|
Sünni dünya ile siyasi rekabet
İran'ın
bölgeye bakış açısı ve vizyonunu gösternmesi açısından Arap dünyasında
yankı uyandıran Türk dizilerine yaklaşımına bakmakta fayda var. Hangi
zaviyeden bakarsanız bakın son yıllarda AKP deneyimi ve Türk dizileri
Arap dünyasında. Sempati topladı. Arap dünyası özellikle de Türk
dizilerine yol açtığı sosyal ve ahlaki tahribat açısından bakarken iran
siyasi açıdan ve rekabet açısından bakmaktadır. Acaba İran Ortadoğu'yu Hitlervari
kazanılmış 'lebensraum' (yaşam sahası) olarak mı görmektedir? Sosyal
tahribat yerine bütün dikkatini siyasi boyuta teksif etmesi bunu
göstermiyor mu ? Türkiye'nin Ortadoğu'da kendisine rakip olarak yeniden
ortaya çıkmasından endişe ettiği anlaşılıyor. Ortadoğu'daki cepleriyle
birlikte yaşam ve hayat alanının önünün Türkiye tarafından
kesilmesinden endişe ettiği anlaşılıyor. Bundan dolayı Türkiye'yi
Ortadoğu'da önünü kesecek bir rakip olarak değerlendiriyor. ABD'nin
Afganistan ve Irak'taki rakiplerini ortadan kaldırması ve ardından
işgalle birlikte uluslar arası pozisyonunun zayıflamasıyla birlikte
İran tarihte en avantajlı konumunu elde ettiğini düşünüyor ve bunu
bulandıracak gelişmelere karşı alabildiğince duyarlı
davranıyor. Bundan dolayı da havadan nem kapıyor. Bu itibarla, kafasını
siyasetle bozmuş durumda. Bu çerçevede, Gümüş dizisi gibi dizilere
İran'ın nufuzunun önünü kesmek için başvurulduğunu ve bu yönde Türkiye
ile Suudi Arabistan ve Arap ülkeleri arasında muvazaa olduğu kanaatini
seslendiriyor. Öyleyse Luheydan gibi alimler bu muvazaayı bozuyorlar.
Zira bu tarz dizileri izleyebilmek için uydu anteni bulunduranların
öldürülmesi gerektiğine dair fetva vermiştir. Demek ki Luheydan gibi
alimler İran'ın nufuzunu engellemek gibi ortak misyona dahil değiller
ve buna itibar etmiyorlar. Artık İran rekabet dürtüsü sonucu siyasi
paranoyaya kapılmış ve yakalanmış durumda. Her çığlığı aleyhinde
sanıyor.
Meseleye
biraz aha yakın plandan ve zaviyeden bakalım. İran'da İngilizce
yayınlanan 'Tehran Times' gazetesi, Ortadoğu ülkelerinde izlenme
reytingleri kıran 'Gümüş' dizisinin İran'ın bölgedeki siyasi ve
kültürel etkisini azaltmak ve Türkiye'nin profilini yükseltmek amacıyla
kullanıldığını öne sürdü. Suudi Prensi Waleed Bin İbrahim'in sahibi
olduğu MBC televizyonunun 4'üncü Kanalı'nda altı aydır yayımlanan
'Gümüş' ve 'Yabancı Damat'ın Arap ülkelerinde gördüğü ilgiyle endişeye
kapılan Tehran Times'ın değerlendirmeleri şöyle:
Siyasi
amaçları var: Yabancı Damat' ve 'Gümüş' senaryoları, Türkiye'nin doğal
güzelliği ve oyuncuların çekicilikleri nedeniyle Arap ailelerinin
çıkarlarını tahrik eden romantik diziler. Her biri yaklaşık 200
bölümden oluşan bu dizilerin siyasi amaçları var. Yıllarca laik
Pan-Türkizmin egemen olduğu Türkiye, çok yakın zamanlara kadar, Arap
dünyasında hiçbir siyasi ve kültürel etkiye sahip değildi. AKP'nin
iktidara gelmesi ve İslami eğilimli bir hükümetin kurulmasıyla, Arap
ülkeleri ve özellikle İran İslam Cumhuriyeti modeline alternatif olarak
görülen Suudi Arabistan Türkiye'nin bölgedeki profilini yükseltmeye
çalıştı. Suudi Prenslerin sahibi olduğu etkili uydu kanalları, Türk
dizilerini Arapça seslendirip yayınlamaya başladı.
Amaç
Türkiye'nin profilini yükseltmek: Türk dizilerin sanat yönü çok yüksek
değil ancak, bölgede İran'ın siyasi ve kültürel etkisini azaltmak için
Türkiye'nin profilini yükseltmek amacıyla kullanılıyor. MBC'nin Türk
dizilerini yayınlama kararı, basit mesele olarak görülebilir. Ancak bu,
Türkiye ve bazı Körfez ülkeleri tarafından tasarlanan siyasi ve
kültürel bir planın ilk sahnesidir.
Erdoğan
yönetiminin bilinçli politikası: Ekmeleddin İhsanoğlu'nun İslam
Konferansı Örgütü Genel Sekreteri olarak seçilmesi, Türkiye'nin İsrail
ve Suriye arasındaki arabuluculuğu ve Lübnan ve Filistin'de yaşanan son
gelişmelerdeki rolü, Erdoğan yönetiminin, görünüşte İslami sloganlar
kullanmak suretiyle Arapların dikkatini çekmeyi başardığını
göstermektedir. Türkiye'ye bölgede önemli bir siyasi ve kültürel rol
veren bu plan, İran İslam Cumhuriyeti'nin kültürel ve siyasi açıdan
yalnızlaştırılması için formüle edilmişti.
Bari
oldu olacak çekinmeden Arapların AKP'yi İran rakabeti için iktidara
getirdiklerini de söylesinler. Böyle olsa bile bu İran'ı ne alakadar
eder ? Alakadar etmesi ancak hayat sahası doktrini
ile açıklanabilir. Bu hayat sahasını Güney Lübnan ve Irak gibi bölge ve
ülkelerdeki cepleriyle tahkim etmeye çalışıyor. Evet AKP'nin iktidara
gelişi Arap dünyası ile ilişkilerin gelişmesine vesile olmuştur. Keza
menfi surette de olsa Gümüş gibi diziler Türkiye'nin tanıtımında katkı
sağlamıştır (Fi marhaleti't tetrik el cedide…Ya leyteni Muhenned/
Character/sayı : 27). Sözgelimi Bahreyn'de bayram günlerinde turizm
acentaları biletlerin yüzde 20'sinin fix olarak Türkiye'ye kesildiğini
belirtiyorlar. Bunlar doğru ama bunun siyasete alet edilmesi İran'ın
derin niyetlerini ortaya sermektedir. Amacı kendisinin yalnızlaşması
değil Türkiye'nin bölgeden uzak tutulmasıdır. Türkiye'nin siyasi ve
askeri olarak bölgeden uzak durmasını istiyorlar. Bundan dolayı
Türkiye'deki hizb-i İran uzantıları Lübnan'a asker gönderilmesi gündeme
geldiğinde canhıraş bir biçimde buna karşı çıkmışlardı. Bundan dolayı
hem Hatemi hem de Nejad Türkiye ziyaretleri sırasında Türkiye'nin
Batı'ya demirlemiş olarak kalması gerektiğinin üzerinde durmuşlardı.
Türkiye'nin AB hedefine birçok zaviyeden bakılabilir. Fakat İran'ın
bakış açısı kesinlikle bölgesel hesaplara dayalıdır. Tehran Times'ın
Gümüş gibi dizilere siyasi misyon yüklemesiyle Nejad'ın Sultan Ahmed'de
siyaset yapıyorum demesi aynı şeydir. İran'ın tek derdi Kardavi
gibilerin arzu ettiği gibi İslam aleminde karşısına sahici bir örneğin
ve modelin yer almamasıdır. Bundan olayı hizb-i
İran uzantıları rahmetli Ziya ul Hak'la çok uğraşmışlar ve Kardavi gibi
onu da Amerikan yandaşlığıyla suçlamışlardı. Dolayısıyla İran liderlik
peşinde koştuğundan dolayı karşısında rakip istemiyor. Namzetleri de
gerçek olsun ya da olmasın ABD ve İsrail
yandaşlığıyla suçlamaktadır. Bununla birlikte sağlıklı olan bölgede
dengenin sağlanmasıdır. İran'ın bilmesi gereken, Ortadoğu'daki liderlik
boşluğunu tek başına doldurabilecek kapasitede olmayışıdır. Bunu
anladığında kendisine büyük iyilik yapmış olacaktır.
|