 11 Eylül rejimi 1991 jeopolitik sınırları üzerine yeni bir dikişti ve bu dikişler anılan coğrafyalarda tutmadı ve sökülmeye başladı. Bush tarafından yeni Churchill düzeninin inşa edilememesi  eski statünün avdetini de beraberinde getirecek yani yeni Osmanlı barışına kapıları aralayacaktır.

www.mustafaözcan.com

 

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye