Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

 

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

Osmanlı bakiyesi lider

   İslam literatüründe meşhur bir deyim var: Bakiyyetü's selef. Babanzade Ahmet Naim gibiler için 'bakiyyetü's selef' deyimi kullanılmıştır. Tabir caizse onlar  yaşayan sahabe kuşağıdır. Yazdan kalma bir gün dedikleri gibi. Osmanlı bakiyyesi deyimini de bu benzetmeye uyarlayabiliriz. Yine Sait Faik Abasıyanık'ın son kuşları gibi. Osmanlı için 'insanlığın son adası veya kaleciği' denilmektedir. Osmanlı bitti-gitti ama adacıklar halinde şuraya buraya serpilmiş vaziyette yaşıyor. Tespihin taneleri dağıldı ve emame sağa sola saçıldı ama bu serpilmiş taneler orada burada yaşamaya devam ediyor. Bu sağda solda yaşayan Osmanlı bakiyesi şehirlerden ve diyarlardan birisi de hiç şüpheniz olmasın Bosna'dır. Osmanlı sonrasında Osmanlı'nın en fazla yaşandığı köşe bucaklardan birisi Bosna-Hersek oldu. Sarhoşuyla dindarıyla orada Osmanlı soluklanır. Saklı bir diyar gibidir orası. Osmanlı bakiyesi ceplerden birisiydi. Milliyetçiliğe sarılarak ayakta kalması mümkün değildi. Pakistan gibi onun tek ve yegane sığınağı diniydi. Onu da Osmanlardan tevarüs etmişti. Osmanlı bakiyesi coğrafyanın Osmanlı bakiyesi lideri Aliya İzzetbegoviç idi. Bosna onun yazılarında özünü bulmuş ve onun eylemleriyle tarih olmaktan çıkmış ve yeniden hayat bulmuştur.  Aliya ile Bosna'nın kaderi bütünleşmiştir. O  post Osmanlı bir Osmanlı veziri ve paşasıydı. Aliya hem İbranice hem ed Arapça olarak yükselme ve yükseliş anlamına geliyor. Bosna onun şahsında yeniden yükselişe geçti. O yükselişin hem simgesi hem de mimarıydı. O, sıra dışı bir liderdi. İkinci Dünya Savaşı'ndan beri sıra dışı liderler kuşağı ortalıktan çekildi.  Kaht-ı rical devresi başladı. Bu menhus günlerde ve kaht-ı rical ikliminde tek tük istisnalar vardı. Bunlardan birisi oydu. Günümüzde yaşadığımız sıkıntıların temelinde lider çoraklığı yatıyor.

*

O profesyonel bir devlet adamı değildi. O tezgahtan geçip gelmedi. O rahmetli Ebu'l Hasan en Nedevi'nin sürekli olarak vurguladığı gibi yetimetü't dehr ve onun ötesinde isami bir liderdi. İsami yani mayasında ve kimyasında başkalarının katkısı olmayan; kariyerini sadece kendisine borçlu olan lider demektir. O kimsenin sırtına basarak yükselmedi. Temelinde kimsenin harcı yoktu. Adam gibi adamdı. Siyaseti ve düşünceyi şahsında toplamış ender kişiliğiyle ve bu sayede bilgeliğin kaybolduğu asrın bilge kralı olmuştur. Bazı liderler kriz çıkarırlar. Bazı liderler de kriz çözerler. O ikincilerdendi. Tarihin en grift ve çetrefil krizlerinden birisini çözdü. Kriz hem derin hem e akuttu. Ve de çok yönlüydü. Clinton'ın itiraf ettiği gibi Mitterrand Avrupa'nın göbeğinde bir Müslüman devlet istemiyordu. Buna tahammülleri yoktu. Belki de Aliya olmasaydı böyle bir rüya gerçekleşemezdi. Belki Aliya hasıl cephe arasında sevilmiyordu ama saygı görüyordu.

 Aliya'yı yaşatmak geleceği yaşatmaktır. Tarihini tanımayan milletler tarih olur. Bu açıdan Aliya ' Tarihte kalma ama tarihi de unutma' demiştir. Tarihi unutmaya yüz tutan Bosna halkı yok oluşun kıyısından dönmüştür. Dolayısıyla iyilik iyiler üzerinden somutlaşmadan yaşanamayacağı gibi liderlik de liderler üzerinden somutlaşır ve milletler liderlerin  rehberliğinde tarih yolculuğunu sürdürürler. Marifet iltifata tabi olduğundan dolayı büyük liderler yetiştirmek de büyük liderlere özenmekle olur.  Dolayısıyla liderleri olmayan ve liderlerini tanımayan, saymayan milletler lider yetiştiremezler. Aliya İzzetbegoviç'i anma sempozyumunun İstanbul'da yapılması da çok manidardır. İki cihetle manidardır. Aliya İzzetbegoviç İstanbul ile Saraybosna'nın bileşkesidir. Ortak çocuğudur. Bu topraklarla o toprakların kaynaşmasıdır. Dolayısıyla bu topraklarda onu anmak bir cemilenin ve bir kadirşinaslığın ötesindedir. İstanbul  bir misyonun ve vizyonun şehridir. İslam dünyasının küresel merkezidir.

Kaht-ı rical öneminde dünyayı buhrandan kurtaracak; çekip çevirecek yeni lider tipi ve kuşağının doğuşu  ancak Ali İzzetbegoviç gibi liderlerin anılması ve yaşatılması ve tebcil ve takdir edilmesiyle mümkündür.

 

Buna vesile olduğu için Bağcılar Belediyesini kutlarız…

 

 
 

 

 

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye