Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

 

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

Fethin fikri cephesi

İran'ın mezhebi özelliklerinden dolayı İslam dünyasına lider olamayacağı ve küresel bir İslami güç olamayacağı söyleniyor. Bununla birlikte, açıktan bir şekilde İsrail ile İran arasında bir kutuplaşma görülüyor, bunu yukarıdaki tespitle nasıl telif ve izah edeceğiz ? Müşkil olmakla birlikte bunun izahı var. Esasında, Safevilerden itibaren Şiilik Perslikle birlikte İran'ın milli kimliği olmuştur. Et-tırnak haline gelmiştir. Bugün İran milleti gibi yeryüzünde katıksız ikinci bir Şii millet yoktur. Büyük çapta Şiiliğin omurgasını temsil eden Pesler ile Azerilerdir. Özellikle de Kuzey Azerbaycan halkının bir kısmı Sünni olmakla birlikte Güney Azerbaycan ya da İran Azerbaycanı kahiri ekseriyetle Şii mezhebindendir. Zaten Şiilik üzerine çalışmalarıyla tanınan Henry Gorbin de Şiiliği İran İslamı olarak tanımlamıştır. İran bundan; mezhebinden dolayı kaybettiği şansını siyaset yoluyla ve Kudüs üzerinden kazanmaya çalışmaktadır. Bu hususta samimi ideolojik eğilimleri olduğu gibi taktik düzeyinde girişimleri de vardır. Sözgelimi sıkışığında ABD ile masaya oturmakta ve gizli ilişkiler yürütebilmektedir. Devrimden sonra ve İrangate skandalından dolayı Mehdi Haşimi gibi kimileri İran'ın derin ve gizli ilişkilerinin kurbanı olmuştur. Çıkarları gerektirdiğinde gözünü kırpmadan ideolojini bir kenara veya ikinci plana atabilmektedir. İrangate gibi olaylar ve ardından Afganistan ve Irak işgallerinde işbirlikleri bunun bilinen kanıtlarıdır. Bununla birlikte, Sünni dünyada otorite boşluğu nedeniyle İran İslam dünyasına liderlik açısından bulunmaz bir fırsat yakalamıştır. Bunun da Filistin üzerinden sağlanabileceğini görmektedir. Önce İslam dünyasını ikiye bölmek ve gücünü ve enerjisini kendi içinde tüketmek için Şii kaynaklı İran devrimine sessiz kalan çevreler ardından bu boşlukta onu dikkate almışlardır. Bu açıdan aslında İran ile İsrail arasında bir kutuplaşmanın olduğu gerçektir. Lakin bu her zaman pazarlıklar yoluyla kırılabilir.

*

 İşin asıl tehlikeli boyutu ise İran'ın siyaseten kazandıklarını mezhebe yatırmaktadır. Ya da siyasi kazanımlarla mezhebi ayağını güçlendirmesidir. Bu çelişkiden dolayı dönüp dolaşıp yine aynı noktaya varıyor veya başa dönüyoruz. Mezhebi özelliklerinden dolayı İran'ın İslam alemine baş olması ve liderlik yapması adeta imkansızdır. Bunu yapması için bölgeyi Şiileştirmesi ve Sünni dünya ile kapışması ve yenmesi gerekmektedir. Bundan dolayı İran Hizbullah üzerinden daha ziyade meselenin siyasi ve onun üzerinden mezhebi propagandasını yapar niteliktedir. Daha mesele ciddiye binmeden Mehr Ajansı'ndan Hasanzade gibiler zaferlerde Ehl-i beyt mucizesinden bahsetmektedirler. Halbuki Mehdi'nin gaybubetini izah ederken fiziki tasfiyesinden çekindiği için yeraltına sığındığını söylemektedirler. Bu itibarla bu hususta kendileriyle inanılmaz çelişki içindedirler.

*

 Kudüs daha önce de fethedilmiştir. Bu fethi Nureddin Zengi'nin açtığı çığırdan Selahaddin Eyyübi sürdürmüş ve tamamlamıştır. Ozaman ki fethin fikri altyapısına baktığımızda ve günümüzle karşılaştırdığımızda yine Şii ve gnostik düşünceyle fethin müyesser olmasının imkansız olmasa bile zor olduğunu görüyoruz. İran elini taşının altına sokmadığı halde ve Irak ve Afganistan'da  Sünnilerin direnişlerinin meyvesini organize güç olması bakamından  toplamaktadır. Zira İran'ın 8 yıl savaşmasına mukabil Afganistan 1978 yılından beri önce SSCB sonra da Amerikalılarla savaş halindedir. İran ise aralıksız komşusu Irak ile savaşmıştır. Irak'ta keza öyledir. Hittin'e giden sürece baktığımızda İsmaili Şia'sını temsil eden Fatimi Devletinin genellikle işgalci Haçlılarla iyi münesebetler tesis ettiğini görüyoruz. 1187 tarihinde Haçlıların şevketinin kırılmasıyla sonuçlanan Hittin muharebesi ve onun fikri arka planını iyi analiz etmemiz gerekir. Bunu en iyi analiz eden Macid Arsan Geylani olmuştur. Hakeza Zahare Cilu Selahaddin Hakeza Adeti'l Kuds kitabında bunun fikri ve manevi altyapısını ve çatısını tahlil eder ve anlatır. Fethin fikri ve manevi altyapısı tamamen Geylaniyye ve Gazaliyye ekollerine dayanmaktadır. Bu münasebetle tarih yine bu şekilde tekerrür edecek ve fetih Sünni manevi ekollerin de desteğiyle biiznillah gerçekleşecektir. Fethin manevi dinamizmini Muhammed Umara'nın da dediği gibi sünnet eksenli anlayış teşkil etmiştir ( Mecelletü'l Ezher, Şevval 1429, s: 154). Selahaddin Eyyübi fikri cepheyi de onarmak ve günümüzün ifadesiyle üniter hale getirmek için sapkın ve aykırı bütün fikirleri ayıklamış ve dışlamıştır. Aksi halde fetih müyesser olmayabilirdi. Bu bağlamda batini İsmaili dailerini tasfiye etmiştir. Aynı doğrultuda gnostik ve işraki Sührüverdi maktul'un Halep valisi tarafından idamına ferman etmiştir.  Sührüverdi fakihlerle yapmış olduğu fikri münazaralarda kamuoyunun fikrini velveleye vermiş ve ruh dünyasında dalgalanmalara neden olmuştur. Medeniyetler ve kültürler asındaki manevi berzahları kaldırma teşebbüsünde bulunmaktadır. Geçişlilik ve eklektizm vadisinde Zerdüşt ve Eflatun ile Hazreti Peyğamber'i (S.A.V.) karşılaştırmaktadır. Keldani vahiyle Kur'an-ı Kerim arasında kıyaslamalar yapmaktadır. Böylece fikri cepheyi dağdağaya vermiş ve sarsıntılara neden olmuştur. Halbuki zaferin ön şartlarından birisi de fikri cephede dağınıklık yerine tevhidin ve beraberliğin sağlanmasıdır. Hazırlık safhası bunu gerektirmektedir. Denilebilir ki, bu hususta günümüzdeki İran daha farklı görünmektedir. Halbuki bugünkü İran devrimi köklerini Şah İsmail'e ve ondan sonra Cemaleddin Afgani'ye borçludur.  Kökeninde onun fikri harcı vardır. Cemaleddin Afgani de Sührüverdi gibi vahiy konusunda farklı görüşleri olan birisidir. Bu yüzden Daru'l Funun kapatılmıştır.  Günümüzde Ali Şeriati'nin fikri haleflerinden olan Abdulkerim Suruş'un vahiy konusundaki anlayışı da aynıdır ve  eleştirilere neden olmuştur. Her ne kadar Suruş yeni dönemde dışlanmışsa bile aradaki ilişiler pek net  değildir. Günümüzde Şiilik cazibesinde Ali Şeriati'nin yerini Hasan Nasrallah'ın aldığını söyleyebiliriz. Bununla birlikte, Valı Nasr'ın da parmak bastığı gibi Şia'nın tarih anlayışı dairevi değildir. Yenilenme dönemlerine kapalıdır. Sünnilik de çöküntüyü ihya takip eder ama Şiilikte böyle bir durum yoktur. Onlar ihyayı genel olarak Mehdi'nin çıkışına ve şahsına bağlarlar. Valı Nasr'ın dediği gibi Sünni otoriteler gibi Şiilik 'fetihci de' değildir . Hatta Moğollar'ın Bağdat'ı işgalleri sırasında  Vezir Alkemi'nin ihanetini reddetseler bile Sünnilerin aksine Moğol dönemine genel olarak olumlu bakarlar. Dolayısıyla  bugünkü İran'ın siyasi motivasyonları olsa da fethin fikri  cephesinde yaya vaziyetteler. Güç kazandıkça kabından çıkmakta ve Irak'ta olduğu gibi ölüm mangalarıyla Sünnileri tasfiye etmektedir. Hasan Nasrallah'ın Irak müsveddesi olan Mukteda Sadr Amerikalılar yerine çok sayıda sünninin kanına girdikten sonra soluğu İran'da almıştır. Keza 2006 Temmuz'unda Hizbullah'ın direnişle İsrail'i püskürtmesinden sonra ilk icraatı Beyrut'u kontrol alına almak olmuştur. Dolayısıyla İran fetihten ziyade kendisini tahakkümün cazibesine kaptırmıştır.
26/10/2008
 
 

 

 

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye