Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

Kilise yeni bir tarihi bölünmenin eşiğinde

Modernizm Anglikan Kilisesinin duvarlarını aşındırıyor  Doç. Dr. Mustafa Ertürk'ün Hadis Çözümlemeleri isimli eserinde vukufiyetle ifade ettiği gibi, 2005 yılından itibaren Emine Vedut ile birlikte gündemimize giren kadının imameti meselesi modernizmin getirdiği dini alandaki zorlamalarından birisidir. Buna yeni bir bidat akımı da denebilir.  Kadın  erkek eşitliği meselesinin dini alanda da dayatılması hadisesidir. Modernizmin  eşitlik anlayışı, beraberinde bir de metinlerin kadın gözüyle okunması talebini getirmiştir. Bu da yetmemiştir; ardından, mesele kadının imameti meselesine dönüşmüştür. Kadınların cuma namazına iştirakleri de bunun bir devamından ibarettir. Mustafa Ertürk bu bağlamda yeni dönemde il müftülüklerine kadın il müftü yardımcılarının atanması da modernizm dayatmasının bir sonucu olduğunu ifade etmektedir. Belki de Bediüzzaman'ın ilcaat-ı zaman dediği husus bu olmalıdır. Modernizme karşı en Ortodoks veya sağlam duruşlardan birisini Katolik Kilisesi temsil etmektedir. Bunda kurumsal yapısının sağlamlığının da payı da olmalıdır. Lakin o da modernizm rüzgarlarının  uzağında değildir.

 Modernizm karşısında en zayıf ve en kırılgan konumda olan Kilise ise Anglikanlardır. Zira Anglikanlık  ana kiliseden  teolojik tartışmalar nedeniyle değil de tamamen pratik ve pragmatik nedenler yüzünden ayrılmıştır.  Cılız bir kuruluş gerekçesine dayandığından Anglikan Kilisesi'nin yapısı kırılgandır. İngiltere dışındaki varlığı İngiliz İmparatorluğu'nun bir bakiyesini temsil etmektedir. Bundan dolayı sömürgecilik kalıntısı olarak görülmektedir. Bundan dolayı İngiliz İmparatorluğu'nun kalıntıları ortadan kalktıkça Anglikan Kilisesi'nin de ortadan kalkması mukadder görünmektedir.

 Anglikan kilisesi'nin yavaş yavaş tarihe karışmasının birinci nedeni, tarihidir ve bu bağlamda, İngiliz İmparatorluğunun uful etmesidir. İkinci nedeni de modernizm ve zorlamasıdır. Modernizm karşısındaki en savunmasız yapılardan birisi sözkonusu kilisedir.

 RowanWilliams'dan itibaren Anglikan Kilisesi yeniden yapısal ve derin bir krize girmiştir. Büyük bir isyanla karşı karşıya bulunmaktadır. Muhafazakar-liberal bölünmesi kilisenin bekasını ve geleceğini tehdit etmektedir. Bunda Rowan Williams'ın temsil ettiği değerlerin büyük payı vardır. Williams gelenekçi değil aksine revizyonisttir. Hem zamana hem de İslamiyete açılım taraftarıdır. Dolayısıyla karşıtları onu aşırı liberal bulmaktadır. İngiltere'de Yahudilere verilen haklar paralelinde kısmen İslam hukukunun da uygulanabilmesini savununca yer yerinden oynamıştı. Eleştiriler sadece Kilise içinden gelmedi. Seküler ve laik kesimler de Williams'ı kıyasıya eleştirdiler ve İngiltere'de çok hukukluluğun kapısını açtığını söylediler. Zaten karşıtı muhafazakarların en büyük isyan nedenleri temsil etmiş olduğu çoğulculuk anlayışıdır. Bilindiği gibi, hem İngiltere hem de Kanada'da İslam hukukuna hoşgörüyle yaklaşılması gereğini savunan isimler ve kesimler var. Sözgelimi ABD'de Noah Feldman bunlardan birisidir ve Irak anayasasının hazırlık devresinde danışmanlık yapmıştır.   Bunlardan bir diğeri de  Williams'dır. İkisi de kendi çevrelerinden büyük eleştiriler almışlar ve hatta bu eleştiriler isyan kampanyasına dönüşmüştür. Bundan dolayı Williams'ı  'Şeriatçı' ilan ettiler. Şimdi Kilise içindeki muhafazakarlar Williams'a tamamen kazan kaldırmış durumdalar. Kellesini istiyorlar. Bunun temel iki nedeni var. Williams'ın liberal görüşleri ile İslam'a karşı açılım siyaseti.

 Williams'ın karşıtları Kilise'nin iki akımdan kurtarılması gerektiğini savunuyorlar. Militan sekülarizm ve çoğulculuk. Burada çoğulculuktan kasıt, elbette Williams'ın temsil ettiği İslam'a da açılma siyasetidir.  Biz de bir cihetle elbetteki militan sekülarizme karşıyız zira Türkiye'de de Müslüman Türk halkı bunun ateşiyle kavruluyor ve dağlanıyor. Lakin karşıtları İslam'a müsamaha ile bakmasına tahammül gösteremiyorlar. Bu çizgide en  yaman ve katı duruşu Nazır Ali gibi Müslüman kökenden gelenler temsil ediyor. Onlar Williams ve benzerlerini irtidat ile suçluyor yani tekfir ediyorlar. Artık aslar üstleri aforoz ediyor.  Dolayısıyla tekfir veya irtidatı sadece İslami bir kavram olarak algılayanlar yanılıyorlar.

Günümüzde modernizm cereyanları çerçevesinde din anlayışı, tekfir ile liberalizm arasındaki bir gergefte veya yelpazede seyrediyor ve geniş yorumlara sahne oluyor.

Esasen muhafazakar Anglikanların haklı oldukları noktalar da var. Liberal çizginin Kiliseyi yok oluşa doğru sürüklediğini görüyorlar ki, Bediüzzaman buna intifa  yani sönmek diyor. Manevi çöküntüden bahsediyorlar. İsrail'de kimi çevrelerin tevilat savaşları çerçevesinde Kur'an-ı Kerimi İbranice yorumlama hevesleri gibi Anglikanlar arasında da buna benzer tartışmalar var. İncil'in revizyonist yorumlarına karşı çıkıyorlar. Bu çalışmalara ' False Gospel/Yanlış İncil' diyorlar. Bu Yanlış İncil deyimi İslamiyet çerçevesinde sui tevilleri akla getiriyor.   Bu yanlış İncil'ler çerçevesinde İskandinav ülkelerinde revizyona tabi tutularak basılan bazı İncillerde cehennem bahsi yok veya cehennemden bahis yok. Cehenneme israiliyat  nazarıyla bakıyorlar. Biz de bazılarının Mesih'in nüzülünü  Hıristiyaniyat sayarak reddetmeleri gibi.  Bu çalışmalar muhafazakar Hıristiyanları küplere bindiriyor. Lakin modernizm dalgalarıyla gelen revizyonist anlayış Kilise'yi yokluğa sürüklerken öbür taraftan da muhafazakar Hıristiyan anlayışlar Kilise'yi parçalanmaya ve hizipleşmeye ( schism) götürüyor. Ama onlar da, ' Eski hal muhal ya yeni hal ya izmihlal ' gerçeğini unutuyorlar.  Bu çatallaşmaya karşı çözüm doğru çıkış yolunu bulmaktır.  Bu liberalizm ile muhafazakarlık çatalları arasında kaybolmuş üçüncü yoldur. Tesaffi etmek yani aslına rucu etmektir.

 Kilise içindeki muhafazar din adamları 1662 yılından beri yürürlükte olan müşterek ayin kitabı ve dilinin muhafaza edilmesini istiyor  ve buna mukabil,  21'inci yüzyıl veya post modernist ilave ve yorumları reddediyorlar. Kavganın  temel nedenlerinden birisi bu.  Anglikan Kilisesi'nin son hali içindeki bir krizin ve dahası kaosun habercisi. 2003 yılından beri çatallaşmanın boyutları büyüyor. O tarihte homoseksüel din adamı V. Gene Robinson'un piskopos olarak atanması muhafazakarları haliyle kızdırmıştı (1). Bu bağlamda, revizyonistlerin aynı cinslerin evliliğini onaylaması bardağı taşıran son damla oldu. Yeni bir inşikak dalgasını tetikledi.

Anglikan Kilisesi Afrika, Asya  İngiliz sömürgeleri arasında yayılmış durumda. Latin Amerika'da da kısmi bir varlığı bulunmaktadır, Bunun ötesine Avustralya ve ABD'de de yandaşları veya mensupları var. Bu geniş yelpaze içinde Anglikan Kilisesi'nin merkez üssü olan İngiltere iki akım arasında sıkışmış vaziyette. Muhafazakar kanadı daha ziyade Afrika, Asya ve Latin Amerikalı piskoposlar temsil ediyorlar(2) . Öbür taraftan da  ABD'de Anglikanların uzantısı olan Episcopal Kilise en modernist ve reformcu kanadı temsil ediyor. İki kanadın arasını bulmak neredeyse imkansız. Rowan Williams liberal kanada meyletse de aralarında sıkışmış kalmış vaziyette. Bundan dolayı Anglikanlar mutlak bir çözülmenin eşiğinde bulunuyorlar. Bu iki kanada kimi zaman İncilci Anglikanlar ve Ortodoks Anglikanlar tabiri de kullanılıyor.  Özellikle Afrikalı Anglikanlar Müslümanları en büyük rakipleri ve hasımları görüyorlar. Eşcinsellerin evliliğini onaylayan bir kilisenin Afrika'da ve Müslümanların gözünde değeri kalmayacağını ve gözden düşeceğini gören Afrikalı papazlar bunun sorumlusu olarak Williams'ı görüyor ve ona kazan kaldırıyorlar. Onlara göre Williams'ın temsil ettiği çizgi hem onları Afrika'da alay konusu yapıyor hem de İslamiyeti meşrulaştırıyor. İşte buna dayanamıyorlar.

Bu nedenle harekete geçen muhafazakar kanadın amacı Anglikan Kilisesi içindeki liberal rehberlik ve liderlikten kurtulmak ve onu yıkmak. Bunun için de darbeyi bile göze alıyorlar. Muhafazakarlar Kudüs'te GAFcon adıyla bir konferans tertip ettiler. Yine Foca olarak anılan toplantı gerçekleştirdiler.  Wlliams bunların meşru olmadığını savundu.  Onlarsa 'Şeriatçı papaz' dedikleri Williams'ı murtedlik yani dinden dönmek, manipülasyon ve Kilise içinde kaynaşma değil de kaynamaya hizmet etmekle suçluyorlar., En yaman hasımlarından olan Rochester Piskoposu Michael  Nazır-Ali homoseksüel din adamlarını ve eşcinsel evlilikleri onaylamıyor. Bu keskin duruşundan dolayı muhafazakar kanattan kimileri Anglikan mürtedi saydıkları RowanWilliams'ın yerine Müslüman geçmişi olan (mürted) Nazır-Ali'nin getirilmesini arzuluyorlar. Nazır-Ali ve onu destekleye Afrikalı piskoposlar Willims karşıtı oldukları oranda da İslam düşmanları. Nazır-Ali İngiliz Müslümanların haklarının tahdit edilmesi (sınırlandırılması) gerektiğini savunuyor.

LAMBETH'E KARŞI KUDÜS DEKLERASYONU

 Muhafazakarlar Kilise içinde yeni bir öblünmeyi tetiklediklerini ve itizal hareketi oldukları keyfiyetini reddediyorlar. Ama ortada fiil bir vakıa var. O da Williams'ın 10 yılda b.ir toplanan Lambeth Konferansına karşı Kudüste karşıt bir konfirans tertip etmeleri ve burada radikalv e köklü karar almalarıdır. Kudüs Deklerasyonuna katılanlar kesinlikle revizsyonist  Episcopal Kilise ricali ile bağların kesilmesini savunuyorlar. Dolayısıyla şimdi Anflikanlar içinde ister istemez iki akım çıkmış urumda. Bir atrafta Episcopal kilise'nin ruhunu temsil eden Lambeth çizgisi ve ekolü diğer tarafta ise Kudüsb Konferansı ve deklerasyonu.  İkisinin yaklaşımı birbirine tamamen zıt karelerden oluşuyor.

OĞUL YERİNE ANA

Bilindiği gibi genele Hıristiyanlar rabbe yani Cenab-ı Hakka 'baba' diye hitap ederler. Mesih ise genelde halaskar ve kurtarıcıdır. Ama revizyonistler yeni bir dil ve kavramlar geliştirmiş bulunuyorlar. Muhafazakarları biraz da öfkelendiren işte bu durum. Sözgelimi, Episcopal Kiliseye yeni seçilen piskopos Katharine Jefferts Schori bir hitabında Mesih hakkında 'anamız' tabirini kullanması sapma ve bidat olarak nitelendirilmiştir. Bu durumda Cenab-ı Hakk baba ( tealallahu uluvven kebira) yaftasıyla anılırken buna mukabil Schori yeni bir kavram kullanmış ve Hazreti İsa'ya da 'anamız' demiştir. Eskiden Hıristiyanlar Mesihi teslis içinde oğul olarak anarlar ve tesmiye ederlerdi. Şimdi eski köye yeni adet kabilinden Mesih'e ana demeye başladılar.  Öyleyse teslisin tanımı da değişti. Ama baba, ana ve bir de çocuk olması gerekecek. Bu durumda Ruhu'l Kuds devre dışı kalmış olacak.

Bütün bunları dikkate aldığımız da Hıristiyanlık yolların ayrılış noktasında; ya istifa edecek yani safileşecek ve durulacak ve bidatlarından kurtulacak ya a intifa edecek yani yok olup gidecek. Önünde üçüncü bir seçenek bulunmuyor. Kısaca İslamiyete ittiba ve iktidadan başka çaresi kalmamıştır. Bundan dolayı da, bugün yolların ayrılış noktasındadır. İslamiyete iktida etmezse  kendi içinde vuruşa vuruşa sahneden çekilecektir.  Guya Bartholomeous Papa 16'ıcı Benediktus ile bütünleşmeyi görüşürken Anglikanlar yeniden bir parçalanmanın eşiğindeler ve bu parçalanma 1054 yılından beri en ciddi parçalanma ihtimalidir.  Buna mukabil, muhafazakar cenahtan Nazir-Ali ile Nijerya Piskoposu Peter Akinola gibiler İslam düşmanlığıyla iştihar etmiş bulunuyorlar. Akinola'nın görev yaptığı bölgede; Nijerya'da 2004 olaylarında 600 Müslüman katledilmiş ve Akinola bazı gazetecilerin tepkisini sorması üzerine 'Yorum yok' demişti.

 

Evet Anglikan Kilisesi içinde karşıt cephenin bir devrimi var. Ama devrime maruz kalan da devrim yapan da çıkmazda. Önlerindeki tek seçenek İslamiyetin hakaikini kabul etmektir.

KILIÇLAR KININDAN ÇIKTI

  İngiltere'de kadınların papaz olma ihtimali kiliseyi ikiye böldü. 3300 papazdan 1300'ü kadınlara bu hakkın tanınması halinde ayine çıkmayacaklarını açıkladı.

İngiliz Anglikan Kilisesi çıkan krizi çözmeye çalışıyor. İngiltere Anglikan Kilisesi'nde kadınların papaz olarak atanması düşüncesi tartışmalara yol açtı. Kilisenin önemli isimlerinden çok sayıda papaz böyle olursa kiliseden ayrılacağını açıkladılar. Papazların, Anglikan Kilisesi lideri Canterbury Başpiskoposu ile kilisenin önemli isimlerinden York Başpiskoposu'na birer mektup yazarak, itirazlarını açıkça ortaya koyduğu bildirildi.

Aralarında piskoposların da bulunduğu 1300 papaz, kadın papaz atanması ve kendi üstlerinde görevlendirilmesi halinde ayine çıkmayacaklarını söyledi. Anglikan Kilisesi yönetiminin konuyu ele almasından hemen önce yazılan mektubun, kilise yöneticilerini zor durumda bırakacağı belirtiliyor. Kilise yönetimi, 2 bin papazın desteğiyle, kadınların papaz olarak atanması fikrini ilke olarak benimsemişti. Yönetimin, buna karşı çıkan papazlara bir hak tanınıp tanınmayacağı konusunda karar vermeye çalışacağı belirtiliyor.

Kadınların papaz olmasını destekleyen gruplar ise erkek papazlara kadınların altında ayine çıkmama hakkının tanınmasının ayrımcılık olacağını belirterek, böyle bir istisnanın kural haline getirilmemesini istiyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Fatih Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı Başkanı Yard. Doç. Dr. Ali Murat Yel, Anglikan Kilisesi içinden bazı liberal görüşlü kişilerin  kadınların da papaz olabileceği görüşünü ortaya attıklarını ve bunun kısa sürede taraftar bulduğunu hatırlattı. Yel, Katolik Kilisesi'nin yaklaşımını şu sözleriyle özetliyor: "Katolikler, güzel, alımlı bir kadının papaz olması durumunda insanlar kiliseye onu görmeye giderler, dolayısıyla gerçek anlamından sapılabilir, görüşünü savunuyorlar. Kadınların dini işlerde görevli olmamaları isteniyor…" (3).

KATOLİK BAYANLARDAR ANGLİKAN HEMCİNSLERİNE DESTEK

 Katolik bayanlar da kendi Kiliselerinin konumunu ve tutumunu benimseyeceği yerde aksine Anglikan kadın papazlara gıpta ediyor ve onlarla hemcins dayanışması içine giriyorlar. Bu da krizin veya tehlikenin hangi boyutlara ulaştığını gösteriyor. Burada da görülmeyen bir mahalle baskısı var. Katolik bacı Myra Poole kadınların papaz olması akımının önünde aforoz kurumunun bile duramayacağını ileri sürüyor. Myra Poole kadınların hem papaz hem de piskopos olarak atanmalarını savunuyor ve keza heteroseksüelliğin  Allah tarafından yaratıldığı gibi homoseksüelliğin de yine onun  tarafından yaratıldığını ve insanlar tarafından da böyle muamele görmesi gerektiğini savunuyor. Yani eşitlik ilkesi haram helal duvarlarını yıkıyor. Görüldüğü gibi krizde olan sadece Anglikan Kilisesi değil aksine Anglikan Kilisesi'nin krizi buzdağının sadece görünen kısmı. Modernizm dalgalaı kutsalın alanını daraltıyor ve değelerini aşındırıyor (4)…

1-An Anglican Schism : headed for US ? Time, 30 Haziran, 2008, David  Van Biema2-Anglican Church faces historic split, Hasan Suroor, The Hindu, Oct. 18, 20033-Bugün gazetesi, 02 Temmuz 20084-The Guardian, July 2, 2008/Catholic support for Anglican sisters

www.mustafaözcan.com

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye