|
Mısır'da AKP-CHP koalisyonu
Alaİsvani'nin ' Alternatif dindarlık fenomeni' bana bu yazıyı ilham etti.
Alternatif dindarlık kavramı sahi ve gerçekçi dindarlığın karşı kutbunu
temsil eden dindarlık çeşitlerinden birisi. Ahirzamanda ümmeti
Muhammed'den bir taifenin hak üzerine kaim ve zahir olmalarını ifade
eden hadis-i şerif de aslında günümüzde ister istemez bu tarz
alternatif dindarlık çeşitlerinin artacağını ortaya koymaktadır.
Esasında alternatif dindarlık kavramına paralel olarak söylenen başka
kavramlar da var. Bunlardan birisi ' Et tedeyyünü'l mağşuş' sahte
dindarlık ifadesidir. Aslında bütün bunların ortak mecrası indirgenmiş
dindarlıktır. 'Küllü hizbin bima ledeyhim ferihun' ifadesinin
çağrıştırdığı hal ve ahvaldir. Ala El Esvani Mısır'daki iktidar partisi
Hizbul Vatani'nin üyelerinin dindarlığını ele alıyor ve vardığı sonuç
bu dindarlığın illetli bir dindarlık oluşudur. Türkiye'de ilginç bir
terkip var. Hasan Celal Güzel sürekli olarak kullanır :
CHP+Ordu=İktidar. Mısır'daki iktidar partisi de aslında şöyle bir
terkip ifade eder AKP+CHP= Hizbul Vatani.
Hizbu'l Vatani'nin temsilcileri veya mensupları dindardırlar ama
genellikle dindarılğın zahiri veçhesini temsil ederler. Esasında Sedat
sonrasında Hizbul Vatan AKP'ye benzemiştir. Sedat öncesinde Nasır
döneminde de CHP anlayışını temsil ediyordu. Hüsnü Mübarek dönemi ise
ikisinin terkibidir. Yani hem CHP'yi hem de AKP'yi temsil etmektedir.
Zahiri veya alternatif dindarlık fenomeniyle AKP'yi temsil ederken
Mısır'ın UNESCO Başkanlığı için görücüye çıkardığı Faruk aseni ise
tambir CHP kafalıdır. Cabir Usfur gibi edebiyatçılar gerçekten de
Türkiye'nin CHP klasını temsil etmektedirler. Dolayısıyla bu
koalisyonda zaman zaman çatlaklar ve iç kavgalar olmaktadır.
*
Bulardan
birisinde gedikli Mısır Kültür Bakanı Faruk Haseni şiddetli bir şekle
başörüsü aleyhtarlığı yapar. Adeta CHP zihniyetiyle ve uslubuyla
konuşur. Bunun üzerine kendi partisinin yani
Hizbul Vatani'nin saflarında bir uğultu ve dalgalanma olur. Galeyan
hali gerçekleşir. 8 İhvan mensubuna sıra gelmeden Hizbul Vatani
üyelerinden birisi ayağa kalkar ve hemen ' Sen İslam için bir
fitnesin'diyerekten avazı çıkıtğı kadar bağırır. Ama vucudu bu gerilime
dayanamaz ve oracıkta yere yığılır. Kendisinden geçmiş ve bayılmıştır.
İşte Hizbul Vatani üyeleri böyle gayuir Müslümandırlar. Ama öbür
taraftan hem CHP hem de AKP gibi işin tahkik tarafında değildirler.
Yandaşlığın adaletsizliği ruhlarına kadar sirayet etmiştir. Hak hukuk
tanımazlar. Sözgelimi Lazoğlu'ndaki İstihbarat binası'nda ve sair
yerlerde görev yapan Devlet Güvenlik Subayları (Muhaberat) genelde namazlarını aksatmazlar. Öyle aksazmakzal ki Yusuf
Kardavi gibilerin de yakındığı gibi halkın maslahatını ve işlerini
aksatırlar. Bu dindarlığı analiz eden Ala el Esvani bu hususta devlet
agıtında çalışan insanların ammenin hakkını ve hukukunu tanımadıklarını
örnekleriyle anlatır. Sözgelimi ramazan aylarında dini çoşku had
safhadadır ve doktorlar teravih namazlarını kaçırmak istemezler. Ama
nöbeti olan doktorlar bile hastalarını ihmal ederek cemaata yetişmeye
çalışırlar. İstihbaratçılar vatan illet aşkına masum sivilleri
işkenceden geçirirken bazıları argının bağımsızlığını manipüle eder ve
seçimlere hile karıştırır.un da yine vatan millet aşkına yapar. Bunları
yaparken milletin hak ve hukukunu hiçe sayarlar ve akıllarına bile
gelmez. El İsvani bunu yapanların özelde o kadar dindarn olduklarını ve
aile efradına fıkhi dersler bile verdiğini dile getirir.
Bunlar
kendine Müslüman. Başkalarının zararına işleyen kişisel bir
Müslümanlık. Halbuki din en başta bencilliği yasaklayan bir talimatlar
bütünüdür. Nerede kaldı ki, başkalarının zararına bir dindarlık türü
makbul ola. İmkanı yok. Biz de de aynı, CHP sapına kadar başörtüsü
yasağı taraftarıdır. Faruk Haseni gibi. Buna mukabil Şaban Dişli'nin dişine takmıştır.
Yazarımız
bu çeşit dindarlığı bozuk bilinç ( va'yun fasid) şeklinde
nitelendirmektedir. Bu tarz dindarlık amme hukukunu hiçe sayar.
İktidarın tavuk çiftliği gibi babadan oğula intikaline ses çıkarmaz.
İnsanları ve toplumu düzeltmek için kendisini hiçbir külfetin altına
sokmaz. En son yapacağı kavl-i mücerret ile "Allahım Salihleri
başımızdan eksik etme" duasıdır. Bu duaya hiçbir fili tavır eşlik
etmez ve izlemez. İşte bu dindarlık insana sahte bir tatmin hissi ve
gönül hoşnutluğu (sarhoşluğu demek daha doğru olur) ve sahte huzur
bahşeder. Bu dindarlıkta görüntü var ama öz yoktur. Özde eğil sözde bir
dindarlıktır. Mısır'da AKP'yi hatırlan bu dindarlık aslında infitah
(açılma/reform) döneminin bir ürünüdür. İnfitah dindarlığıdır. Öteki
mezahiri ve görüntüyü bastırır. Bu da görüntüye
önem verir onu kurtarır ama içini de boşaltır… Mısır'da Hizbul
Vatani'nin mensupları başörtüsü konusunda sağlamdır ama milletin malı
konusunda hiç de sağlam değildirler. 'Devletin
malı deniz yemeyen domuz' anlayışını temsil ederler. Türkiye'de 1950
yılından beri Milli Parti (CHP) atomize oldu ama ikisinin toplamı yine
aynı kapıya çıkıyor. Veya ikisinin toplamı Mısır'daki Hizbul Vatani
ediyor. Ona eşit geliyor. Yandaşların hukukunu
gözeten bir siyasi anlayış. Bu yandaş siyasetçilerin dine bakışı ise
infitah dindarlığıyla (Pazar ekonomisi) CHP jakobenizmidir.
www.mustafaözcan.com
|