Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

Tetikçinin tuzağına düşmek

Nuray Bezirgan olayıyla birlikte yeniden bir 28 Şubat atfı veya
tartışması yaşanmaya başlandı ve olay Fadime Şahin olayına benzetildi.
Halbuki, ikisi arasında dağlar kadar; bilemediniz yer gök veya sera
ile süreyya kadar bir fark var. Ama Nuray Bezirgan olayına 28 Şubat
penceresinden ve zaviyesinden de bakabiliriz. Aralarında bir bağ
olabilir. Bu bağ aslında Teke Tekçi Fatih Altaylı ile 28 Şubat
arasındadır. Tuncay Özkan ile Fatih Altaylı birbirine benzeyen ikili.
Kuşkusuz ideoloji hamalı değiller bilakis ideoloji ihalecileri
denilebilir. Yapılan mühendisliklerin ihalesini alıyorlar. Altaylı her
dönemde karşımıza farklı kimliklerle çıkıyor. Her dönemde karşımıza
kendi konumunu, pozisyonunu konsolide edecek malzemelerle çıkıyor. Bu
tür malzemeler arayıp bulmakta gerçekten de mahir. Üzerine yok. 28
Şubat sürecine giden süreç içinde AK Partiyi değil de Ak TV'yi
gammazlamıştı. Merhum Es'ad Çoşan Hoca Yahudi ve Musevilerle alakalı
olarak bir hadis okumuş ve bunu yorumlamıştı. Bu hadis-i şerifi toplum
içinde kin ve nefret tohumları yaymak olarak nitelendirmiş ve
şikayetinden dolayı da AK TV'ye işlem yapılmıştı. Ardından başbakan
Hülya Avşar'ı keşfetmeden Fatih Altaylı'yı keşfetmiş ve uzun yıllar
komuoyuna onun ekranından ve penceresinden hitap etmiş ve ulaşmıştı.
Ne olduysa aralarına yeniden ara kedi girmiş ve Fatih Altaylı eski
mevzisine dönmüştü ama bu arada başbakana yaptığı sohbetlerdeki gibi
reytinglere ulaşamamıştı. Sonunda bunun da kolayını buldu. Bu defa
başbakanın yerine ekranlarnı şenlendirecek bir isim bulmakta
gecikmedi. Emine ŞENLİKoğlu. Altaylı ile ŞENLİKoğlu arasında yapılan
harareti yüksek konuşmaya muttali olamadım. Ama kulaktan kulağa
akseden bu konuşma benim kulağıma da çalındı.
*
Şimdi dişine göre amatör ŞENLİKoğulları bulmuş. Bunlardan birisi Nuray
Bezirgan diğeri de Kevser Çakır. Ne diye böyle kalemini tetik olarak
kullanan birisiyle ekranları paylaştılar anlayamadım doğrusu. Teke
Tek'de düello etmek çok mu lazımdı Zira Teke Tekçi herif daha önce
ağzına geleni söylemiş ve ağzını tutamamış ve başörtülülere
'fahişeler' iye hakarette bulunmuştu. Yarasa edebiyatının yapıldığı
yıllarda bu edebiyata o da 'fahişeler'le katkıda bulunmuştu.
Başörtülülerin kendilerine böyle hakaret eden birisiyle ne hesapları
olabilirdi ! Acemi çaylaklıktan dolayı mı yoksa ekranın cazibesi mi
çarptı onları ? Hangi nedenden dolayı Emine ablalarına özendiler ?
Başbakanımız da eski müdavimlerinden birisi olarak bilmeden genç
kızları özendirmiş olabilir. Onlarda bir mahzuru yok diye düşünmüş
olabilirler. Elbette taktir onların. Bu defa Altaylı infazı diliyle
ve kalemiyle değil de kanunlar üzerinden yapmış. Başörtüsü yasağıyla
Atatürk nefreti arasında bir ilişki kurarak kızları 5816 sayılı
Atatürk'ü koruma kanununa havale etmiş. Çok ilginç! Fatih Altaylı
bağlamın dışına taşmış ve kızlar da onun tuzağına düşmüşler. Demişler
ki :"Biz Atatürkü değil de Humeyni'yi seviyoruz…" Elbette sevgi
meselesi kanun terazisine gelmez. İnsanlar neyi sevip sevmeyeceğini
kendileri tayin eder. Zorla veya kanunla güzellik olmaz. Renkler ve
zevkler tartışılmaz denilir.
Kendilerini böyle savunabilirlerdi. 'Meselemizin düzeyli sevmek veya
sevmemekle alakası ne olabilir ?' diyerekten muhatabın ağzının payını
verebilirlerdi. Onlar ne yapmışlar Altaylı'nın maksadına alet
olmuşlar. Meseleyi sevgi ve nefret bağlamına oturtmuşlar. Mustafa
Kemal'den nefret ettiklerini ve Ayetullah Humeyni'yi sevdiklerini
söylemişler., Tabii ki onunla da kalmamışlar bir sürü sapla samanı
birbirine karıştırmışlar. 'İngiliz işgali olsaydı daha hürdük'
mealinde sözler söylemişler. Dolayısıyla bağlam dışına çıkmışlar tam
da Altaylı'nın arayıp da bulamadığı ve beklediği cevapları vermişler
ve böylece medyanın avı ve şikarı haline düşmüşler.
Türkiye'nin dünyada emsali yok ve daha fazla ülkemiz başörtüsü
yasağıyla yoluna devam edemez türünden şeyler söyleyebilirlerdi ama
bunu İngiliz işgali bağlamına oturtarak söylemeleri isabetli
olmamıştır. Abdullah Gül'ün dışişleri bakanı iken uluslar arası
mahfillerde ve mahkemelerde başörtüsünü yasağını savunma durumuna
düşerken öncesinde eşinin de yasak kapsamından dolayı mağduriyetini
aynı mahfiller götürmesi büyük bir çelişki olmuştur. Babacan'ın
Avrupalı vekillere karşı söyledikleri doğru olabilir. Lakin bunu
onların huzurunda söylemenin devlet adabı ve geleneğiyle pek de
bağdaşır bir yanı olmasa gerek. Dolayısıyla sapla samanı birbirine
karıştırmamak lazım. Elbette tetikçinin yaptığı kalleşce bir olay.
Yasak için hiç alakası olmayan bir kanunun arkasına sığınmak. M. Kemal
veya benzeri isimleri kanunla koruma altına almak aslında sevgi ve
nefrette insanları riyakarlığa teşvikten başka bir şey değil. Onun
yerine düzeyli eleştiriyi teşvik etmek gerekir. Ve dolayısıyla
insanlar niyetleriyle yargılanamayacakları gibi sevgi ve nefretleriyle
de sorgulanamazlar. Asıl suç sevgi ve nefreti tetikçilik malzemesi
yapmaktır. Acemi çaylak kızlar da bu yaptıklarıyla tetikçinin tuzağına
düşmüş oldular. Başları öyle yaparsa; imamları bu hataya düşerse
cemaat veya kızlar ne yapmaz !

 

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye