Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

 

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

Kardavi'ye niçin saldırıyorlar ?

Cumartesi akşamı (2O Ramazan 1429) Darus's Selam Vakfı'na davetliydim ve iftarımızı orada açtık. Bizim masamızda Mısır ve Tunus gibi muhtelif ülkelerden simalar vardı. Dinleme faslındaydım. Konu ise hayli güncel ve aktüeldi. Yusuf  Kardavi ile İran arasındaki polemik masaya damgasını vurdu. Tek konu buydu. Tunuslu olan arkadaş bu hususta ilginç anekdotlar anlattı. Teshiri'nin de bizzat Kardavi'ye doğruladığı gibi 1979 yılından beri Kahire'den Tahran'a taşınan Takrib kurumu bir zamanlar Hartum'a bir büro veya şube açmış. Lakin bilahare Sudan yönetimi büro vasıtasıyla Muhammed Ticani es Semavi et Tunusi'nin bir zamanlar İran'daki İrşad Bakanlığı Yayınları arasında yayınlanan ve ardından adem-i merkezi bir yapıda anonim olarak birçok yerde basılan Sümmehtedeytü/Ve (Şiileşerek) Hidayete erdim kitabını dağıttıklarını fark etmiş ve büroyu kapatmış. Burada takrip teşeyyüe alet edilmiş ve iyi niyet suistimal edilmiştir. Zaten Sünnilerin temel endişesi takiyye üzerinden bunun icra edilmesidir.  Sudan İslami İşler Bakanı İsam Beşir de çeşitli vesilelerle Sudan ve bölgede teşeyyü faaliyetlerine temas etmiş ve doğrulamıştır. Ticani'nin bu kitabı bilahare Can Yayınları arasında Türkçe'ye de çevrilmiştir. İngilizce çevrisi de yapılmıştır. Kimi zaman para ile kimi zaman da meccanen dağıtılmaktadır. İşin ilginç yanı Ticani'nin Tunus'da faaliyet gösteren Cemiyetü Ehli'l Beyt'in başına getirilmesi ve kitabında yazdıklarını İran'ın destek ve katkısıyla burada hayata geçirmeye ve tatbik etmeye çalışmasıdır. Buna mukabil, 1987 yılına İran'la irtibatlı olmak ve devrimi desteklemek isnadlarından yargılanan Raşid Gannuşi'ye, İttihad-ı Ulema-i Müslimin'in heyetinde yer aldığı halde Tunus rejiminin baskıları üzerine İran'a vize verilmemiştir. Ahmet Taner Kışlalı'nın deyimiye Kemalizmin en iyi yaşandığı ülke ve en laik ülke olan Tunus ile İran rejimi asında her alanda genişleyen adeta balayı suretini kazanan dostluk ve işbirliği ortamı herkesi şaşırtmaktadır. Acaba bunun zeminini ne teşkil ediyor ? Tunus Arap dünyasında Hıristiyan misyonerliğin ve Şii dailiğinin resmi olarak müsaade edildiği tek ülkedir. Bu çoğunluğa karşı rejimin dini haritayı çeşitlendirerek kendini güçlendirme ve garantiye alma gayretidir.

*

 Tunus başörtüsü yasağının en katı olarak yaşandığı bir ülkedir. Bunu neden yapmaktadır ? Tunus rejiminin bu planı bana bir zamanlar Butto döneminde Pakistan'dan İsveç'e giden Pakistanlı göçmenleri hatırlattı. Göçmenler arı gibi dinlerini öğrenmeye ve mihmandar ülke ahalisine öğretmeye çalışmakta ve çalışmalarıyla göz doldurmaktadır. İsveç yönetimi dinleri konusunda bu gayretli insanları nasıl engelleyeceğini ve enerjilerini nasıl boşa çıkaracağının hesaplarını yapar. Buluğu çare Bin Ali'nin bulduğu çare gibidir.  Pakistanlı Sünnilerin arı gibi faaliyet içinde olan camilerinin ve İslam merkezlerinin karşısına Kadiyanilerin veya Ahmedilerin bir mabed kurmalarına önayak olur. Bunun sonucunda artık Pakistanlıların enerjileri heder olmakta ve dışarıya değil içeriye boşaltılmaktadır. Tunus rejiminin maksadının da bu olduğu şüphe edilemez. İşte bu veya benzeri gelişmeleri nazarı dikkate alan  Yusuf Kardavi, El Mısrı el Yevm gazetesine bir açıklama yapar.  Açıklama Sünni dünyadaki teşeyyü faaliyetleriyle alakalıdır. İki taraf içinde kardaşane bir açıklama yapar.  10 yıl önce İran'a giderken ve Hamaney'le görüşürken de Kardavi onlara aşılmaması gereken iki kırmızı çizgiden bahseder. Bunlardan birisi sahabilere sebbetmekten, sövmekten kaçınmak ve imtinadır. İkincisi de, Sünni dünyada Şiilik faaliyetlerine  girişmemektir. Lakin Kardavi her iki hususta a çizgilerin aşıldığını fark etmektedir. Sadece o değil dai'l İslam Şehhal gibileri de Cezire'ye yaptıkları konuşmada aynı şeyleri ifade ederler. Elbette Sünnilikle Şiilik arasında ihtilaf bu iki alanla sınırlı değil. Ama ona göre bunlar asgari uyum ve birlikte olmanın fezasını ve sınırlarını ve şartlarını çizmektedir. Yoksa imamların ismeti, beda vesaire gibi birçok ihtilaflı noktası daha vardır ki onlar konu edilmemektedir. Kardavi sözkonusu konuşmasını uyarı mahiyetinde yapmıştır. Daha sonra Hasanzade, Fadlallah ve Teshiri'nin koro haline saldırmaları karşısında 'Şiilik sünnilere göre ehl-i bidat bir fırkadır' ifadesini açmış ve bu hususta Sünniler arasında icma olduğunu nakletmiş ve Şiilik açısından bunun asgari tanım olduğunu ve tebdi (bidat maletme) dışında Şia'yı tekfir edenlerin de oluğuna dikkat çekmiş ama kendisinin buna katılmadığını söylemiştir.El Cezire'deki bir yazıyla Gannuşi de bu görüşleri teyid etmiş ve Kardavi'ye destek vermiştir.

*

 Bunun üzerine İran ve bazı Şii alimleri saldırıya geçmiş ve Teshiri, Sünni dünyada teşeyyü faaliyetlerinde bulunmadıklarını söylerken Mehr Ajansı'ndan Hasanzade Sünni kitleler arasında Şiiliğin yayılmasını Ehl-i Beyt'in mucizesine bağlamıştır. Bunun üzerine Kardavi Hasanzade'nin sözleriyle Müslüman Alimler Birliği'nde yardımcılarından olan Ayetullah Teshiri'nin bu iddialarını çürütmüştür. Şiilerle her gün bir arada olan ve en yüksek mercileriyle temas eden Kardavi gibi bir zatın uyarısının mutlaka haklı nedenleri olmalı ve İslam dünyası tarafından dikkate alınmalıdır. Kardavi son açıklamasında İran'ın birçok Sünni alimle birlikte kendisine ödül vermek istediklerini ama kendisinin bunu kabul etmediğini söylemiştir. Bunların adetlerindendir çeşitli yollarla tavlayamayınca iftiraya başvururlar . Nitekim, Kardavi meselesinde de böyle olmuş ve Hasanzade, Kardavi'nin Siyonistlerin ağzıyla ve diliyle konuştuğunu ve beynelmilel Masonluğun hizmetinde olduğunu ileri sürmüştür. Fadlallah da laiklere ve misyonerlere karşı Kardavi'nin bu kadar celalli olmadığını söylemiştir. Kardavi bunu da Fuad Zekeriya gibilerine karşı yazdığı cevap ve reddiyelerle çürütmüştür. Asıl bu hususta hesap vermesi gereken merci İran'dır ve Tunus'la ilişkileri izaha muhtaçdır. Nejad'ın yardımcısı ve dünürü Meşai'nin 'İsrail halkı dost bir halktır' sözlerinin tavzihe ihtiyaç duyduğu gibi.  Teşeyyü dalgaları karşısında elini kolu bağlı durmayı yapıcı bir hareket gören Teshiri buna muhalefet ettiği için  Kardavi'yi fitne uyandırmakla ve mezhepçilik yapmakla suçlamıştır.  Ortada bir fitne olduğu doğrudur ama bu fitneyi kimin başlattığı ve yürüttüğü tartışmalıdır. Bu hususta tarihi bir yolculuk yapacak olursak; Sufi Beyazıt'ın yaptığı gibi kararsız davranmak pekala fitnenin büyümesine hizmet etmiştir. Şayet Sufi Beyazıt oğlu Yavuz gibi biraz  kararlı davranabilmiş olsaydı belki de Çaldıran'lar hiç yaşanmayacaktı. Kırmızı çizgilerin aşılmaması ve dikkatli olmak her iki tarafın da azami yararınadır.  

 Daha önce Muhibbiddin Hatip ve Said Havva'nın uyarıları havaya gitmiştir ve bu defa Kardavi'nin uyarıları aynı şekilde heder olması bir kayıp olacaktır. Tehlikeyi hafifletmek ve fitneyi önlemek herkesin uyanıklığıyla mümkündür.  Aksi taktirde, fitne suçlamasını yapanlar fitneyi ekenler ve büyütenler olacaktır. Kardavi en sorumlu mevkiden uyarısını yapmış ve üzerinden sorumluluğu atmıştır. Ümmet önünde ibray-ı zimmette bulunmuştur.

 

www.mustafaözcan.com

 

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye