Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

 

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

Kardavi ve Brütüs'leri

Kardavi'nin çağdaş Şii dailiğine ve tehlikelerine temas eden ve hedef alan El Mısri el Yevm gazetesine beyanatının yankıları bitmek bilmiyor. Adeta etki ve tepkileri  çığ gibi büyüyor. Kardavi'nin açıklamalarının Sünni dünyada yansımalarını iki kategoride özetlemek mümkündür. İhvan'ın da içinde bulunduğu (Suriye İhvanı istisna) ve meseleyi siyasi zaviyeden okuyanlar;  Kardavi'nin açıklamalarını erken ve en azından zamansız buluyorlar. Önceliğin ve uyarıların İsrail'e teksif edilmesini istiyorlar.  İkinci grup ise siyaseti arka plana alıyor ve ilkeleri öne koyuyor. Dolayısıyla meseleyi akidevi bir zeminde ele alıyor. Dolayısıyla Vahid Abdulmecid gibi yazarların temas ettiği gibi, meselenin yani madalyonun iki yüzü var.  Meseleye Muhammed Selim Avva, Fehmi Huveydi, Tarık Bişri gibi siyasi zaviyeden yaklaşınlar İran'ın gücüne güç katıyorlar. Buna mukabil meseleye prensipler veya Şii-Sünni zaviyesinden bakanlar da Vahid Abdulmecid'e göre, Şii Arapları ülkelerine yabancılaştırıyorlar ve dolayısıyla yine dolaylı olarak İran'ın ekmeğine yağ sürmüş oluyorlar. Dolayısıyla meseleye siyasi öncelik vermek de mezhebi öncelik vermek de kimilerine göre risk unsuru taşıyor. Aslında iki yaklaşımın da bazı endişeleri beslediği doğrudur. Bundan dolayı aslında İran'ın siyasi veya jeostratejik veya jeopolitik emellerine alet olmak da sonuçta Şii eğilimleri güçlendirdiği gibi doğrudan Şii kitleleri tahrik etmek de benzeri souçları doğurabilir. Bıçak sırtı bir durum.  Dolayısıyla burada tehlike olan Şiiliğin İran'ın tarihi emellerinin aracı olmasıdır. Kimileri tam bu bağlamda tarihi yeniden hortlatmayalım diyorlar. Halbuki, tarihte kalmak ne kadar yanlışsa tarihi unutmak da o kadar tuzaktır. Şimon Peres Araplara, ' gelin tarihi unutalım ve maziye gömelim' derken kendileri tarih izi üzerinden binlerce yıl sonra devletlerini kurmuşlardır. Dolayısıyla burada en dakik yaklaşım Muhammed Mehdi Şemsedin gibilerin temsil ettiği yaklaşım idi. Ama Şia içinde bu yaklaşımın sözcüsü kalmadı veya zayıfladı.  Bu yaklaşım, Şiileri, Hizbi-i İran'dan uzak tutmak olarak tanımlanabilir. Hizb-i İran Şiiliği İran'ın emellerinin hizmetine sokan bir anlayıştır. Sözgelimi, İran Devrimine kadar Irak'lı Şiiler Baas partisinin belkemiğini teşkil ediyorlardı. Sadun Hammadi gibi.  Esad'ın da Truva atı olarak kullandığı Suriye Baas'ı gibi. Ama ne zaman İran devrimi kopmuştur ve ardından Şii kitleler yavaş yavaş aynı zeminde buluştukları Sünnilere yabancılaşmaya başlamışlardır. Şiilik çerçevesinde saflaşmaya başlamışlardır.  Bu yabancılaşmanın ikinci kademesi de Hizb-i İran'ın kontrolü altındaki İran'da ikamet eden siyasi Şii hiziplerin Amerikan tanklarıyla Irak'a dönmeleriyle gerçekleşmiştir. Bilahare Irak'ta yaşananlar ve ölüm mangaları ve Lübnan'da son olarak Hizbullah'ın Beyrut saldırısı Şii-Sünniler arasındaki psikolojik derinliği artırmıştır. Zaten Kissinger ve Martin Indyk gibiler ABD'nin Irak'ı kontrol edebilmesi için Şii-Sünni ihtilafının körüklemesini ve bilhassa Kissinger, ABD'nin İslam dünyasının dominant gücünü temsil eden Sünniliğe karşı İran'a öne çıkarması gerektiğini tavsiye etmiştir. Çünkü Sünnilik İslam aleminin ortak bölenidir.  *   Kardavi'nin açıklamasıya birlikte beliren saflaşmada eski dostları İhvan bile Kardavi'nin Brütüs'ü haline gelmiştir. Mehdi Akif'in yardımcısı Muhammed Habib aynen Vahid Abdulmeci'in tahlilinde söylediği gibi siyasi mülahazalarla Kardavi'ye karşı çıkmıştır. Bu da Suretani Mutezeddani kitabının yazarı  Ebu'l Hasan Nedevi'nin neden Kardavi ile aynı zemini paylaştığını gösterir. Ve yine Nedevi'nin  siyaseti öncelememe konusunda İhvan'a nasihatlarını hatırlatır. Kardavi de neden İhvan yerine genel hizmeti öncelediğini anlatırken aynen Nedevi gibi konuşur. İhvan'ın yöntem sapmasına ve doğrudan siyaseti yeğlemesine işaret eder.  Kardavi'nin Brutüs'leri hep siyasi yelpaze içinden çıkarken taraftarları da prensipleri yeğleyenler arasından çıkmıştır. Bu bağlamda, Suud'un parlak davetçilerinden  Aiz el Karni ve Selman Avde gibi 'ılımlı selefiler' örnek verilebilir.  Bununla birlikte, Brütüs'ler münferid kalırken  Kardavi'ye kitlesel destek verilmiştir. Müteşeyyi grupların  Vatikan'ın İmam-ı Ekber'i diye suçladıkları Muhammed Seyyid Tantavi 'Şii-Sünni kavgası yok' derken Ezher Alimler Cephesi tamamen Kardavi'den yana tavır almıştır. Yine Fadlallah'ın Kardavi'yi suçlamasını nakz eder bir biçimde Mısır Vakıflar Bakanı Hamdi Zakzuk da aynen Şeyhi gibi konuşmuştur. Yani Şii dailiği tehlikesini reddetmiştir. Hem Tantavi hem de Zakzuk liderleri Mübarik'in Arap dünyasında İran ceplerinden bahsettiğini unutmuş görünüyorlar. Son ayrışmada en büyük Brutüs'lerden birisi Kardavi'nin güvenerek yanına ve yakınına aldığı Fehmi Huveydi olmuştur. Şeyhini hedef alan bir yazı kaleme almış : Yanıldın Mevlana (olmadı Şeyhim).  Bunun üzerine Fehmi Huveydi'nin Brutüs'lüğünü hatırlatan yazılar kaleme alınmaya başlanmıştır. Özellikle Hasanzade gibi Hizb-i  İran kalemşörlerinin Kardavi'ye Siyonist çocuğu ve Mason evladı gibi yakıştırmaları hatırlatılarak ihkak-ı hak adına bu hususlarda Huveydi'nin tek kelam bile etmediği neredeyse zımni olarak bu suçlamalara katıldığı nazara verilmiştir.  Hatta çok ilginç . Kardavi'yi kral sofralarının konuğu diye küçümseyen kimi şii ve müteşeyyiler (Sonradan Şiileşenler) Katar Şeyhinden Kardavi'yi kovmasını istemişlerdir. Esasen Fehmi Huveydi gibiler kesintili bir biçimde  İran devriminden beri teşeyyü dalgasına binmiş yer yer Hizb-i İran'ın propogandasını yapmaktadır. Sadece Irak'taki ölüm mangalarının ayyuka çıktığı sıralarda işgalciye kaşı cihad yerine yatıştırma ve işbirliğini seçen Hizb-i İran'ı zaman zaman eleştirmiştir. Başta Gannuşi de, Fehmi Huveydi çizgisinde olmasına rağmen zamanla Kardavi çizgisiyle bütünleşmiştir.

 
 

 

 

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye