Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

Tabut, Heykel ve Minber

Geçenlerde MilsanTesisleri'nde akdedilen Uluslararası Gençlik Forumu (IYF) celselerine ve oturumlarına katıldım. Burada, Lübnan asıllı  Kudüs Gençler Birliği Genel Koordinatörü Hüsam Ömer Gali'nin konuşmasını dinledim.  Çok ilginç bir konuşma yaptı ve semboller ve fetihlerin sembolleri üzerinde durdu. Daha doğrusu sembollerin fetih üzerindeki tesirlerini tarihi bir perspektiften izah etti. Doğrusu bu tarz ufuk açıcı konuşmalara ihtiyaç var. Bu bağlamda, Hazreti Musa'nın Tabut'undan bahsetti. Tabut aslında sandık veya sanduka demektir. Özel bir anlamı daha var. Bu özel anlamı Ahit Sandığı demektir. Beni İsrail'de kutsal emanetlerin tutulduğu ve muhafaza edildiği sandığa Ahit Sandığı denmektedir. Burada muhafaza edilen kutsal emanetler konusunda Tevrat kaynaklı farklı değerlendirmeler vardır. Buna göre, Hazreti Musa ve Hazreti Harun Aleyhimasselam'ın özel eşyaları vardır. Beni İsrail Hazreti Musa ve Harun Aleyhisselam'ın mirasına hürmeten bunları sandık içinde muhafaza etmiştir. Bu da bize, Hazreti Peygambere ait eşyaların korunmasının luzumunu ihtar ediyor. Günümüzdeki dengesiz ilahiyatçılar Beni İsrail'deki Tabut'la alakalı özel hukuku hatırlamadan bir kalem darbesiyle Hazreti Peygamber'e ait özel eşyaların ve hatıraların luzumsuzluğuna kail oluyorlar. Bunlar arasında Peygamberimizin kimi sahabilere ve tabiine (Veysel Karani ) hediye olarak verdiği bürdeler ve hırkalar da vardır. Dolayısıyla bu hırkalar aynı anlayışla muhafaza edilmiştir. Bununla da kalınmamış ve sahabilerden beri Peygamberimizin sakalı şerifleri muhafaza ve teberrüken ziyaret edilmiştir. Beni İsrail'deki Tabut  meselesi  İslam dairesinde de mukaddes emanetlerin muhafazasının luzumunun meşruiyetine işaret etmektedir. Kim bunun aksini iddia ederse mukabirdir ve hakka karşı inat etmektedir. Bunun küçük bir numunesi olarak da Halid-i Bağdadi'nin cübbesi Bediüzzaman'ı intikal etmiş ve o da bunu hahişkar bir şekilde muhafaza etmiştir.

*

    Bu aynı zamanda teberrüken de meşruiyetini göstermektedir. Elbette tek başına teberrük savaşların sonucunu tayin etmez. Ama manevi işaret ve unsurlardan birisidir. Bundan dolayı da Beni İsrail, Hazreti Musa'dan sonra girdiği savaşlara adeta bir sancak gibi Tabut'u da yanında götürür ve beraberinde taşırmış. Onunla zaferlere koşarlarmış. Ahit Sandığı aynı zamanda Calut'a karşı zaferler kazanan Talut'un hükümdarlık simgesi ve nişanesiymiş. Hüsam Ömer Gali, Yahudilerin zaferlerin manevi araçlarından birisi olarak da  Heykel'i gördüklerini söylemiştir. Heykel-i Süleyman  tabiri Süleyman Mabedi için kullanılmaktadır. Süleyman Mabedi de Miladi 70 tarihinden itibaren Yahudilerin kızıl elması olagelmiştir. Harem-i Şerif'i Hazreti İbrahim Süleyman Mabedi'ni de Hazreti Davud ve akabinde oğlu Hazreti Süleyman inşa etmiştir.  Yahudiler yaklaşık 2 bin yıldan beri Kudüs'e dönmeyi murad etmekte ve Allah'dan şetat/diaspora eseretini kırmasına dilemekte ve niyaz etmekte idiler.. Yahudilerin  en büyük rüyası ve hülyası Arz-ı Mev'ud'a dönmektir. Arz-ı Mev'ud'un merkezinde ise Süleyman Mabedi vardır. Bütün mabedler ve camiler nasıl Harem-i Şerif'in ve Kıble'nin bir uzantısı ve şubesi, parçası ise aynı şekilde bütün havralar da Süleyman Mabedi'nin birer şubesidir.  Yahudiler netice itibarıyla Balfour Deklaresyonu sonrasında Arz-ı Mev'ud'a dönmüşler ve 'İsrail' devletlerini de kurmuşlardır. Bu meyanda planlarının ve rüyalarının ikinci kısmı ve faslı kalmıştır. Bu da Süleyman mabedini veya heykelini yeniden inşa etmektir. Bu üçüncü mabed olacaktır. Hüsam Ömer Gali Ben Gurion veya Goldemeir'e atfen şunu aktarmıştır :" Aslında biz mabede falan inanmıyoruz. Ama Yahudi bilincini ve rüyasını ayakta tutmak için bu sembollere ihtiyacımız var…"  Unutmadan; Yahudiler kendilerine has kurtarıcı ve Mesih'i de bekliyorlar tabii ki.

*

 Müslümanların da böyle sembolleri olduğu gibi böyle sembollere de ihtiyacı var. Yahudilerin Tabut sembolüne bedel Nureddin Zengi, 1187 yılında Kudüs'ün fethi öncesinde kendi adıyla anılan bir minber yaptırmıştır. Bu minber 1969 yılında resmi İsrail tezine göre fanatik bir Yahudi tarafından yakılmıştır. Bu menfur eylemin üzerine İslam alemi galeyana gelmiş  ve bu olay İslam Konferansı Örgütü'nün nüvesini ve çekirdeğini teşkil etmiştir. Nureddin Zengi'nin yaptırmış olduğu söz konusu Minber, Kudüs'ün alem ve işaretlerinden birisi olmuştur. Nureddin Zengi döneminde Müslümanlar hangi savaşa gitmişlerse Müslüman saflarını harekete geçirmek için Minber'i de yanlarında taşımışlardır. Bu gelenek Zengi'den sonra da devam etmiş ve Selahaddin Eyyübi bu muhteşem minberi selefi Nureddin Zengi'den sonra da cenkten çenge ve savaştan savaşa taşımış ve Müslümanlar Minber'le girdikleri savaşların neredeyse tamamını kazanmışlardır. 'Ve yustasga bihimu'l gamamu' dendiği gibi onunla adeta zaferler davet edilmiştir. Minber zaferlerin gaysı olmuştur. Ümmeti Muhammed'in bir nevi tabutu olmuştur. Hüsam Ömer El Gali işte günümüzde de bu veya benzeri sembollerin canlandırılması ve dirilmesi gereği üzerinde durmaktadır. Zaferler burcunun semboller burcuna ihtiyacı var.  Ama Türk milleti olarak ya bunları unuttuk ya da abarttık. Ayasofya da Fatih'in sembollerinden birisidir. Peygamberimizin de müjdesidir. 

Ayasofya kurtulmadan ve özgürlüğüne kavuşmadan Kudüs özgürlüğüne kavuşamaz.

 

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye