Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan  

 

Hafız Şirazi'den Nizar Kabbani'ye

Ömer Hayyam hedonizmin piridir. O hedonizmi temsil ederken Mevlana takaşşuf ve zühdü temsil eder. Birisi adeta şiiriyle Çetin Altan gibi şeytanın sözcülüğünü yapar ve 'ya rabbi beni niye saptırdın' der. Öbür tarafta ise Mevlana Adem'in diliyle ve gönlüyle konuşur ve  şöyle der :" Ya rabbi ben nefsime zulmettim ve taşkınlık yaptıl. Beni affetmezsen hüsrana uğrayanlar zümresinden olurum…"   Bir kaç yıl önce vefat eden çağımızın en büyük lirik şairlerinden olan Nizar Kabbani de Hafız Şirazi'nin günümüzdeki akislerinden veya temsilcilerinden birisidir. Nizar Kabbani, kadın şairidir. Ve 1981 veya 1982 yılında Lübnan iç savaşının ortasında Beyrut'ta Irak Konsolosluğunda çalışan eşinin binaya açılan ateş sonucu ölmesi üzerine Belkis'e ithafen bir yazı kaleme almıştı. Yazıyı hapispane şartlarında Cumhuriyet gazetesinden (Mısır) takip etmiştim. Değme şair  ve yazarların yazamayacağı sehli mümteni tarzında ve tadında bir yazıydı. Hafız Şirazi en fazla kadını sevmekle birlikte en fazla da riyadan ve iki yüzlülükten nefret etmektedir. İşte hafızı hafız yapan ve onu sevdiren de bu kalenderliği ve  hakperestliği ve dobralığıdır. Hafız Şirazi sosyal konulardaki riyakarlıkları ve ikiyüzlülükleri deşmiş ve yazmıştır. Bundan dolayı Muhammed ikbal'in de tasvirlerine yansıdığı gibi sufinin riya demlenmesine karşı o bade kaselerini yanından ayırmaz ve sık sık satırlarına konuk eder. Mevlana'nın mesleği aşk mesleği ise Hafız Şirazi'nin mesleği iliklerine kadar mest olma ve sarhoşluk mesleğidir. Nasıl Muhammed İkbal kendisini Mevlana'nın zaman ötesi bir müridi olarak görüyorsa Nizar Kabbani de Hafız'ın zaman ötesi çırağıdır. İkisinin sevilme nedeni de yalın olmalarıdır. Günümüzde gök kubbenin altından birçok şair gelmiş geçmiş ama onun kadar sevileni olmamıştır.  O bir rind şairidir.  Yahya Kemal Beyatlı'ya benzer yönleri de vardır.  Rind meşrep olmaları ortak özelliklerinden biridir. İkisinin de diplomat geçmişi vardır.  Hafız'ın sosyal ve dini alandaki riyakarlıkları deşmesine mukabil Nizar Kabbani de siyasi alandaki riyakarlıkları deşer ve üzerine gider.  Siyasilerin ve siyasetin üzerine adeta Donkişot'un yel değirmenlerinin üzerine gittiği gibi gider. Arap ikliminde ve aleminde sevilmesinin yegane nedeni bu saraheti ve açıklığı ve şeffaflığı olmalıdır. Riya döneminin en kıymetli nesnesi dürüstlük olmalıdır.  Bu vasfı ona kitlelerin şairi olma özelliği kazandırmıştır. Şair pek az kitleselleşir. Bu da ancak destanlar üzerinden gerçekleşir. Akif, İkbal ve Şevki gibi.  Kabbani destan yazmaza bile riyakar zamanlarda doğruyu gösterdiğinden ve akıntıya karşı kürek çektiğinden dolayı sevilmiştir. O Nihat Genç'in şair  kopyası mıydı  Hiç zannetmiyorum. Asla Yalçın Küçük'ler gibi tuluatçı değildi ve tiyatro yapmıyordu. Zaten riyakarlığa karşı olması da başta bunu gerektiren bir vasıftır.

ElCezire Kanalı 30 Ağustos (2008)'da Kabbani ile alakalı olarak yayımlanan yeni bir kitabı gündeme getirdi. Burada El Cezire sunucusu onun kadın tutkusu ile (ziru nisa) kadın özgürlüğü yönündeki gayretleri birbirine karıştırdı. Esasında kadın tutkusu veya gazaliyat ve lirizm ile kadını özgürlüğü kavuşturmayı çağıran felsefi eğilim ve akımlar arasında hiçbir münasebet, temas hattı ve kavuşum noktası yoktur. Lirizm sufizm gibidir. Veya vahdet-i vucud mesleği gibidir zevke hitap eder. Akla hitap etmez ve kuru değildir. Feminizm ise aşkı öldüren bir afettir. Kadının mezarıdır.

Kadın hakları teranesi aslında kadını sevmeyenlerin ve kadından nefret edenlerin ürettiği safsata ve teranesidir.  Kadın adına kadın düşmanlığının ta kendisidir. Sevilen açılıp saçılmaz belki pırlanta gibi saklanır ve kıskanılır. Örtüsü ve başörtüsü içindeki kadın sedef içindeki inci gibidir.  İş aleminin karanlık simalarından Erol Evcil bile bir defasında çok hikmetli bir söz etmişti. Bir zamanlar birlikte özel uçaklarla Paris'e gittikleri ve evlenme rüyaları gördükleri Gülben Ergen'i hala sevip sevmediği ve gönlündeki korun küllenip küllenmediği sorulması üzerine can alıcı bir cevap vermişti :"Nefret bile etmiyorum…"  Böyle birisini tanımıyorum ve bütün bağlarımı kopardım demektir. Bu sevgide; onu, varlık aleminden alıp yokluk alemine göndermektir. Ademe mahkumdur. Cehennem bile değildir. Kabbani programına katılan şairlerden Şamlı Şevki Bağdadi onun ibahiyatçı bir şair olarak takdim edilebileceğini söyledi. Hedonist veya zevvakiyatçı olduğu söylenebilir. Bu bir nevi ibahiyatçılıktır.   İbahiyatçılık ise ilhadın/ateizmin sosyolojik boyutudur. Haram ve helalı karıştırmak veya kaldırmaktır. Ontolojik dairede olmasa bile şeriat dairesinde küfürdür.  Papa da buna 'pratik dinsizlik' demektedir. Tabiî ki kuralsızlık ve kuraldışılık anlamında… Doğrusu o Şevki Bağdadi'nin dediği gibi kadını savunan bir Kasım Emin veya Neval Sadavi değildi. O kadının özgürlüğüne değil esaretine inanıyor ve onun özgürlüğünün esaretinde yattığını söylüyordu. Aynen Hallac gibi ifade eiyordu :"Ey dostlarım öldürün beni. Ey yarenlerim öldürün beni. Zira hayatım mematımda; yaşamım ölümümde gizlidir…"  

Kainatın hulasası olan Mustafa da (S.A.V.) öyle buyurmadı mı : Ey Fatıma sen  Ali'ye cariye ol ki o da sana köle olsun… Seyyidu'l kavmi hadimuhum. Kavmin efendisi hizmetkarıdır. Hizmetkar devlet anlayışı da bu kuraldan beslenir.  Nizar Kabbani de Ahmet Şevki gibi cinsinde ve tiynetinde toprağın bütün katmanlarını barındırıyordu. Türklük, Araplık, Çerkezlik gibi… O, Ademiyetin son çığlığıydı.

 

www.mustafaözcan.com

 

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye