Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

İmparatorluk güveleri

Zannederim, bir defasında Pakistan'dan Türkiye'ye dönüş sırasındaydı. Uçağa binmek için ilk sırada bir gazeteci arkadaşımla ben bulunuyordum. Fakat büyük bir teşrifat eşliğinde bir kadının önünüzden geçirildiğini ve THY'nin bölge sorumlusunun da koltuğuna kadar kendisine refakat ettiğini ve mürettebatın da kendisini alayişle karşıladıklarını gördüm. Bu fevkalade ilgi doğrusu beni şaşırttı. Bu fevkalade ilgiye mazhar olan birisinin de fevkalade bağlara ve ağlara sahip olması gerekirdi.  Merak ettiğiniz isim Leyla Umar idi. Efsanevi bir gazeteci. Başarısı karşısında şapka çıkarmamak mümkün değil. Görünmez bir gücü ve heybeti vardı. Uçağa binişinde bile bunu müşahede ediyordunuz. Çok ilginç Çetin Doğan Paşa ile Vatan adına yaptığı mülakattan  bir hafta kadar sonra Çetin Doğan Paşa müşahede altına alınıyor ve ağır bir ameliyat geçiriyordu. Yine Diyarbakır'ın efsanevi Emniyet Müdürü  Gaffar Okan, Leyla Umar ile görüşmesinin ertesinde gün ortasında emniyet müdürlüğü yaptığı şehirde pusuya düşürülüyor ve şehit ediliyordu. Leyla Umar sadece tesadüflerle anılabilecek bir isim de değil. Bir İstanbul Yahudisi olan Fidel Castro gibi ünlülerle de mülakatları var. Leyla Umar, Fidel'i kendi elleriyle beslemişti. Derin gazetecilik diye işte buna derler. Bildiği en iyi Türk yemeklerinden bir ikisini kendi elleriyle Fidel'e tattırmıştı. Leyla Umar denilince nedense aklıma son sıralarda Şarku'l Avsat ve Hürriyet gibi gazetelere çalışan Defne Barak düşüyor. Leyla Umar'ın eline su dökse dökse bir tek o dökebilirdi.  Aynı kalibrenin insanları. Defne Barak'ın röportaj repertuarında kimler yok ki. Kendisiyle aynı soy ismi taşıyan Ehud Barak'tan ( efsunkar bakışlı Ehud Barak'la akraba oldukları da söyleniyor)  Şimon Peres'e kadar. Unutmadan söyleyelim: Leyla Umar'la kesiştikleri noktalardan birisi de Fidel Castro röportajları.

*

 Barak'ın sırrını geçtiğimiz günlerde atlattığı bir hasalık nedeniyle Ardan Zentürk'ün satırları aracılığıyla keşfettim. Defne Hanım meğerse derin bir gazeteciymiş. Butto'ların aile dostu. Butto'ların evinde  dul eşi Asıf Ali Zerdari ile yediği bir yemekten kaptığı enfeksiyondan iyi olmuş ki akabinde Şimon Peres'le bir mülakat gerçekleştirmiş. Röportajı Hürriyet'te yayınlarndı. Şimon Peres burada tam da Bernard Lewis'in hilafına AB'nin Türkiye'yi alması gerektiğini savunuyor ve gördüğünde Sarkozy'ye bu yollu telkinlerde bulunacağını söylüyor. Cumhurbaşkanlığı sarayına gelmeyen eşi Sonia'ya rağmen Peres kadınlarç arasında mutlu ve memnun görünüyor. Hürriyet'in yayınladığı karelerde bir tarafta dekolte Defne Barak ile artık nezdinde hayanın haya olduğu Sarkozy'nin yeni eşi Carla Bruni ile görünüyor.  İşin bu yönü magazine girer; biz kendi işimize bakalım. Şimon Peres Avrupa'yı istila eden yeni lider tiplerinden de çok memnun. Bunlar arasında Sarkozy, Berlusconi ve Merkel başı çekiyor. Bunlara, ' Avrupa'nın iki buçukları' demek de mümkün. Nedense Gordon Brown'u unutmuş.   Şimon Peres İslam dünyasında iki zıt ekol olduğunu bunlardan birisinin Türkiye diğerinin de İran olduğunu varsayıyor ve İran ekolüne mukabil Türkiye ekolünün desteklenmesi gerektiğini savunuyor. Geçenlerde bu zıt iki ekol Teketekçi mi yoksa tetikçi mi olduğu fazla belli olmayan Fatih Altaylı'nın (Nuray Bezirgan'la ilgili program) programında da gündeme gelmişti.  Şimon Peres Türkiye'yi yüzde 100 desteklediğini söylemeyi de unutmuyor. Elbetteki… Neden olmasın ? Yararı icabıdır.

*

 Şimon Peres'in mülakatçısı bile içeriden. Leyla Umar bana nasıl Defne Barak'ı hatırlatıyorsa Defne Barak da bana Lütfi Akdoğan'ın ifadesiyle  'imparatorluğun yıkıcısı' Sara'yı hatırlatmaktadır. Sara Akdoğan'ın roman formatında yazdığı bir kitaptır. Kitap her ne kadar fiction formatında yazılsa da mevzusu gerçek hayattan alınmıştır yani nonfiction'dır. Osmanlı'yı yıkanlar Defne Barak kılığındaki  kimi Musevi dilberleridir. Bu hususta Aksiyon dergisinde Abdulhamid Bilici  vaktiyle Lütfi Akdoğan ile bir mülakat gerçekleştirmiş idi. Soru ve cevap fasıllarıyla devam eden mülakatın mevzumuzla alakalı bölümü şöyle :"

-" Bir İmparatorluğu Yıkan Kadın: Sara" kitabınızda, Cemal Paşa'nın hayatına giren bir Musevi dilberi ve İngilizler adına imparatorluk sathında çalışan siyonistleri anlatıyorsunuz. Türkiye'yi bu duruma yine gizli bir el mi getirdi?    

Dünyada en güçlü örgüt siyonizmdir. ABD'de, İngiltere'de, Fransa'da ve her yerde etkilidir. ( Lütfü Akdoğan konuşmak yerine Basel'de siyonist teşkilatın aldığı 22 maddelik kararlar listesinin yer aldığı kitabın 53. sayfasını okuyor. Aile, din, milli yapı, ekonomik yapı, ahlakın tahribi öncelikli hedefler arasında.) Türkiye'de din kavgası, Kürt kavgası, Alevi kavgası olmamalı. Türkiye'ye, asrımıza yakışmıyor bunlar.

- Kitabınızda İngiltere adına casusluk yapan Sara gerçek kişi mi?

Bu kitap 15 yıllık emeğin neticesi. Bu konu Tercüman'ın görkemli döneminde tefrika edilmişti. Olayın fotoğrafını çekiyorum. Bugün Sara'nın heykeli Tel Aviv'deki müzede sergileniyor. Kitabın, Hollywood tarafından film yapılması gündeme geldi. Amerika'da yaşayan, Kasım Gülek Bey'in baldızı Aylin, bir Türkiye ziyaretinde kitabımı okumuş. Film konusunu o başlattı. Hatta bir iki senaryo bile yazıldı. Fakat o tarihlerde bir mutabakata varılamadı…."

 Demek ki Sara'lar ve Defne'ler imparatorlukları güvesi. Ahlaktan nasiplenmemiş bir guruh şimdi imparatorluklardan sonra dünyanın sonunu getirmek üzere. Kanıt için, Defne Barak ile Carla Bruni'nin Şimon Peres'le çekilmiş fotoğraflarına bakmak kafidir.

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye