Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Fikirler

Biyografi

 

 

Mustafa Özcan

 

 

Ulusalcı-Milliyetçi farkı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Başdanışmanı Vedat Bilgin son gelişmelerle alakalı Neşe Düzel'e bir konuşmuş pir konuşmuş. Taraf'a konuşmasında Vedat Bilgin, MHP adına alışık olmadığımız farklı bikr dil kullanıyor. Bu dil onları akraba olsalar da ulusalcılardan ve ulusalcı çizgiden ayırıyor. Bundan dolayı, milliyetçilik ile ulusalcılığın yeniden tanımlanması şart oldu ki, efradına cami ve ağyarına mani bir tanım olsun. Burada asıl sorun aslında iki çizgiyi ve akımı yanlış yapmadan ayrıştırabilmek. Türkçe'de yapay dil oyunlarıyla bunu yapabiliyoruz ama yabancı dilde bunu yapmak imkansız. Zira mana ve anlam itibarıyla ulusalcılık ile milliyetçilik aynı anlama geliyor. Belki ulusalcılığı vatanperverler olarak çevirirseniz o başka. Bundan dolayı bu ayrımı MHP'nnin yapması daha sağlıklı olacaktır. Öncelikli olarak Vedat Bilgin'in ulusalcılık tanımı üzerinde duralım . Şöyle diyor :" Türkiye'nin dışarıdan müdahaleye çok açık bir yapısı var. Ulusalcılık adı altında demokrasiye karşı bir siyasi akım var bu ülkede. Köklü bir Baasçı hareketi var bu ülkede. Bu Baasçı hareketin yabancı istihbarat servisleriyle ilişkisi çok açık değil. Ordunun içinde cuntaları kışkırtan bir hareket bu.." Buna mukabil MHP'nin pozisyonunu da şöyle izah etmektedir :" MHP devlete değil devletçi anlayışla ve militarizmle arasına mesafe koymak istiyor. Çünkü Türkiye'nin militarizmden kurtulması lazım. Türkiye'nin geleceği için bu gerekli. Türkiye'nin geleceğini karartmaya kimsenin hakkı yok. Günümüzdeki milliyetçilik, ulus devletin demokratikleşmesini savunmaktır..." anlaşılıyor ki MHP militarizme karşı demokrasiyi savunuyor. Veya devletçi milletçi ayrışımında milletçi çizgiye meylediyor. Ulusalcılarla arasındaki temel fark bu olmalı.

Bu tanımın üzerinde biraz durmak gerekiyor. Burada ulusalcılık, demokrasiye karşı darbeci bir zihniyet olarak ele alınıyor. Baasçılıkla da ilinti kuruluyor. Bu hususta yerli bir referans verilmiyor. Halbuki sadece ulusalcılığın değil aynı zamanda Baascılığın da siyasi atası İttihatçılıktır. İttihatçılık da fikren Fransız Devrimine dayanır. 1909 İhtilali aslında Fransız Devriminin Anadolu'daki son zaferidir. Ve daha sonraki darbelere de referans olmuştur. Ne var ki 1950'lerden sonra darbeci geleneğin Fransız Devrimi çizgisinin yerini Amerikan militarizminden beslendiğini görüyoruz. Ama bugünden baktığımızda Bush çizgisinin Napolyon veya Churchill süreciyle bütünleştiğini görebiliyoruz. Yani komitacılık çizgisi zaman zaman televvün etse ve renklense de temeli bir. Temeldeki çizgi kırılmadan devam ediyor. Bernard Lewis gibilerine göre Hareket Ordusu, kurtuluş ordusudur.

Vedat Bilgin bu yeni söylemle birlikte İttihatçı gelenekle aralarına mesafe koyuyor. Bunun pratiğe yansıması nasıl olur, bu da bayka bir husus. Bu durumda İttihatçı geleneği savunmak günümüzde ulusalcıların payına düşüyor. Ve ullusalcılar hem darbeci geleneğe sahip çıkıyorlar hem de masonik çevrelerle irtibatıllar. Aynı oranda da dine karşı lakaytlar belki bu lakaytlık kimi zaman din düşmanlığı kisvesine bürünüyor. Demek ki kimi deyimlere göre, güç merkezleri veya oligarşi veya kimi diğer söylemlere göre komitacılar veya ifsat şebekelerini temsil ediyorlar. Bu akımların son türevini temsil ediyorlar.

Bu durumda ulusalcıları tanımlamak için başka karamlara da başvurmak durumundayız. Bu kavramlardan birisi de laikçiliktir. Veya son sıralardaki yaygın ifadesiye fundamentalist laiklik. Bu geleneğin kökleri de yine Fransız Devrimi ve Masonluğa dayanıyor. Dolayısıyla bizde savunulduğu tarzıyla laiklik anlayışı türevinin tek örneği ve bütün dünyadaki uygulamalarından ayrılıyor. İkincisi, kemalizme nisbette yine ulusalcılık en köktenci kemalist çizgiyi temsil ediyor. Onunla daha ziyade bütünleşmiş görüntüsü veriyorlar. Kendi tanımına göre sözde değil özde ve göbekten bağlı bir yapısı var. Bundan dolayı başkalarıyla sürekli kemalizm referansı üzerinden atışıyorlar.

Belki tanımlanması açısından bir başka özelliği de emperyalizm veya günümüzdeki suretiyle Amerikan karşıtlığıdır. İşte bu nokta üzerinde biraz daha eğilmemiz gerekiyor. Önemli olan Amerikan düşmanılğı mı, yoksa onun çıkarlarına ve emellerine hizmet edip etmemek midir ? Düşman olduğu halde ABD'ye dostlarından daha fala hizmet edenler o kadar çok ki! İsrail, ABD'nin biricik ve en namlı dostu ama çıkarlarına hizmetten ziyade zarar veriyor. Ama bazen ahmak düşmanlar dostların sağlayamaığı faydayı temin ediyor. Bu itibarla, düşmanlıktan ziyade önemli olan ABD'nin işine yarayıp yaramadığınızdır. Zannedersim Devletler Oyunu kitabında yer alıdğı şekilde Kermit Roosevelt, Nasır için şöyle bir deyim kullanır :" Tarafsız müttefikimiz... Zira o da Saddam'ın yaptığı yanlışları yapmış ve Arap dünyasının kutuplaşmasına hizmet etmiş ve karşıt kutup da sığınak olarak ABD'nin eteklerine tutunmuştur. 1950-60 arasında Nasır'ın tarafsız müttefik olarak ABD emperyalizmine katkıları bunlar olmuştur. 1967 yılında İttihatçı geleneğin subaylarını temsil eden Nasır ve Abdulhakim Amir tek bir kurşun sıkmada İsrail karşısında devredışı kalmışlar ve mağlup olmuşlardı. Daha sonra bu hamakatı Saddam tekrarlamıştır.

***

Dolayısıya sadece tarafsız müttefikler değil bir de düşman taraftan görünen müttefikler var. Bunlar da ahmak düşmanlardır. Ahmak düşman aklınla değil refleksleriyle hareket eder. Bundan dolayı çok sık dolduruluşa gelir. Öfkesiyle oynarlar. Bundan dolayı tuzağa düşmesi kolaydır. Nitekim, 1960'lı 70'li yıllarda Amerikan tarafı Irak'ta iktidara gelen Baasçılara komunistlerin listesini vermiş onlar da komunistleri alakart bir güzel temizlemişlerdi. Sonra ne oldu Sonra 1970'li yıllarda Baas yönetiminde Irak ile ABD'nin ilişkileri kopuktu. Diplomatik ilişki bile bulunmuyordu. İran-Irak savaşından sonra Rumsfeld gelip gitmeye başladı ve diplomatik ilişki kuruldu. Resmi bir sıfatı olmayan Reagan'ın özel temsilcisi Rumsfeld'in açtığı diplomatik koridor yine onun başında bulunduğu Amerikan ordusu tarafından nihayete erdirilmiştir. Demek ki, düşman Baas silahla oyun oynayarak aslında uzun vadede düşmanı olduğu Amerikan emellerine hizmet etmiştir. İttihatçıların İngiliz düşmanı olması kimin işine yaramıştı ? Yine Miloseviç'in ulusalcılığı herhalde en son Sırpların işine yaramıştır! Ulusalcıar da Amerikan düşmanıymış! Pöhhhhh. Külahıma anlatsınlar !

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan