Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Fikirler

Biyografi

 

 

Mustafa Özcan

 

 

İran'ın ulusalcıları

Her ülkenin ulusalcıları ve küreselcileri var. İçe kapanmacıları veya infitahçıları var. Enver Sedat'tan beri Amerikalılar infitah yani açılma siyasetini severler. Bu elbette İran'daki siyasi cereyanlar muvacehesinde de geçerlidir. Misalleri artıracak olursak; Rusya'da da Avrasyacılarla Atlantikçilerin olduğu söylenir. Avrasyacılar genel tasnif olarak ulasalcı sayılabilirler. ABD'de de yine izolasyonistlerle yani içe kapanmacılarla açılma taraftarları vardır. İran''da da bu yakın pozisyonlar vardır. Muhafazakarlar ile Yenilikçiler buna benzer fay hatlarını temsil etmektedirler. Muhafazakarlar kelimenin tam anlamıyla bizde Tuncer Kılıç Paşa'nın savunduğu çizgiyi temsil ederler. Çok içe kapanma taraftarı değildirler. Ama genel olarak İran, Suriye, Hizbullah ve Filistin mihveri ve direnişiyle anılıyorlar. Kendilerini emparyalizme karşı öncephe ve önkarakol olarak değerlendiriyorlar. Tabii ki Yenilikçileri de işbirlikçiler olarak tanımlıyorlar. Bu yüzden İran'daki ulusalcı kanadı Muhafazakar akım temsil ederken Türkiye'deki AKP simetrisini de Yenilikçiler temsil ediyor. Tam da İran'da seçimlerin yapıldığı gece El Cezire'de bu iki kanadın temsilcilerini izledim. Yenilikçi kanadı Hatemi'nin 2004 yılına kadar yardımcısı olan Muhammed Ali Abtahi temsil etti. Hakkında bir sürü olumlu ve olumsuz yazı okumuş olmama rağmen ilk defa bir ekranda kendisini bir nevi vicahi/yüzyüze olarak tanıma fırsatı buldum. Program boyunca cepheden saldırıya maruz kaldı. Hatemi'yi istisna eden karşı tarafın sözcüleri ona söylemediklerini bırakmadılar. Bundan dolayı program boyunca çok ürkekti. Ürkekliği şahsiyetsizlik boyutundaydı. Onun o halini gördükten sonra Hatemi'nin neden başarısız kaldığını bir kez daha anladım. Kem alatla kemalat olmaz. Nitekim olmamıştır. Abtahi ve benzerlerinin ne hainlliklerini ne dönekliklerini ne de işbirlikçiliklerini bıraktılar. İran rejimini yıkmaya çalışmakla suçlandılar. Daha da ötesine giderek halk ayaklanmaını tahrik ederek Hamaney'i devirmek istedikleri söylendi. Bunu söyleyen de gazetelerden tanıdık bir sima idi. Muhammed Sadık elHüseyni. Hüseyni akıcı bir Arapça konuşuyordu. Kendisiyle bir iki defa karşılaşmıştım. İsnadları çok cüretkar ve suçlamaları damardan ve çok katıydı. Abtahi ise büzüle büzüle neredeyse yerin dibine geçti. Muhammed Sadık el Hüseyni hem talakatla konuşuyor hem de cepheden saldırıyordu. Abtahi'nin ise buna mukabil iki kusuru vardı. Bunlardan birisi, kendisini Arapça El Hüseyni kadar rahat bir biçimde ifade edememesi ve ikincisi de savunma pozisyonunda kalışı idi. Hemşeri gazetesinin temsilcisi de aynı tonda Abtahi'ye sadırıyordu. Yenilikçileri 'yamalı bohça' olarak değerlendiriyordu. Bizdeki gibi ekonomi batmış-çıkmış umurlarında bile değildi. Varsa yoksa rövanş ve Lübnan Suriye ve Filistin cephesinden bahsetmekti.

Muhammed Sadık el Hüseyni bir defa açık vererek programda aslında Hamaney'in hünkesinin yani basiret ve derin tecrübesinin Nejad'ın seçilmesini sağladığını ifade etti. Siyasi oyunu maharetle idare ettiğini söyledi. Moderatör bunun seçimlere müdahale anlamı taşıyıp taşımadığını sordu. El Hüseyni müdahale anlamı taşımadığını söyledi. Ve 2005 seçimlerinde İran'ın yolların ayrılış noktasında ve kritik eşikte olduğunu ve ülkeyi Hamaney'in çekip çevirerek selamete çıkardığını söyledi. Bir yerde aklıma Türkiye'de Ahmet Necdet Sezer ve rejimi kurtarma yönündeki kagyıları geldi. Cumhurbaşkanlığı döeminde AKP ile soğuk savaş yaşamış onlarla mümkün mertebe görüşmemeye ve icraatlarını aksatmaya çalışmış ve gayet resmi davranmıştı. Hamaney de Hatemi döneminde aynı refleksleri göstermişti. İran'da mart ayı ortalarında ve geçtiğimiz hafta yine seçim vardı. Meclis seçimleri ve Hamaney bu seçimlerin de kadir gecesi kadar önemli ve kritik olduğunu söyledi. Seçimlerle birlikte tehlike bir kez daha atlatılmıştı. Çok ilginç Reformcular veya Yenilikçiler bu seçimleri de boykot etmeseler de seçimlerin gayri adil ve özgür bir ortamda geçmediğini savunuyorlar. Amerikalılar ise bir adım daha ileri giderek Yenilikçi kanadın ekseri adaylarının tezkiye edilmeyerek ve veto edilerek ( bizde veto sadece 12 Eylül rejiminde uygulanmıştır) seçim dışı bırakılmasıyla seçimlerin resmen pişirildiğini (cooked) savundu. Aslında dolaylı olakrak Muhammed Sadık el Hüseyni 2005 seçimleri için de aynı iddia da bulunmuştu veya Amerikan tezlerini doğrulamıştı. Elbette burada amacımız Amerikan seçimlerinin veya Rus seçimlerinin ne kada adil ve nezih olduğunu isbat değil. Zira demokrasi tarihinin kısmen veya büyük ölçüde 'fix seçimler ' tarihi olduğu gün be gün ortaya çıkıyor. Bu itibarla, Amerikalıların İran rejimini seçim usulsüzlükleriyle alakalı suçlamalarının bir ehemmiyeti yok. Ama bunun elbetteki İran'daki sistemin oturmuşluğu veya gelişmişliği ile gelişmemişliği açısından önemi var. Önemli olan dışarıdan nasıl göründüğü, algılandığı değil bizatihi nasıl olduğudur veya iç bünyenin salim veya hastalıklı olup olmamasıdır.

Evet İran'da da Yenilikçilerin budanarak ve elenerek girdikleri seçimlerde katılım yüksek oldu. Yenilikçiler seçimde değil seçim öncesinde elendiler. Muhafazakarlar yüzde 65 civarında tulum çıkardılar ama Muhafazakar kanad da Nejad yanlılarıyla aleyhtarları arasına bölündü. Buna mukabil, hem iktidar hem de hem içerde hem dışarda muktedir olma sorunları yaşayan Yenilikçiler bu güvensizlik nedeniyle yüzde 15'ler seviyesinde kaldılar. İran bu seçimlerin sonuçlarının gölgesinde, 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanıyor.

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

  

TV Program Arsivi

Dosyaları isimleri üzerine tıklayarak izleyebilirsiniz!

Sakli Hikmet

DOST TV 20.12.2006

Sakli Hikmet

DOST TV 18.12.2006

Sakli Hikmet

DOST TV 15.12.2006

Sakli Hikmet

DOST TV 25.12.2006

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye