|
Mustafa Özcan
Mesut yerine Neçirvan mı ?
Türk silahlı Kuvvetlerinin son sınır ötesi operasyonunun doğrudan
hedefi PKK olmakla birlikte byproduct da denilen yan hedeflerinden veya
dolaylı türevlerinden birisi de Barzani'nin siyasi olarak vurulmasıdır.
PKK yanlısı Kürtler harekatın başından beri Talabani'yi suçlarken buna
mukabil Barzani hakkında hiç olumsuz ifade kullanmadılar. Dolayısıyla
Barzani manevra kabiliyetinden yoksun olduğundan siyasi olarak
harekatın altında kalmıştır. Bu da siyasi istikbalini karartacak bir
yanlışı olarak değerlendirilmektedir. Barzani siyasi olarak yapayalnız
kalmıştır. Türkiye ile çatışmacı mantığı sonunda Amerikalıları da tam
olarak kendisinder uzaklaştırmasa bile bıktırmıştır. Önce PKK ile
birlikte onu Türkiye'yi terbiye etmek için kullansalar ve bir takım
taşkınlıklarına göz yumsalar da son sıralarda Barzani büyük bir zemin
kaybetmiştir. Kürt itizali veya şuubiye hareketine karşı Şiiler ve Arap
sünniler sonunda dayanamayarak biraraya gelmişlerdir. Bu Kürtler için
stratejik bir kayıptır. Baştan beri Şiilerle işbirliği yaparak zaten
geleneksel ve tarihi denklemin dışına çıkmışlardır. Osmanlı'dan beri
geleneksel denklem ve Şii-Sünni dengesine Kürtler tahterevallinin bir
ayağını oluşturuyorlardı. Talabani bu tarihi role atıfta bulunsada bu
daha ziyade bir nostalji olarak hatırlanmaktadır. Şuubiye anlayışıyla
Kürtler Irak'taki geleneksel sünni pozisyonunu zayıflatmışlardır.
Şiilerle girmiş oldukları taktik işbirliği de kendi yanlışları ve
başına buyruk ve infiradcı davranışları yüzünden bitme noktasına
gelmiştir. Bu da Türkiye'nin PKK üzerindeki operasyonlarını
kolaylaştırmıştır. Yani Barzani taifesi bir dizi yanlış yapmıştır.
Keskin sirke küpüne zarar misali Ahmet Davudoğlu'nun da dediği gibi
Miloseviç ve Saddam gibi keskin olan bütün anlayışlar sonunda
bulundukları zeminlerin küçülmesine neden olmuşlardır. Şimdi ise
yapayalnız kalan Mesut Barzani'nin yeğeni Neçirvanla değiştirilmesi
gündeme geldi. Buna göre Talabani, ABD ve Türkiye'nin de bu
doğrultudaki yaklaşımlarıya birlikte Mesut Barzani, daha esnek ve
kabiliyetli Neçirvan Barzani ile yer eğiştirecek. Mesut Barzani
köşesine çekilecek. Bunu ilk yazan PKK'nın tanıtım birimi Başkanı Yusuf
Ziyad oldu ve 28 şubat 2008 tarihli El Hayat'ta yer alan yazısında Türk
Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Irak harekatının mimar ve mühendisinin
Talabani olduğunu ileri sürüyor. PKK'cı Ziyad, Talabani'nin Kürt davası
içinde bir Truva Atı olduğunu ve daima yabancı güçlerin kontrolünde
hareket ettiğini ve onların taşeronui oluğunu ileri sürmektedir.
Saddam, İran ve Suriye rejimleriyle de dostane münasebetlere sahip olan
Talabani'nin Bazani'nin hilafına Türkiye'deki PKK eylemlerini 'terör '
olarak nitelendirdiğini hatırlatıyor. Keza Talabani'nin 22 Temmuz
seçimleri öncesinde Kürt seçmenlerden DTP yerine AKP'yi yeğlemelerini
ve seçmelerini istediğini de not ediyor. Dolayısıyla yazar PKK
propogandisti olarak Talabani'yi ıskartaya veya Kürt davasının hainine
çıkartıyor.
***
Tükiye'nin hava harekatına başladığı 16 Ocak 2008 tarihinden önce de
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hava ve kara harekatı için zemini
hazırladığını ve JİTEM ile Kürdistan Vatansever Cephesi'nin istihbarat
kurumu Zanyari arasında işbirliğine gidildiğini ileri sürüyor. Bu
çerçevede görevlendirilen köylülerin PKK'nın mevzileri konusunda
istihbarat topladıkları da ileri sürülüyor. Bunun sonucunda, Türkiye
ile Talabani arasında bir dizi görüşme ve pazarlıklar yapılmış. Bu
bağlamda, Türkiye'nin Kandil ve benzeri yerlerdeki PKK mevzilerini
temizlemesinden sonra buraları Talabani egemenliğine terketme sözü
verdiği de ileri sürülüyor. Genelkurmay İkinci Başkanı Ergin Saygun'un
16 şubat 2008 tarihinde Talabani ile Süleymaniye'de gizlice buluştuğu
ve taraflar arasında bazı noktalarda anlaşmaya varıldığı ileri
sürülüyor Yusuf Ziyad'a göre anlaşmaya varılan noktalardan birisi de
Başbakan Erdoğan ve hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek'in yalanladıkları
sınırda bir tampon bölge ikamesi meselesidir. Ziyad'a göre guya
Talabani bu plana onay vermiş. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu son
operasyonuyla birlikte artık Kürdistan'ın eski Kürdistan olmayacağını
da ileri sürüyor. Harekat sonrasında, Irak Anayasasının geçici 140'ıncı
maddenin bir hükmünün kalmayacağı, Irak Kürdistanının bu operasyondan
sonra fiili olakrak Türk himayesinde bir bölge haline geleceği de ifade
ediliyor. Böylece Irak merkezli olarak Kürt devleti rüyasının
Mehabad'daki gibi nihai olarak sona ereceği de dermeyan edilmekteir.
Ziyad, bu son harekatla birlikte durumun 1992 öncesine döndüğünü
savunuyor. Bazıları 2003 öncesine dönüldüğünü söylese de Sözcü Ziyad'a
göre, 1992 öncesine dönülmüş olacak. Ziyad Kürtlerdeki milliyetçi
dalganın kırılayacağını ve her durumda önceki statüye dönüleceğini
öngörmektedir.
***
Neden Neçirvan sorusuna da şöyle cevap veriliyor : Neçirvan'ın ABD
ile ilişkileri iyi olduğu gibi aynı zamanda Türkiye ve özellikle de AKP
çevreleriyle de arası çok iyi. Türkiye'nin Kuzey Irak'ta 800 şirketiyle
faal olmasına mukabil Neçirvan'ın da başta Antalya ve Mersin olmak
üzere Türkiye'de ticari ve sınai faaliyetleri var. Dolayısıyla
Neçirvan'ın çıkarları ile Türkiye'nin ve özellikle de AKP çevrelerinin
çıkarları iç içe geçmiş durumda.
Bununla birlikte , yine de Ziyad'ın sözlerine ihtiyatla yaklaşmak
gerekiyor. PKK'ya daha fazla destek için Barzani tarafını kışkırtmak
istemiş de olabilir.
Velhasıl, operasyonun gölgesinde, bitmesi bile Barzani, siyasi tarihinin en zayıf günlerini yaşamaktadır...
www.mustafaözcan.com
|