|
Yeni soğuk savaşın ilk kıvılcımları
Gürcistan üzerinden şekillenen yeni soğuk savaş ABD
ile Rusya arasında yeni kutuplaşma fayını harekete geçirdi. Potansiyel
olarak bulunan hattı kuvveden fiile çıkarmış oldu. Bunun sonucunda
saflaşma sadece Kafkaslar'da üç vermemiş aynı zamanda Ortadoğu'ya da
sıçramıştır. Hatta Türkiye üzerinden yürüyen Suriye-İsrail dolaylı
görüşmeleri doğrudan görüşmelere intikal etmeden bitme tehlikesiyle
karşı karşıya kalmıştır. Gürcistan üzerinden
başlayan yeni kutuplaşma dünya ve bahusus Türkiye için de yeni
fırsatlar ve riskleri beraberinde getirmektedir. Bunun ilk
belirtilerinden birisi, Türkiye'nin 1936 yılında imzalanan Boğazlar
rejimine ilişkin Montrö'nün kriz zamanında uygulanması zorluğuyla karşı
karşıya kalmış olmasıdır. İttihat ve Terakki'nin Birinci Dünya
Savaşı'na en azından bahane düzeyinde bile olsa Boğazlar vesilesiyle katıldığını hatırdan uzak tutmamak iktiza eder. Bundan
dolayı, Türkiye bugün 'sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer'
fehvasıyla çok dikkatli davranmaktadır. Zira Boğazlar Türkiye'nin can
damarıdır ve Türkiye'nin bağımlılığı ile bağımsızlığı çizgisi arasında
bıçak sırtı bir stratejik alanıdır. Bundan dolayı Türkiye ne İsa ne de
Musa'ya yaranabilmektedir. ABD Montrö anlaşmasını kendi keyfine göre
yorumlayarak Boğazlar'ı daha yüksek tonajlı muharip gemilerin geçisine
müsait görmektedir. Rusya ise müsait tonajlı savaş gemilerinin geçisine
bile yine aynı noktadan itiraz edebilmektedir.
Dolayısıyla Türkiye bir arada iki derede kalmıştır. Kaldı ki, Amerikan
donanmasının insani yardım amacıyla Gürcistan'a gitmesi Rusya'nın aynı
kamuflajına bir misillemedir. Artık savaşlar yardım bahanesiyle ve
yardım götürme tezleriyle perdelenmektedir. Amerikalılar bu bapta Rusya'ya Rusya'nın silahıyla mukabele ediyorlar. Dolayısıyla
Türkiye'nin kriz sürecini azami dikkatle yürütmesi ve geçiştirmesi
gerekir. Bununla birlikte Türkiye teenni yerine atak davranmakta ve
Kafkas Paktı projesini yeniden gündeme getirmektedir. Bu proje bizatihi
olmasa bile konjonktürel olarak zamansız görülmektedir. Kısaca,
Gürcistan krizi ve onun üzerinden şekillenmekte olan yeni soğuk savaş
Montrö anlaşmasının yeniden masaya getirilmesine neden olmuştur. Bu
mesele de Türkiye'nin hayati meselelerinden birisidir.
*
NATO
üzerinden ABD'nin Rusya'yı kuşatma planı Gürcistan'da adeta duvara
toslamıştır. Polonya ve Çek Cumhuriyeti üzerinden Füze Kalkanı ile
Gürcistan ve Ukrayna'yı NATO'ya dahil etme planı bu son hadiselerle
birlikte son aşamasına ve safhasına girmiştir. Şunu
söylemek gerekiyor ki, her ne kadar Rusya müttefiki olan Abhazya ve
Güney Osetya üzerinden Gürcistan'ın sınırlarını fiili olarak yeniden
çizmeye çalışsa bile Gürcistan'a yönelik karşı müdahale Rusya'nın
civarındaki bütün ülkeleri ürkütmüştür. Bu ülkeleri kendisine yeniden
yabancılaştırmış ve çevre ülkelerde SSCB hortlağının yeniden doğmakta
olduğu intibaı uyandırmıştır. ABD'nin Rusya'yı çevreleme politikasına Rusya da Gürcistan'ı bloke etme politikasıyla karşılık veriyor. Gürcistan'da
müdahale ve karşı müdahale ile birlikte Gürcistan ve Ukrayna'nın NATO
üyelikleri daha belirsiz hale gelirken bu ülkelerin de İttifak üyeliği
ısrarları daha da pekişmiş ve acil hale gelmiştir. Gürcistan'ın
Karadeniz kıyısında Abhazya meselesine mukabil Ukrayan'nın da Rusya ile
Kırım meselesi vardır. Karadeniz kıyısındaki Rus donanmasının
Gürcistan'a müdahalesi iki ülke ilişkilerini daha kırılgan hale
getirmiştir. Bu müdahale, Ukrayna Lideri
Yuşçenko'nun NATO üyelik arzusunu kamçılamış ve meseleye daha fazla
asılmasına yol açmıştır. Gürcistan'a müdahalenin getirdiği
dalgalanmalardan birisi budur. İngiliz The Times gazetesinden Roger
Boyes'e konuşan Ukrayna Lideri Yuşçenko Gürcistan'ın işgal denenmesinin
akabinde NATO'nun doğuya doğru uzanma, genişleme ve yayılma
politikasının daha elzem hale geldiğini savunmuştur. Bununla da almamış
kendilerinin Rusya'nın yeni saldırı listesinde olmadıklarını ama
olmaları halinde de kendilerini ölümüne savunacaklarını söylemiştir.
Gerçekten de Ukrayna'ya muhtemel bir saldırı Gürcistan'a yapılan bir
saldırı gibi bir gezintiden ve tenezzühten ibaret olmayacaktır. Zira
Ukrayna nufus itibarıyla Rusya'nın üçte birinden büyük ve gelişmiş
silahlara haizdir.
*
Gürcistan
dalgalanmasının ardından Rusya'nın yakın çevresi ve yakın kuşağı
Gürcistan etrafında kenetlenmiştir. Bu hareket ve saldırı Rusya'dan
kurtulma azimlerini bilemiştir. Korku ve panikle birlikte Rusya'dan
uzaklaşma arzuları perçinlenmiştir, Bunun
sonucunda, Füze Kalkanı projesine katılmakta mütereddit olan Polonya
gibi ülkeler hemen Gürcistan saldırısının akabinde Rusya'ya bir cevap
ve misilleme olarak Condoleezza Rice'ın ziyareti sırasına sözkonusu
anlaşmayı imzalamışlardır. Rusya tehdit etse bile netice itibarıyla bundan
geri dönüş de yoktur. Rusya'nın kıtasal rakiplerinden Almanya da
Rusya'nın müdahalesine bozulmuş ve Gürcistan ve Ukrayna'nın NATO
oriantasyonunu ve yönelimini
Onaylamış
ve desteklemiştir. Bununla birlikte Merkel'in bu tavrına mukabil
Almanya'nın eski Şansölyesi Schröder Gürcistan müdahalesinde Rusya'yı
haklı bulmuştur.
Gürcistan
meselesi Rusya'nın saldırganlığına dönük korkuları yeniden
depreştirmiştir. Daha önce Polonyalılar Füze Kalkanı projesini Bush'un
yeni çılgınlıklarından birisi olarak görüp bundan uzak kalmayı
yeğliyorlardı. Ama Kremlin'in yeni davranışıyla birlikte eski korkular
depreşerek Polonyalıları Füze kalkanı için ikna etti. İşte tam bu
noktada McCain yanlısı Neoconların muhtemel ir
komplosundan bahsedilmektedir. ABD'de yapılan kamuoyu yoklamalarında
uluslar arası krizlerle karşılaşma halinde Amerikan halkının McCain'i
tercih edeceği ortaya çıkmıştı. Bu anketlerin fiili ilk denemesi de
Gürcistan olayları oldu. Bundan dolayı yeni 6 gün savaşının başlarında
Rusya'nın Gürcistan üzerinden ABD'nin tuzağına düştüğünü ileri sürenler
olmuştu. Buna mukabil, Gürcistan'ın Gorbaçov'un deyimiyle yıldırım
harekatıyla ve orantısız güçle Güney Osetya'ya saldırısının da
Rusya'nın Gürcistan'a ve can düşmanı Saakaşvili'ye bir tuzağı olduğu
ileri sürenler var. Aslında, iki taraf da pusudaydı ve münasip
gördükleri bir anda harekete geçtiler.
Gürcistan
savaşı kimin komplosu oluğu tartışıla dursun Mccain'in bu sayede arayı
kapattığı ve kapatmakta olduğu müşahede edilmektedir. Savaş ve kriz
nöbetlerinde Amerikan halkı şahinleri destekliyor ve kendini şahinlere
emanet ediyor. Onlara güveniyor. Savaş zamanlarında halkın içte tek
kalıp ve tek yürek olma refleksleri gibi. Belki de kimilerinin
savunduğu gibi, bunlar bilinçli politikalar olabilir. Zira tarih
boyunca ABD'nin bütün savaşlarına bu tarz iddialar hep eşlik etmiştir.
KAFSAKLAR' DA İSRAİL HASARI
Gürcistan
meselesi Ortadoğu'yu da yeniden çalkalamıştır. Zoraki bir şekilde
Amerikan yörüngesine dahil olmaya çalışan Suriye yeni bir manevra alanı
yakalamıştır. Bu ise ABD-İsrail mihveriyle Suriye arasında en azından
bir güven buhranı doğurmuştur. Beşşar Esad kesinkes
Gürcistan meselesinde Rusya'nın haklı olduğunu ve saldırgan tarafın
Saakaşvili olduğunu ilan etmiştir. Bununla da kalmamış ertesinde
İskender füzeleri ve sistemini almak için Soçi'ye gitmiş ve Medvedev'le
görüşmüştür.. Bu ise diğer cephede dalgalanmaya neden olmuştur..
Rusya'nın samimiyeti bilinmez lakin Gürcistan ile İsrail ilişkileri
nedeniyle Moskova-Tel-Aviv ilişkileri gerilmiş ve gerilemiştir.
Bilindiği gibi İsrail Gürcistan'a silah sistemleri satmış ve bununla da
kalmamış Türkiye ile birlikte ordusunu eğitmiş ve ayrıca İsrail
kabinede de iki Yahudi bakanla temsil ediliyordu. Bununla birlikte her
azman olduğu gibi erken çark etmiş ve Rusya ile ilişiklerini daha fazla
bozmak istememiştir. Hasarı asgari seviyede tutmak istemiştir. İsrail,
Müşerref'in istifası ve Saakaşvili'nin Rusya karşısında yenilmesiyle
uluslar arası ilişkilerde iki büyük darbe yemiştir. Suriye'nin durumdan
vazife çıkartan yaklaşımı da İsrail tarafından not edilmiştir. Buna
mukabil, İsrail Suriye'nin yeni açılım politikasına karşı üç basamaklı
bir politika izlemiştir. Bunlardan birisi şantaj ve tehdit
politikasıdır. Şayet Suriye İskender füzelerini
alacak olursa İsrail bu füzeleri vuracağını açıklamıştır. 2007'deki
müdahalesi de dikkate alınacak olursa bu Suriye'yi ürkütmüş olmalıdır.
Suriye'nin bu pek de beklenmedik politikasına karşı İsrail'in ikinci
kademedeki yürürlüğe koyduğu politikası patronu ikna etmektir ve bu
baptan Olmert'in Moskova'ya gideceği
açıklanmıştır. Suriye'yi tehditle vaz geçirirken Rusya'yı da tatlı
dille ikna etmeye çalışacaktır. Rusya'nın Hizbullah ve Suriye'ye silah
ve füze satışı İsrail'in en büyük endişeleri arasındadır. İsrail
Lübnan'da yaşadığı 2006 sendromunu hala üzerinden atamamıştır.
İsrail'in Suriye'ye karşı uyguladığı bu politika Türkiye'nin SS-300
füzeleri konusunda Kıbrıs Rum Kesimine uyguladığı politika ile aynıdır.
Beşşar
Esad'ın bu çalımı karşısında Jerusalem Post gazetesi gibi gazeteler
Türkiye üzerinden yürütülen barış müzakerelerinin dondurulmasını ve
iptalini talep etmişlerdir. Bu istek sadece İsrail cephesinden
gelmiyor. Amerikan yönetiminin de Suriye ile müzakerelerin kesilmesi
konusunda hem İsrail hem de Suriye'ye baskı kurduğu ileri sürülüyor.
Bunlar yeni soğuk savaş ihtimalinin getirdiği ilk dalgalanmalar. Kutuplaşmanın sınırlarını ise Rusya'nın Batı karşısındaki dik
duruş iradesi belirleyecektir. Çıkarcı ve pragmatik politikalarına
devam edecek olursa muhtemelen çevresinde çelik bir çekirdek
bulamayacaktır. Şimdi Rusya'nın ve Batı'nın iradesi ve kararlılığı Kafkaslar'da
test oluyor. Pazarlıklarla bu kriz dondurulabilir de veya gelecek
Amerikan idaresi Rusya ile pazarlığı kotarabilir de. Bununla birlikte
Gürcistan olayları yok farzedilemez ve tarihin akrep ve yelkovanları
geriye çevrilemez. Rusya ile Batı arasında SSCB'den sonra ilk
kutuplaşma, Gürcistan olayları ile birlikte kuvveden fiile çıkmıştır.
Bunun gerisinin gelmesi iki tarafın da göstereceği azme bağlı
olacaktır. 1991 yılında başlayan tek kutuplu dünya Afganistan, Irak ve
Gürcistan üzerinden çökme noktasına geldi ve bu coğrafyalar üzerinden
yeni bir düzen doğuyor. Şimdi yaşanan onun doğum sancılarıdır. Kafkasya
kazanının kaynaması yeni soğuk savaşın ilk kıvılcımlarını tetikledi. Yeni soğuk savaş da yeni sınırların ve kamplaşma ve nufuz ve
çekişme alanlarının habercisi. Dünya 1991'deki durduğu yerde durmuyor.
11 Eylül rejimi 1991 jeopolitik sınırları üzerine yeni bir dikişti ve
bu dikişler anılan coğrafyalarda tutmadı ve sökülmeye başladı. Bush
tarafından yeni Churchill düzeninin inşa edilememesi eski statünün avdetini de beraberinde getirecek yani yeni Osmanlı barışına kapıları aralayacaktır.
www.mustafaözcan.com
|