|
|
|
Mustafa Özcan
|
|
İslam'sız İslamcılık ve Ali'siz Alevilik Bir zamanlar Alevilikle alakalı olarak :" Her şey aslına rucu eder" diye yazmıştım. Bunun üzerine Faik Bulut durumdan vazife çıkartarak Alevilerin aslının irfani Sünni bir geçmiş değil Şamanizm ve Ali'siz bir Alevilik olduğunu yazmış ve bu tezini de kitaplaştırmıştı. Sonra bazı Aleviler arasında bu tezi sahiplenenler oldu. Dolayısıyla redd-i miras ile birlikte Hazreti Ali'yi de reddetmiş oldular. Alevilik bunun sonucunda büyük bir gergef , gerilim arasında kaldı. Herkes onu bir yana veya kendi saflarına çekmek istiyordu. Aralarında her türlü misyonerlik faaliyeti yaygınlaşmıştı. Stratejik bir malzeme haline gelmişlerdi. Bazı Avrupalılar onları Faik Bulut gibi İslam kategorisinin dışına atmak istiyorlardı. İran gibi bazı ülkeler ise Safevilerin ikmal edemedikleri süreci ikmal etmek istiyorlardı. Yine buna bağlı olarak cemevlerinin statüsü de belirsizliğini koruyordu. Diyanet gibi kurum ve merciler cemevlerinin camilerden bağımsız bir ibadet mahalli haline gelmesi halinde Aleviliğin de ayrı bir din hüviyetine bürüneceğini ve belki de Sihlik gibi bir oluşuma dönüşeceğini farzediyorlardı.. Bunun sonucunda Hacı Bektaş da Amritsar gibi bir yer olabilirdi. Türkiye'de Sünniliği hazzetmeyen kimi resmi kurumlar da anadamara ve büyük kitleye karşı entegre olmamış Aleviliği yedekte tutmaya çalışıyorlardı. Kimi Aleviler de kendilerine ait bir talepte bulunmak yerine devletin Sünnileri ve taleplerini bastırmasını kafi görüyordu. Bundan dolayı kadim zamanlarda söylendiği gibi kimi bu grupları harekete geçiren ' la lihubbi Ali bel libuğzi Ömer/ Ali sevgisinden ziyade Ömer nefreti' idi. Ali'siz Alevilik ifadesi de aslında yüzyıllar önce söylenmiş bu sözün bittecrübe ve hadiseler ışığında ispatı gibi görünüyor. * Ali'siz Alevilik planının Sünni dünyada da versiyonları var. Bu versiyonlardan birisi de dini düşüncenin veya söylemin yenilenmesi bağlamında İslam'sız İslamcılık projesidir. Bunu ilk gündeme getirenlerden birisi de Washington'daki kiralık kalemlerden birisi olan Hakan Yavuz olmuştur. Hudson Enstitüsü'nde Zeyno Baran ne ise Utah Üniversitesinden Hakan Yavuz da o'dur, Zeyno Baran birkaç yıldan beri hükümeti tarassut ve gözetim altında tutuyor. Arada sırada bulunduğu enstitü çerçevesinde darbe temrinleri ve provaları da yaptırıyor ve bunları analiz suretinde Newsweek gibi dergilerde de yayınlıyor. Bu hususta Michael Rubin gibi. Rubin'in verdiği taktikler kimi mahkemeler tarafından dikkate alınıyor. İçeride Sabih Kanadoğlu dışarıda da Michael Rubin kimi çevrelere antreman yaptırıyor. Zeyno Baran hükümeti gözlem altında tutarken Hakan Yavuz da birileri adına Fethullah Gülen cemaatına yaklaştı ve onları yedeğine almak ve yönlendirmek istedi. Seslendirdiği tezlerden birisi 'İslam'sız islamcılık' projesiydi. Galiba cemaatı o yöne sevketmek istedi. Şimdi ise cemaatın İslam'ın içini boşalttığını ve İslam'sız bir İslamcılık projesi güttüğünü söylüyor. Halbuki bunun ihalesi kendisinde idi. Hakan'ın son dönemlerde dönüşümünü ilk keşfedenlerden birisinin Özdemir İnce olması tesadüf müdür ? Buna paslaşma demek herhalde daha doğru olurdu. Kısaca Faik Bulut'un Ali'siz bir Alevilik projesine mumasil ve paralel olarak Hakan Yavuz da İslam'sız bir İslamcılık projesi üzerinde duruyordu. Esasında bu 28 Şubat süreci öncesinde Nur Vergin gibilerin telaffuz ettikleri 'light Islam' denilen hafifletilmiş ve içi boşaltılmış bir İslam türüydü. İşin garip tarafı Hakan Yavuz'un şimdi bu projeyi sahiplenmeyip deşifre etmesi ve yol göstermek istediklerini bununla suçlamasıdır. Hakan Yavuz bir zamanlar peşinde koştuğu cemeattan teberri ediyor. Bu şeytanın kılavuzluğuna benziyor. Önce insanları iğfal eden şeytan kul kendisini taklit etmeye başladığında ve dediklerini yapmaya başladığında ise bu defa karşısına geçerek şöyle dile geliyor :" İnni beriün minke/Ben senden beriyim ve uzağım…" İnsanı yoldan çıkardıktan sonra vazifesi bitiyor ve insanı yüzüstü bir biçimde bırakıyor. Maalesef Hakan Yavuz gibiler de böyle. Şimdi tuzağa düşürdükleriyle ve yoldan çıkardıklarıyla dalga geçiyor. Hakan Yavuz Modernleşen Müslümanlar adıyla bu meselelerle ilgili analizlerini kitaplaştırdı. Bir yerde Hakan Yavuz şunları yazıyor ." Cemaat özelde Said-i Nursi'nin Risale-i Nur'unu, genelde ise İslam'ı araçsallaştırmıştır. Gittikçe İslam'sız bir İslam anlayışı hakim olmakta ve güce odaklanmış bu İslam anlayışı ahlaki çekirdekten uzaklaşmaktadır…" Geçmişin tam terksine şimdi Hakan Yavuz başkalarının kılavuzu haline geldi. Bunlardan birisi de Özdemir İnce. Önce cemeatı başkalaştırdı ardından da ondan teberri etti. Ama Hep böyledir. Kullanmak üzere kurulu ilişkiler sonunda birbirlerini satarlar ve göstermelik dostluklarını da kaybederler. Fotoğrafta görüldüğü gibi.
www.mustafaözcan.com
|
Mustafa Özcan
www.MustafaÖzcan.com
|
|
|
|
Güncel Kitap
İslamın Papa'ya Cevabı
|
|
Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın
Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış
politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı
ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

|
|
Aktuel makaleler
|
|
EMAiL
|
Copyright © 2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan
|
Yenibosna İstanbul Türkiye
|