Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Fikirler

Biyografi

 

 

Mustafa Özcan

 

 

Mutezile kompleksi

Modernizmin getirdiği hastalıklardan olan aşağılık kompleksinin tezahürlerinden birisi Mutezile kompleksidir. Modernizmin alt hastalıklarından biridir ve güç karşısına eziklik hissetmenin bir başka tezahürüdür. Modernizmle birlikte sık sık Mutezile'ye müsbet yönde atıflar yapıldığına şahit oluyoruz. Onlar modernnizm döneminde fikir hürriyeti şampiyonları olarak görülmüştür. Keza yine aynı dönemde Ekber Şah modernizmine yönelik olarak da sahiplenici atıflar yapılmıştır. Bu yönde halis din yerine şaibeli bir din anlayışı ikame edilmeye çalışılmıştır. Modernizm karşısında aşağılık kompleksinin boyutlarından birisi de Mutezile kompleksisidir. Buna mukabil, İran devrimiyle birlikte de bir Şii kompleksi zuhura gelmiş ve baş göstermiştir. İkisinin nedeni de hezimet psikolojisidir ve bu da İbni Haldun'un tespitinde olduğu gibi taklit hastalığını ve kampleks hastalığını beraberinde getirmiştir. Bunda şüphe yoktur. Selef alimlerine baktığımızda ise kompleks yoktur aksine insaf ve ihkak-ı hak vardır. Sözgelimi, Gazali veya Fahreddin Razi gibi Mutezile'ye karşı insaflı olmak başka ama igbirar inbihar dedikleri kompleks hali daha başkadır. Muhammed Abduh'dan beri neomutezile akımı adı verilen kompleksli bir akım türemiştir. Daha sonra açı daha da büyüyerek Mutezile akımı Muhammed Arkun gibilerini kapsar hale gelmiş; neredeyse İslam'la alakası kalmamış isimleri üretmiş ve türetmiştir. Bizde son sıralarda Hayri Kırbaşoğlu gibi kimseler de bu cenahı temsil ediyorlar. Onlara göre itikadi mezheplerde çoğulculuk esastır. Belki aynı kaideyi dinlere de tatbik ediyorlardır. Modernnizmle birlikte Müslümanlara isabet eden hastalıklardan ve ibtilalardan birisi de Mutezile kompleksidir. Bu komplekse ilk temas edenlerden biriside Yusuf Karadavi'dir Karadavi'nin de isabetle temas ettiği gibi kimi modernist isimler Muteziile'ye hak etmediği sıfatlar izafe etmişlerdir. 'Aklın şovalyeleri', 'İslam'da fikir hürriyeti şampiyonları' gibi sıfatlar bunlar arasındadır. Ve Mütevekkil'den beri Mutezile'nin inkiraz etmesinden dolayı da kederlerinden yas bağlamışlardır. Bu yazar ve çizerler Ehl-i Sünnet alimlerini kahinlere veya ruhban sıınıfına (clergy) benzetmişlerdir. Ehl-i Sünneti kadimci Mutezile'ye de ceditçi ilan etmişlerdir. Mutezile'nin yenilmesiyle birlikte İslam'daki gelişmeci ve ilerlemeci anlayışın bittiğini ve İslam'ın duraklama dönemine girdiğini savunmaktadılar. Kimileri bu süreci keskin bir şekilde Gazali ile başlatıyorlar. Kimileri de Osmanlı ile birlikte. Halbuki Gazali Mutezile'den ziyade filozoflarla ilgilenmiş ve Tuhafut gibi kitaplarını onlara karşı kaleme almıştır. Dolayısıyla Mutezile mazlum ekollerden birisi olarak ele alınmaya başlanmıştır. Halbuki tam aksine, Ahmed Bin Hanbel ve birçok muhaddisin maruz kaldığı mihne veya çile sürecinin mimarı Mutezile ileri gelenleridir. Dolayısıyla (ehl-i beyt değil ama Şia'nın mazlumiyeti gibi) Mutezile'nin mazlumiyeti de efsaneden ibarettir. Onların aklın şampiyonları olduğu ve fikir hürriyetine taraftar oldukları iddiası da yine bu temelsiz efsanelerden birisidir. Cahız gibi muhterem Mutezile mensupları bile mihne fitnesini savunmuşlar ve hasımlara baskıyı ve onlara göz açtırmamayı hoş görmüşlerdir ( Kifayetü'r ravi, Muhammed Ekrem Nedevi, Daru'l Kalem, s: 160) Aksine, Ehl-i Sünnet, Mutezile mezhebine karşı anlayışlı davranmış ve onlara karşı misillemede bulunmamış ve misliyle mukabele etmemiştir. Şia ile Ehl-i Sünnet arasındaki ilişiler de böyledir. Anadolu'da Şah İsmail'den beri Aleviler alevi olarak varlıklarını devam ettirdikleri halde İran'da Şah İsmail'den sonra Şah Abbas Evvel ve Tahmasp dönemlerinde bir buçuk yüzyılda şafiüyyü'l mezhep olan İran halkının ekserisi kılıç zoruyla şiileştirilmiştir. Kılıç zoruyla İran halkı şiileştirilmiştir. Dördüncü yüzyıldan sonra Mutezile inkiraz etmesine ağmen yine de bazı fikir erbabı yaşamaya devam etmiştir. Zemahşari bunlardan birisidir. Keza Mutezile'nin kimi görüşleri hem İsna Aşeriyye hem de Zeydiye içinde yaşamaya devam etmiştir. İbni Ebi'l Hadit gibi kimseler bu mezhep izdivacının şahidi ve onun ötesinde kanıtıdırlar.

Karadavi'nin de işaret ettiği gibi Ehl-i Sünnetin insafının bir gösergesi olarak Zemahşari'nin tefsiri dışlanmamış aksine sünni alimler asırlar boyunca Keşşaf'ı okumuşlar ve okutmuşlardır. Keza Mutezile'nin önemli imamlarından olan Ebu'l Hüseyin el Basri'nin El Mutemed adlı usul-i fıkıh kitabı Fahreddin Razi'nin mahfuzat ve ezberleri arasında bulunuyordu. Hastalıklı hal, ötekisidir.Komplekstir. Keza Cahız'ın edebi kişiliği ve eserleri onun sünni dünyasında da inkişaf etmesini ve muhallet kalmasını temin etmiştir. Meselenin bu yönüne temas eden Bediüzzaman şöyle yazmaktadır :"Ehl

-i dalalet ve bid'at fırkalarından bir kısım zatlar, ümmet nazarında makbul oluyorlar. Aynen onlar gibi zatlar var; zahiri hiçbir fark yokken ümmet onları reddediyor. Bu hususta hayret ediyordum. Mesela, Mutezile mezhebinden Zemahşeri, mutezilikte çok mutaassıp olduğu halde, Ehl-i Sünnet âlimlerinin mütehakkikleri, onun şiddetli itirazlarına karşı, onu küfür ve dalaletle itham etmiyor bilakis bir kurtuluş yolunu onun için arıyorlar. Zemahşeri'nin şiddet derecesinden çok aşağı olan Ebu Ali Cübbai gibi Mutezile imamlarını ise merdut ve matrut sayıyorlar. Çok zaman bu sır benim merakıma dokunuyordu. Sonra Allah'ın lütfuyla anladım ki, Zemahşeri'nin Ehl-i Sünnet'e itirazları, hak zannettiği mesleğindeki hak muhabbetinden ileri geliyordu. Yani mesela, Cenab-ı Hakk'ı her türlü noksan ve kusurdan hakiki manada tenzih etmek, onun nazarında kulların kendi fiillerinin hâlıkı olmasıyla oluyor. Onun için, Cenab-ı Hakk'ı, tenzih etme muhabbetinden dolayı, Ehl-i Sünnet'in "Kul fiilinin yaratıcısı olamaz, her şeyin hâlıkı Allah'tır." düsturunu kabul etmiyor. Reddedilen diğer Mutezile imamları ise, hak muhabbetinden ziyade, Ehl-i Sünnet'in yüksek düsturlarına kısa akılları yetişemediğinden ve Ehl-i Sünnet'in geniş kanun ve prensipleri onların dar fikirlerine yerleşmediğinden, inkar ettiklerinden merdutturlar. Aynen bu kelam ilmindeki, Mutezile mezheplilerin, Ehl-i Sünnet'e muhalefeti olduğu gibi, Sünnet-i Seniyye haricindeki bir kısım ehl-i tarikatın muhalefeti de iki cihetledir: Biri: Zemahşeri gibi; haline, meşrebine meftun olması cihetiyle, daha zevk derecesine yetişemediği şeriatın adabına karşı bir derece lakayt kalır. Diğer kısmı ise: Haşa, şeriatın adabına, tarikatın düsturlarına nispeten ehemmiyetsiz bakar. Çünkü dar havsalası, o geniş zevkleri ihata edemiyor ve kısa makamı, o yüksek adaba yetişemiyor." (29. Mektup, 9. Kısım, 8. Telvih, 4. Nükte)..."

Bu analizde eksik veya fazla yönler bulunabilir ama netice itibarıyla Ehl-i sünnet Mutezile, Mutezile olduğu için onları ademe mahkum etmemiştir. Belki istifadeye medar olan taraflarını almış ve hatta muhafazala çalışmış ve bu bağlamda, Mutezile'nin salih mirası Ehl-i sünnet daiesinde yaşamaya devam etmiştir. Ama bu insaf ve müsamahalı yaklaşım tefrit hali değildir ve onları kompleksle baştacı etmek değildir.

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

  

TV Program Arsivi

Dosyaları isimleri üzerine tıklayarak izleyebilirsiniz!

Sakli Hikmet

DOST TV 20.12.2006

Sakli Hikmet

DOST TV 18.12.2006

Sakli Hikmet

DOST TV 15.12.2006

Sakli Hikmet

DOST TV 25.12.2006

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye