Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

 

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

Tonybee'den Bayrou'ya

Ünlü tarihçi Arnold Tonybee  modernizm döneminde ve Osmanlı sonrasında İslam aleminin durumunu Roma ile Yahudulerin ilişkileri bağlamında tahlil eder. En azından İngilizlerin ve Amerikalıların bakış açıları buna yakındır. Müslümanlar sadece Yahudilere değil aynı zamanda ilk Hıristiyanlara da benzemektedirler. O ayrı bir fasıldır lakin Faruk Şen günümüzde Almanya'da yaşayan Türklerin durumunun İkinci Dünya Savaşı ve öncesindeki Yahudilerin durumuna benzediğini ifade etti. Türkler ve Müslümanlar Avrupa'nın yeni Yahudileri veya paryaları olarak takdim edildi. Faruk Şen, ishak Alaton'a ithaf ettiği yazısında şunları söylemektedir :" Büyük kıyım sonrasında Yahudilerden arındırılmaya çalışılan Avrupa'da, 5 milyon 200 bin Türk, 'yeni Yahudiler' haline gelmiş bulunuyor. 47 yıldır yaşlı kıtanın orta ve batısını da kendine yurt edinen insanlarımız aralarından 45 milyar Euro ciro yapan 125 bin girişimci çıkardıkları halde, farklı ölçek ve görünümlerde de olsa Yahudilerin karşılaştıkları ayrımcılık ve dışlamalara maruz kalıyorlar…" Oysa ki Yahudiler ne acılarını ne de sevinçlerini başkalarıyla paylaşırlar.  Bernard Lewis çok uzak olmayan bir geçmişte yaptığı bir konuşmasında Türklere, Almanya'da yaşadıklarını Yahudilerin yaşadıklarına benzeterek duygu sömürüsü yapmamalarını salık vermişti. Yahudi trajedisini istismar etmemelerini öğütlemişti. Şahin Alpay gibi bazı yazarlar işin bu yönüne temas etmişlerdi. Yine Yahudiler acılarının tek ve yekta olmasını isterler. Bu bağlamda da daima Ermenilerin kendilerine benzetilmesine karşı çıkmışlardır. Tarih zaviyesinden benzer veya benzemez ama onlar acılarını gölgeleyecek başka bir acıya tahammül edemezler. Zira bazı Yahudi yazarların da ifade ettikleri gibi artık bu uluslar arası ilişiklerde ve her açıdan kazandıran bir sektör haline gelmiştir.

*

 Faruk Şen bu tespitinde elbette ki haksız veya yalnız değildir. İngiltere'den de onu teyid eden resmi bir ses yükseldi. İngiltere'nin ilk Müslüman bakan yardımcısı Şahid Malik, ülkede giderek yükseldiğini söylediği İslam karşıtlığına sert eleştiriler yöneltti. Malik, Müslümanların büyük bölümünün kendilerini "Avrupa'nın Yahudileri" gibi hissettiğini ifade etti. Bakan yardımcısı medyada ve genel olarak toplumda Müslümanların başka hiçbir azınlığın kabul edemeyeceği derecede hedef alındığından ve aşağılanmalarından şikayet etti.

Demek ki, Tonybee'nin zikrettiği gibi Batı'ya yerleşmiş Müslümanlara  Roma yaklaşımı veya muamelesi uygulanıyor. Onun ötesinde İslam aleminin bütünleşmesine yönelik engeller de Roma'nın Yahudi politikasının bir devamıdır. Maalesef Müslümanlara yönelik yeni Roma olan ABD'nin bu politikasında en yakın müttefiki ve ortağı da ne yazıktır ki, kadim Yahudilerin fiziki varisi İsrail'den başkası değildir. İşin içinde böyle de bir garabet vardır. Bundan dolayı Bernard Lewis, Faruk Şen'e  katılmayacağı gibi Şahid Malik'in bu şehadet ve tanıklığına da iştirak etmeyecektir. O katılmasa da yaşanılanlar bir vakıadır. Bununla birlikte artık yeni Roma çökerken yeni ilişki modelleri de gündeme geliyor ve teklifleri de yağıyor.

*

Bu yeni tekliflerden birisi Tonybee tezinin panzehiri olan Charles San Bayrou'nun teklifidir. Bu teklif tabi-metbu ilişkisi değil ortaklık ilişkisi öngörmektedir. Bu ilişiklerin ekseni değişmelidir. Bayrou, Tonbyee'nin zikrettiği ve Bush doktrini haline gelen :"Ya benimlesin ya da karşımdasın' anlayışının terk edilmesi gerektiğini savunuyor. Paris Jeostratejik Etüdler Gözlemevi Müdürü olan Bayrou yeni bir ilişki dönemi arefesinde bulunduğumuzu ifade ediyor. Bakış açısını şöyle özetliyor: ' Bugüne kadar Müslümanlara ya mücadele edilmesi gereken aşırılar nazarıyla baktık. ya da onlardan kimliklerini değiştirmelerini ve körü körüne Batı'ya tabi olmalarını istedik. Artık bu kalıp ilişkiler döneminin sonuna geldik."  İslam'ın kendi değerlerini muhafaza ederek modernizmi absorbe edecek ve massedecek kudrette haiz olduğunu da hatırlatıyor. İslam'ın geçmişi çağdaş malzemelerle yeniden üretme ve inşa etme gücüne haiz olduğunu da  söylemekten kendini alamıyor. Bayrou, Ebu Zabi'de BAE Stratejik Araştırmalar ve Etüdler Merkezi'nde yapmış olduğu bu  kapsamlı konuşmasında İslam dünyasında görülen aşırı akımların nedenini de dine değil siyasi gelişmelere bağlamıştır. Buna dair Filistin meselesiyle birlikte Irak ve Afganistan işgallerini  misal vermiştir. Bayrou, cihad ile bir takım aşırı eylemlerin de birbiriyle karıştırılamaması gerektiğini ve Batı'nın sıkça bu hataya düşüğünü kaydetmektedir. Cihadın kuralları olan bir savunma biçimi olduğunu ve gelişigüzel hareketlere ve eylemlere müsaade ve izin vermediğini hatırlatmaktadır. Bayrou bunun da ötesinde dünyanın medeniyet çeşitliliğine muhtaç bulunduğunu ve kesinlikle İslam medeniyetinin bir zaruret olduğunu ve maddi medeniyeti dizginlemek ve dengelemek için dünyanın İslam'ın manevi iklimine ve kimliğine ihtiyaç duyduğunu ifade etmektedir Fransa'da 6 milyon Müslümanın yaşadığını hatırlatan Bayrou aynı zamanda İslam'ın resmi müfredata kapsamına alınmasını ve okullarda okutulmasını da talep etmektedir. İslam'ın doğru algılanması için buna ihtiyaç doğduğunu hatırlatmaktadır. Bayrou bir Batı mefhumu ve kavramı olan laikliğin genele teşmil edilemeyeceğini ve bütün dünyaya tamiminin e doğru olmadığını ve İslam'ın zaten din ile dünyayı ayırmadığından bundan mustağni olduğunu ve bu farkıyla da beşeriyet için bir zenginlik kaynağı olduğuna parmak basmaktadır. Bayrou konuşmasında aşırılığın ve Batılılaşmanın panzehirinin İslam olduğunu dile getirmiştir.

 

 
 

 

 

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye