|
Kanadoğlu'nun hocası Şahin Filiz
Bugün kadın modernleşmenin en büyük aracı haline
getirilmiştir. Cemal el Benna gibi peçe veya baş örtüsünün İslam öncesi
(cahiliyet dönemi) Arap yaşantısının bir kalıntısı ve parçası olduğu
görüşünü savunuyor. . Şahin Filiz de Yahudi geleneğinin dışında
başörtüsünü cahiliye adetine de atfediyor. Bağlamına göre değişen bir
takım hadisleri getirerek guya tezini ispata yelteniyor. " Erkekler
kadınlara itaat ettiklerinde mahvoldular" hadisi de bunlardan
birisidir. Burada erkeğin edilgen olması ve kadınsılaşması elbetteki
mahviyetinin nedenlerinden birisi olabilir. Yoksa hayatı paylaşmak
elbetteki mahviyet edğildir. .Bununla birlikte, Peygamberimizin
bizatihi uygulaması Şapin Filiz gibilerin hadisten anladığını tekzip
etmektedir. Hudeybiye musalahasında Peygamberimiz racih görüşlü Ümmü
Seleme'ye danışmış ve onun söylediklerini uygulamıştır. Ama avam
nezdinde kadına karşı bir takım kaba uygulamalar olabilir ama bu
uygulamalar dini bağlamaz. O dinin bir tavsiyesi değil sosyal durumun
bir neticesidir. Mevlana'nın dediği gibi kadın aklıyla ve zerafetiyle
bütün erkekleri yener. Buna mukabil, onu erkekler ancak kabalıklarıyla
altedebilirler. Dolayasıyla mevlana kadına mugabeleyi kabalık olarak
ifade etmiştir. Şahin Filiz, kadın erkek uyumu için söylenmiş tergib ve
terhib tavsiyelerini bir hüküm olarak algıılyor ve İslam kültür ve
geleneğini bu zaviyeden mahkum ediyor. Bu işler onun heva ve hevesine
tabi değildir. İslamcılarda mevcut algılamasıyla kadın tanımının ve
başörtüsü söyleminin akıl, bilim, din ve medeniyet dışı olduğunu ileri
sürmektedir. Aslında, burada Abdurrahman Yalçınkaya'nın AKP'ye açtığı
davanın gerekçesiyle Şahin Filiz'in tanım ve yaklaşımları aynıdır.
Kendi kaziye ve tezini ispatlamak için tevilatı baride dediğimiz gayet
don ve soğuk tevillere kalkışıyor. Hem bütün dinlerde ve geleneklerde
başörtüsü ve örtünmenin olduğunu savunanlara itiraz ediyor hem de
İslam'da böşürtüsünün Yahudi menşeli olduğunu ileri sürüyor (2). Burada
açıkça çelişkiye düşüyor.
EN BÜYÜK ÇELİŞKİSİ
En büyük çelişkisi de İslam'ın önceki şeiratları ortadan
kaldırdığını ve tadil etitğini söyleyerek Yahudilikteki bu başörtüsü
emrinin İslam tarafından kaldırıldığını yani nesh edildiğini ileri
sürmesidir. Bu söylemiyle tutarsızılğından maada fikren iflasını
belgelemiş ve perçinlemiştir. Bilindiği gibi, şu veya bu şekilde
Musa'nın (Aleyhisselam) on emri bütün dinlerde muhafaza edilmiştir.
Büyük günahlar bütün dinlerde aynıdır. Ayrıca Kur'an-ı Kerim oruç
ayetinde diğer dinlere daha doğrusu bu hükmün önceki şeriatlarda
farziyetine atıfta bulunmuştur ( kütibe aleykümüssiyamu kema kütibe
alellezine min kablikum). Demek ki İslam istiklaliyet kazanmak için
kıbleyi değiştirmiş ve şaforu kaldırmış ve yerine ezanı geçirmiştir.
Bununla birlikte,oruç gibi bir takım ibadetleri ve böşörtüsünü hafif
değişikliklerle birlikte kabum etmiştir. Zaten Kur'an bunu iltibasa
meydan vermeden açıkça ve sarahatle vurgulamaktadır. Neden Şahin Filiz
bu durumda gerçekten de bir Yahudi geleneği diye başörtüsüne karşı
çıkıyor da gerçekten ve yüze yüz Yahudi adeti olan ve İslam'da yeri
olmayan peruğa karşı çıkmamaktadır Demek ki Şahin Filiz'in yaklaşımı
dini değil. Dini tashih amacı da taşımıyor. Aksine, güç sahiplerine
şirin gözükmek için zırva tevillere kalkışıyor. Zaten onların bütün
amaçları İslam'ın iki önemli şiarı olan ezan ve başötüsünü ortadan
kaldırmak. Birisini yapabilirlerse Türkçe okutmak diğerini de tamamen
ortadan kaldırmak.
Şahin Filiz örtünmeyi ayrıca dini bir sıkıyönetim olarak
algılamaktadır. Ve çok ilginç bir biçimde İslamcıların örtünmeyi
özgürlük ve hür kadınla irtibatlandırdıkları için açıkları bi nevi
odalık ve cariye olarak görme eğiliminde olduklarını söylemektedir. Bu
yazdıklarının ciddi bir dayanağı yoktur tamamen dedikodu
mahiyetindedir. Farz olmayan başörtüsüyle kamusal bir dindarlığın ihdas
edildiğini ve devlete kalkışma aracı yapılıdğını söylüyor. Baykal'ın,"
Baktım, 54 farz içine başörtüsünü göremedim" demesi Şahin Filiz de,"
günahlar arasında açıklık yok ve dolayısıya mefhumu muhalifince öyleyse
başötüsü de farz değildir" diye fasit bir akıl yürütmesi yapıyor. Ona
bakılırsa, emr-i bilmaruf da farz ama yapmayanlara bir ceza terettüp
etmiyor. Başörtüsünün siyasal İslamcılığın bir farzı olduğunu ve
bununla da mevcut düzeni yıkmaya çalıştıklarını ileri sürüyor. Cihan
Aktaş'tan yaptığı bir alıntıdan sonra da :" İşte başörtüsüne farzdır
diyenler, Arap ya da Acem tarzı örtünmenin dinsel siyasetini farz
kılmış olmaktadırlar...."diyor. Bu aynen Baykal'ın söylemidir. Demek ki
Baykal'ı imamet servisi yapanlardan birisi de Şahin'dir. CHP'nin dini
danışmanı olmaya layıktır. Ona göre başörtüsü milli devlete muhalefetin
dini motifi olarak işlevselleştirilmektedir. Öyleyse Fransa gibi
ülkelerde başörtüsü için mücadele edenler ne oluyor ? Onlar da Fransız
devletini mi yıkmak istiyorlar? Dolayısıyla ona göre başörtüsü takmak
küreselcilik veya Batı mandacılığı oluyor. Halbuki asıl mandacılık
modernizme ve onun getirdiklerine körü körüne teslim olmak ve
kapılanmaktır. Bu anlamda Kahramanmaraş'taki Sütçü İmam misalinde
olduğu gibi gğerçekten de başörtüsü Türklerin istiklaliyetinin önemli
bir rüknü rekinidir. Ötekisi modernizmin esaretidir. Açıklık, Batı'dan
gelen modernizm rüzgarının bir sonucudur. Filiz ise piramidi tersine
çeviriyor. Filiz kitabıyla ve söylemleriyle, Ankara mezhebinin mugalaa
okulundan mezun olduğunu gösteriyor.
1-"Başörtüsü" söyleminin dinsel temelsizliği ve İslam felsefesi açısından eleştirisi, s: 69
2-"Başörtüsü" söyleminin dinsel temelsizliği, s: 32, 54
www.mustafaözcan.com
|