Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 


Hadis kitaplarının ve  tefsirlerin ayıklanması

Bilindiği gibi Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yürütülen bir çalışma var.
Hadis mecmualarının ayıklanması. Daha ziyade hermenötik yöntemlerinin kullanılması ile hadis metin tenkidi üzerine yoğunlaşılması. Diyanet camiası Ankara İlahiyat Fakültesi ile bu çalışmalarını hızla ilerletiyor. Ne maksada hizmet edecek ve nasıl bir sonuç çıkacak herhalde geç olmadan öğreneceğiz. Buna mumasil geçmişte de tefsir kitaplarının ayıklanması çağrıları yapılmıştır. Bazı hadis rivayetlerinin illeti vaz yani uydurmak iken bazı tefsirlerin illeti de İsrailiyat olmuştur. Bununla birlikte bunları gerekçe göstererek tefsirleri modernist anlayışlar göre ayıklamak isteyenler de elbetteki olmuştur ve vardır.  Dolayısıyla İsrailiyat bir gerekçe, gizli gündem ve ajanda ise modernizm olabilir. Çokları modernist oldukları halde geleneğe karşı çıabilmek için selefi kisvesine büründüler. Neoselefilerle bu bağlamda neometezili akımları birbirine karıştı. Cephe ve mevzii arayanlar hazır cephelere ve mevzilere sığındılar. İsrailiyat da öyle bir mevzii olmuştur.  Sonra tümüyle İsrailiyatın zararına hükmetmekte haksızlık olur. Tefsir dalında ayıklama çığırını açanlardan ve buna davet edenlerden birisi de Ezher Şeyhlerinden Mahmut Şeltüt olmuştur. Şeltüt, Ezher'i modernize etme projelerinde adı geçen şahsiyetlerden biridir. Mustafa Meraği ile birlikte Ezher'de Muhammed Abduh ekolünü ve çığırını yürütenlerden birisidir. Bu yüzden de bir dönem (Muhammed Ahmedi Zevahiri döneminde) Ezher'le ilişiği kesilmiştir. Sakal bıyık meselesinde gevşek tarafları olduğu gibi öte yandan Müslüman kadınların gayri Müslim erkekleri ile evlenmesi noktasında salabetli tavır ve görüşleri de vardır.  Tefsirlerin İsrailiyattan ayıklanması için bir heyetin teşkil edilmesini ve bu heyetin bir çalışma hazırlamasını ve bu çalışmasında İsrailiyat mahsülü görüşlerin orta çıkarılmasını ve halkın bu hususta aydınlatılmasını istemiştir. Keza dini kitaplardaki bidat ve hurafelerin de aynı şekilde ve yolla ayıklanmasını talep etmiştir (1).

 Onun gerçekleştirmek istediği ama başaramadığı çalışmayı bugün Diyanet hadis alanında başarmaya çalışmaktadır. Elbette bu tahlilimizden İsrailiyat tarzı rivayetlere sahip çıktığımız sanılmasın. Asla. Bununla birlikte Reşid Rıza gibiler El Menar gibi tefsirlerinde İsrailiyat adı altında sahih hadisleri de ayıklamışlar ve  suret-i haktan görünerek sahih geleneği tahrifata yeltenmişlerdir. Tahrifatı imha adına  tahrifat yapmışlardır. Ahmet Davudoğlu'nun ifadesiyle dini tamir davasında dini tahribe yeltenmişlerdir.

Çağdaş sayılabilecek tefsirlerden Menar sahibi Reşid Rıza'nın tefsirine baktığımızda neoselefi olarak addedilen bu zatın aslında neoselefilikle birlikte neomutezile akımını temsil ettiği anlaşılmaktadır. Aynen hocası Muhammed  Abduh gibi kısmen pozitivisttir.Maalesef onlar yüzünden Ezher'de böyle bir damar neşvü nema bulmuştur. Muhammed Abduh'un Amme Tefsirinde Ebabil kuşları ve Siccil'i mikroplar olarak nitelendirmiştir. Reşid Rıza bir adım daha ileri giderek cinlerin gözle görülmeyeceğini söylemiş ve bununla da kalmamış aynı zamanda cinlerin de mikrop nevinden varlıklar olduğunu savunmuştur. Peygamberimizin kevni mucizelerini Muhammed Abduh gibi reddetmiş ve ilmi mucize olarak sadece Kurr'an-ı Kerim'i ispat etmişir. Yegane mucizesi olarak Kur'an'ı ispatlamıştır. Böyle olunca sabık Peygamberlerin mucizelerinin de reddedilmesi iktiza etmez mi ?  Peygamberimizin kevni mucizelerini reddeden bilevla diğer Peygamberlerin mucizelerini de reddeder.  Bundan dolayı Mehmet Haberal'ın kanalı olarak da bilinen Başkent  TV'de konuşan ilahiyatçılar da şakku kamer gibi kevni mucizeleri reddetmektedirler. Reşid Rıza'da zaten şakku kamer mucizesini ve benzerlerini reddedenler arasında yer almaktadır (2). Dolayasıyla Ankara ekolü gibi ekollere çığır açanlar arasındadır.
 Dolayısıyla İsrailiyat'a karşı olmak modernizm hesabına geçiyor. Muhammed Abduh ekolü Kur'an-ı Kerim'in hidayet kitabı olmasının dışında bütün yönlerini ve boyutlarını reddediyorlar. Mesela Kur'anı Kerim'in  ilim kitabı olmadığını söylüyorlar.

İLMİ AYIKLAMA YAPILAMAYACAK MI ?
İkinci asın müceddidi olarak da anılan İmam Şafii kendi asrında bazı ravilerin tesebbütten uzak olduklarını ve gas ve semin tabir edilen hem zayıf hem de kuvvetli rivayetleri  naklettiklerini ifade eder ve bunlara 'hatib-u leyl' sıfatını yapıştırır.  Hatib-i leyl gece oduncusu demektir ki geceleyin alacakaranlıkta oduna çıkan bir oduncu heybesine her türlü mahrukatı doldurur. Bazen bunlar arasına yılan ve çiyanlar da olabilir. Tesebbütten ari olduğundan dolayı bu tür bir ravi hem zayıf hem de kuvvetli rivayetleri nakleder. Tefsir'de de bazı müfessirler nakil yolu tercih etmişler ve bunlar zayıf da olsa bazı müfessirlerin sözlerini nakletmişlerdir. Bu, daha ziyade Et Tefsiru bi'l me'sur akımının temsilcilerinin düştükleri bir yanlışlıktır. Kimi ulema ise bunu bir yanlışlık olarak görmez. Bazen duyan nakilden daha şuurludur veya idrak sahibidir (rubbe samiin ev'a minerravi)  hadisi doğrultusunda bazıları da bu rivayetlerin tortularını ayıklar veya nakilin nufuz edemediği derinliğe nufuz eder ve ondan yeni cevherler çıkarır. Taberi gibi bazı müellifler ham tarihi hadisatta hem de tefsirlerinde buldukları rivayetleri tahkik etmeden eserlerine almışlardır. Kimileri bu yöntemi reddetmiş kimileri de eğer onlar olmasayı onların asırlarını anlayamazdık demişlerdir. Onlar asırlarına ayna tutmuşlardır. Ve dolayısıyla onlar vasıtasıyla sadece o asrın hadis ilmindeki yerini değil edebiyattaki veya sosyal hayattaki yerini e bu rivayetler sayesine öğreniyoruz. Şüphesiz zayıf da olsa bu rivayetler bugünkü hayatımıza bir zenginlik katıyorlar. Zaten Taberi gibi alimlerin maksadının a tam bu olduğu söyleniyor. Buradan baktığımızda Taberi'nin sözkonusu rivayetlerinin tam bir isabet olduğu ortaya çıkmaktadır. Elbetteki bu haller onların rivayetlerinin işlenmesine engel değildir. Bu işlem ise tahkik ve tankih yollarıyla yapılmaktadır. Günümüzde ehl-i tahkik olan zevat zaten bu tür rivayetleri diğer muteber kitaplar veya bilgilerle karşılaştırarak tahkik etmekteler. Dolayasıyla tahkik sahası her zaman açıktır ve yapılması gerekir.
Lakin bazıları bunun bazı periyolarla yapılmasını teklif etmektedirler.Burada kural ihtiyaçtır. Zorlama ile ayıklama yapmak değil. Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu günümüzde hadislerin her on yılda bir gözden geçirilmesini arzu etmektedirler. 10 yıllık dilimlerle hadislerin ayıklanmasınıve yeniden eldengeçmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu dini verilerin zaman karşısında münfail olma durumunu/edilgenliğini gösterir. Hakim unsur zamandır. Mahkum olan ise dini kurallar ve kaideler bütünüdür. Halbuki Bediüzzaman'ın deyimiyle münfail olan Kur'an değil, zamandır. Zamana göre aceleyle yapılan Kur'an tevilleri hatalı çıkmıştır. Bediüzzaman :"Zaman ihtiyarladıkça Kur'an gençleşir" derken merhum İskilipli Atı Hoca da :"Kur'an asri değil a'saridir. Yani bir zamanın değil bütün zamanların modernizmidir" demiştir.

Hadisler elbette her zaman okunmalı ve onlar okundukça da yeni mesail gündeme gelecek ve hadislerden daha fazla istifade edilecektir. Aksi taktirde, ca'li bir ihtiyaçla hadisle dokunulması sözünü ettiğimiz mahzurlara yol açacaktır. Bazı ehl-i ilim Kur'an ile zamanın mukabele edilmesi ve zamana uygun yeni Kur'an cevherlerinin keşfi için her yüzyılda bir yeni tefsir çalışmalarının yapılmasını savunmuşlardır. Zaten bu kendiliğinden yapılmaktadır. Her asrın gayur müfessirleri çıkarak Kur'an-ı Kerim'i tefsir etmişmerdir. Ama bu mesele de bir zamanlar müçtehid taslaklarının çoğalması gibi enflasyona medar olmuştur. Günümüzde neredeye meal veya tefsir yazmayan kalmadı. Bu da Kur'an-ı Kerim'in saygınlığını ve mehabetini gölgeliyor.   İnsanlar yaptıkları işin veya sorumluluğun farkında veya cesametinde değiller. Bu onları Allah'ın kelamı karşısında cürete sevk ediyor. Geçmişte her asırda tefsir çalışması yapılmasını isteyenler olduğu gibi her asrın bir müçtehitten hali olmayacağını da söylemişlerdir. Bununla birlikte ekseri ulema mutlak müçtehitlik devrinin kapandığını ve mezhepte müçtehitlik döneminin ise baki olduğunu söylemiştir. 

Buhuusta daima iki kutup olmuştur. Sahayı daraltmak isteyenler ile sulandırmak isteyenler. Bunun yanında bir de dengeyi ve itidali temsil eden üçüncü ve vasat çizgi de daima bulunmuştur.

Taberi ve  Salebi ve Mukatil İbni Süleyman gibi bazı haşviyeciler dışında kimi ulemaya göre hatib-u leyl korumunda olan müfessirlerden birisi İsmail Hakkı Bursevi'dir ve  Ruhu'l Beyan tefsiri de kimilerine göre haşviyatla dolu ve maluldur.  Ruhu'l beyan ilmi açıdan da edebi açıdan da kritize edilmiştir. Arapların ifadesiyle ‚likülli hisanın sahve ve lükülli insanin kebve' dedikleri gibi her insanın bir sürçme payı vardır. Arapların 'nesicu vahdihi' dedikleri gibi nev-i şahsına münhasır bir müfessir olan Bursevi tefsirini tasavvufi, edebi nakillerle doldurmuştur. Ve öyle doldurmuştur ki, kitabın şeffafiyeti ve esnekliği kaybolmuştur. Kitabına zayıf hatta erbabına göre mevzu addedilen  hadisler de serpiştirmiştir. Bununla birlikte nezdindeki hadis ilmi usulu biraz farklıdır. Sıhhatv e zayıflandırma da yine kendi yöntemini kullanmıştır. Ruhu'l beyan'da hem kuvvetli hem de zayıf yönler olduğundan dolayı zayıf yönlerinden dolayı insanların mahrum olmaması için  Şam ulemasından Sabuni  Ruhu'l beyan'ı tahkik etmiş ve onun kimilerine göre seyyaliyetini ve akıcılığını engelleyen yönlerini ayıklamıştır. Sabuni hem tasavuf alimi hem de ehl-i sünnet metoduna bağlı bir alimdir. Ağdalı yönlerini ayıklayarak istifadeye medar hale getirmiştir. Elbette orjinaline sadık kalmak ve orjinalinden okumak isteyenler için bu kapı her zaman ardına kadar açıktır.  İsteyene müyesserdir.

Belki Bursevi'nin üzerine Muhammed Ali Sabuni'nin yaptığı bir istisnadır. Bunun ötesinde bunu bir ihtisar olarak görmek de mümkündür. Şöyle ki Gazali'nin özellikle de İhya kitabı birçok alim tarafından ihtisar edilmiştir. Bizzat kendisi de İhya'yı Farsça olarak Kimyayı Saadet kitabında ihtisar etmiştir. Sabuni de Araplar için faidesini genelleştirmek için  Gazali'nin yaptığı gibi  Arapların idraklerinin alacağı şekle getirmiştir. Bu orjinali bozma değildir zira orjinali mevcuttur.

Bunun ötesinde İsrailiyat noktasında çalışmalar her zaman olmuştur. Mısır'da Muhammed Ali Zehebi ve Türkiye'de birçokları bunu yapmaya çalışmıştır.Bununla birlikte, asıl yanlışolan İsrailiyat adı altında hadislere mevzu/uydurma damgası vurulmasıdır.

Hadis projesinde insanları asıl endişelendiren yön burasıdır.  Tefsir çalışmalarında da sakınılması gereken muharrik unsur modernizm ve onun yol açığı pozitivizm gibi dalgalardır. Nitekim kendisi de öyle olmasına rağmen Cemaleddin Afgani  bile Seyyid Ahmed Han modernizmine karşı ' er Reddu ale'l dehriyyin' kitabını yazmak zorunda kalmıştır.  Halbuki daha sonra çığırını devam ettiren Muhammed Abduh daha dar dairede bile olsa Mısır'ın Seyyid Ahmed Han'ı olarak anılmıştır. 
Buradaki maksadımız, Diyanet İşleri Başkanlığının kalkışmış olduğu hadis ayıklama sürecine veya projesine mumasil olarak geçmişte böyle projelerin tefsir dalı gibi dallarda da yaşanmış olduğunu hatırlatmaktır. Varsa; muhtemel benzerliklerine işaret etmek ve uyarmaktır.

1-Fi Zikra el İmam el Akber eş Şeyh Mahmut Şeltüt, Recep Ayı Ezher Dergisi promosyonu, s: 88
2- Et Tefsiru ve'l Mufessirun, Muhammed Hüseyin Zehebi, ikinic cilt, S : 587

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye