Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Fikirler

Biyografi

 

 

Mustafa Özcan

 

 

'Mücahid Carter, Şeriatçı Başpiskopos, Neocon Papa'

Carter çok önemli tarihi şahsiyetlerden birisi. Zamanında İsrail'e de büyük hizmetler ifa etmiş birisidir. Sıradışı bir Amerikan başkanı. Onun dönemi İran devrimi ve neoconların yükselişine sahne olmuştur. Neoconlar Reagan'a kaymadan önce onu desteklemişlerdi. Evanjelikler de öyle. Belki de bunun nedenlerinden birisi Ulusal Güvenlik Danışmanı'nın Yahudi kökenli Brzezinski olması ve kendisinin de Camp David'i sürecini başlatmasıdır. Enver Sedat ile Menahem Begin'i 1979 yılında Camp David'de biraraya getirmiş ve bu yolla tarihi barış antlaşmasının önünü açmıştır. Bununla birlikte, daha sonraki süreçte hem Carter hem de Brzezinski büyük ölçüde değişti. Şimdi Brzezinski adaylardan Obama'yı destekliyor. Brzeziski Demokratların Kissinger'i sayılıyorsa da veya onun muadili kabul ediliyorsa da müspet yönde fevkalede değişime uğramıştır. Dolayısıyla Carter'ın Yahudilere hizmet ettiği bilgisi doğru olmakla birlikte eskimiştir. O da ahirzaman diliminin televvün halini yaşamaktadır. Carter daha sonra tam aksi istikamette yol almıştır. Kader onu bugün Camp David sürecinin tam aksi istikametinde konuşlandırmıştır. Yahudilere göre süreç onu bilahare Yahudi aleyhtarı bir zemine (antisemlit) çekmiştir. Hatta bazı Yahudi bloglarına göre artık o bir Filistin mücahididir. Emin el Hüseyni'nin haleflerindendir. Yazmış olduğu kitaplarda israili, yıkılan Güney Afrika'nın sabık Aparthheid/ırkçı rejimine benzetmiştir. Carter bu arada mühim ifşaatta a bulunmuştur. İsraili eleştirmek İsrail'de tabu olmadığını ama ABD'de tabu olduğunu ve bundan başkanların dahi muaf olmadıklarını ikrar etmiştir. Bu en tepeden bir itiraftır. Dolayıyısıyla Findley'in 'Konuşmaya Cesaret Ettiler' kitabını bir kez daha tasdiki mahiyetindedir. ABD'de İsrail aleyhinde konuşabilmek cesaret ister. Daha doğrusu mangal gibi bir yürek. Orada başkanlar bile İsrail lobisinin esiridirler. Hatta Volkanlar ekibinde birlikte çalıştıkları halde eski Amerikan dışişleri bakanlarından Colin Powell da döneminde Beyaz Saraya çöreklenmiş olan Neocon ekip için ( Perle, Wolfowitz ve Feith gibileri kastederek ) 'Burada aşılmaz bir demir leblebi ve Gestapo idaresi var' demişti. Evet orada bir Gestopa idaresi var. Bu söz gerçekten de çok önemli. Zira Mahmut Zahar da Carter'la görüşmelerinden bir gün evvel Washington Post gazetesinde yayınlanan ' No Peace Without Hamas' başlıklı makalesinde aynı gerçeklere temas etmektedir. Buna temas etmeden önce Carter'ın yaptıklarının ne anlama geldiğine kısaca değinelim. Camp David'in mimarı ve eski başkan olarak Hamas üyeleriyle görüşerek ABD'nin kırmızı çizgilerinden birini yıkmıştır. Bu anlamda Cengiz Çandar gibiler başka bağlamlardra kullansalar bile o bir put kırıcı ve tabu yıkıcıdır. Bundan dolayı Rice bu ziyaretin ve görüşmelerin kendilerini bağlamadığını ve Amerikan resmi çizgisini temsil etmediğini söylemiştir. Carter Amerikan yönetimini temsil etmese bile Amerikan maşeri vicdanını temsil etmektedir. Onları asıl korkutan da bu yönüdür. Mahmut Zahar da da Carter'ın bu yönüne vurguda bulunmuş ve kendisine kocaman bir hoşamedi de bulunmuştur. Zahar Carter'ı, 'namuslu, ( Siyonizm'den) bağımsız ve yozlaşmamış bir düşünür' olarak selamlamıştır. Keza :" Carter'ın ziyareti Yol Haritası, Barış Planı'nın Hamas olmadan uygulanamayacağını ortaya koymuştur..." demiştir. Carter deyim yerindeyse İsail'in ırkçı rejimini manevi olarak yıkmaya gelmiştir. Bundan dolayı, İbrani devleti skandal bir biçimde yanına bir koruma dahi vermemiştir. Esasında, Carter bu ziyaretiye Kral çıplak, İsrail'in barış yapmaya niyeti yok, dokusu da buha musait değildir' demiştir. Mahmut Zahar sözkonusu makalesinde 2000 ile 2005 tarihleri arasında İsrail'in bire dört oranda Filistinli katlettiğini ama bu oranın 2007 sonrası bire kırka yükseliğini söylemiştir.

***

İsrail bu suretle Ahmet Mansur'un bir programına konuşan Filistinli bir uluslararası hukukçunun ifadesine göre, Gazze'de ağır çekim holokost/Jenosit uygulamaktadır. Tarihin en garip cilvelerinden birisi birkaç yıl önce Holokost deneyimi geçirmiş bir milletin Filistinlilere Nakba namında benzeri başka bir acı deneyim yaşatmasıdır. Bu nasıl bir algıdır anlamak mümkün değil ? Yahudiler Nazilerin izinden 1948 yılında Filistinlileri Nakba'ya yani felakete uğratmışlardır. Holokost'tan kurtulanlar Filisinlilerin başına Nakba felaketi sarmışlardır. Bu bağlamda Mahmut Zahar bu yöndeki bir mukayese ile :"Biz Gazze'de 65 yıl önce Yahudilerin yaptıklarını yapıyoruz. 65 yıl sonra Varşova gettosuna mukabil biz de Gazze'yi işgalcilere karşı savunuyoruz..." demiştir. Esasında hem İsrail hem de ABD uluslararası hukuku tanımayan hukuken korsan devletlerdir. Carter ziyaretiyle bunu ortaya koymuştur. Buna mukabil, Papa'nın ABD ziyareti ve Bush'la buluşması Bush-Neocon ittifakını hatıra getirmiştir. Papa Regensburg'da yapmış olduğu konuşmasında 11 Eylül çığırından yürümüştü. Son ziyareti de bunun taçlandırır bir ziyaret olmuştur. Bush ile 16'ıncı Benediktus Beyaz Saray'da ortak bir terör vurgusunda bulunmuşlardır. Sonuç bildirgesine yansıdığı şekilde bu şöyledir :" İki taraf da topyekün bir şekilde terörizmin dinin manipülasyonu suretiyle masumlara karşı şiddet eylemleri ve ahlaksızlığı meşrulaştırmak veya gerçekleştirmek için kullanılmasını takbih ve reddederler..." Bu Beyaz Saray'ı da ve İsrail'i de kapsar bir şekilde kullanılırsa mesele yok. Ama sadece (ki, öyle) Filistinhliler bağlamında kullanılıyorsa asıl manipülasyon budur. Sonuçları sebeplerinden koparamaz ve izale edemezsiniz. Aksi taktirde saldırıya karşı savunmayı yasaklamış olursunuz. 'El badiu azlam' yani zulmü başlatan taraf zulmün anasını irtikap etmiş olur. Bu suretle Papa bir kez daha dinin manipülasyonuna alet olmuştur. Papa'nın laiklik vurgusu veya muhalefeti de samimiyetsiz bir zeminde seyretmektedir. Laikliğe muhalefeti seçmece bir muhalefettir. Ona göre, Batı daha az İslam dünyasında ise daha çok laikliğe ihtiyaç vardır. Bizim hedonizm ve dünyevileşme içinde boğulmamızı ve ideallerimizi kaybetmemizi temenni ederken batılılar için tam tersini vazediyor.

***

Belki bu noktada Papa'ya en güzel cevabı verenlerden birisi Anglikan Kilisesi Başpiskoposu 'Şeriatçı' Dr. Rowan Williams'dır. Williams bir kez daha şarklı Hıristiyanların Batı politikalarının bir kurbanı olduğunu ve Batı politikalarının Ortadoğu'da zulüm mekanizmalarını tetiklediğini söylemiştir. Williams, Carter gibi konuşurken Papa Bush veya Neoconlar gibi konuşmaktadır. Nedeni, Arapların deyimiyle, ' hikdun defin'dir. Yani :Derin kin...

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

  

TV Program Arsivi

Dosyaları isimleri üzerine tıklayarak izleyebilirsiniz!

Sakli Hikmet

DOST TV 20.12.2006

Sakli Hikmet

DOST TV 18.12.2006

Sakli Hikmet

DOST TV 15.12.2006

Sakli Hikmet

DOST TV 25.12.2006

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye