Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

' Ergenekon imamı teflon Baykal'

Tanımazsınız. A. Ramaslı adında bir aile dostumuz vardır. Geçenlerde Baykal'ı görmüş.  Fena halde dökülüyormuş. Diyor ki, " sedir gibi bir yerdeyiz. Oturuyorum. Baykal'ı karşımda görüyorum. Üzerinde gayet fiyakalı bir urba. Pahalısından bir takım elbise. Elbette içinde Baykal var. Takım elbise ne kadar şıksa da elbisenin her tarafında yağ lekeleri var. Adeta yağ lekelerinden dolayı güzelim kumaş elbise leopar derisine dönmüş durumdaydı. Baykal çok yorgun görünüyordu. Sonra sedirde yanına yatmak ve dinlenmek istedi.  Sanki bıraksam kucağıma yatmak ve başını koyarak dinlenmek istiyordu. Üçüncü Selim'in Galip Dede'nin kucağına yatması gibi." Meğerse muktezayı hale muvafık bu durum, bir düşten ibaretmiş. Aile dostumuz bunu anlatalı ya bir ay ya da iki ay oldu. Gerçekten de bu zaman zarfında Baykal çok yorgun görünüyordu. Teflon Baykal terkibiyle anılan CHP Genel Başkanı her ne kadar bu durumlar için şerbetli ise de son gelişmeler kendisini bayağı yormuş durumda. Gayet asabi ve bıçak sırtı bir süreçten geçiyor.  Kuyruğuna kadar sıkıştırdıkları avı bir türlü ele geçiremiyorlar.  Bu da asabiyeti ve gerginliği artırıyor. Sonunda kalbini yordu ve 'teflon Baykal' denilen o esnemez yapıya stent taktılar. Elbette 'geçmiş olsun' demek boynumuzun borcu. Bundan yüksünmeyiz de. İnsani haller  zevzekliği kaldırmaz. Bununla birlikte, Ergenekon davası sadece onu değil birçok zanlıyı da yordu. Başta Veli Küçük Paşa olmak üzere birçok kişi revirlere ve hastanelere düştü. Kalbinden zorlananlardan birisi de Cengiz Han'la birlikte anılan İlhan Selçuk ağabey oldu. Bektaşi aydınlanmasının son piri. . Ferid İlsever gibiler de sağlık cihetiyle iltimas talep ediyorlar. Kala kala kapı gibi sağlam Doğu Perinçek kaldı. Bende kendisinden böyle bir direnç bekliyordum zaten. Bu da şunu gösteriyor : Evet Ergenekon tehlikeli olabilir ama kendi aralarında mangalda kül bırakmayanlar iç savaştan ve darbe ortamlarından bahsedenler nedense ilk sadmede dökülüveriyorlar. Bunun tek nedeni darbe atmaya alışkın oldukları halde  yemeye alışkın olmamaları herhalde. Buna da alışırlarsa herhalde çok geçmeden dengelerini bulurlar.  

Ergenekon'da işler kötü gittiği, sarpa sardığı gibi hem şahsen hem de siyaseten Baykal'ın işleri de kötüye gidiyor. İsrail'le ilişkilerini bilemem ama 1 Mart tezkeresinin faillerinden biri olarak herhalde hala ABD'nin affı şahanesine mazhar  olamamıştır. İkinci olarak, Avrupalılar teflon tabiatından dolayı kendisini kapı önüne koymaya hazırlanıyorlar. Bundan dolayı Sosyalist Enternasyonal için Atina'ya bile gidemedi. Baykal bir tevilini bulur ve bu yapının ulusalcı değil sosyalist ümmetçi olduğunu söyleyebilir.  Dış kapılar birer ikişer yüzüne kapanıyor. Dışarıda itibar sıfır…Ya içerde ? İçe gelince, burada da işler sarpa sardı.  Ergenekon imamı, avukatı derken sahiden de Ergenekon bağlantılı siyasetçilerden biri olma suçlamasıyla veya töhmetiyle karşı karşıya kaldı. Akçeli işlerde de başı fena hale sıkışmış vaziyette. 12 Eylül sonrasında yeniden sahnelere çıkabilmek için Bülent  Ersoy  Hanım darbe erkanı nezdinde Baykal'ı devreye soktuğunu ve arabulucu yaptığını söylese de Baykal bu anı bir türlü hatırlayamadı. Hafızayı geri sardıramadı. Ya hafıza kaybına uğradı ya da Bülent  Ersoy'un bir garazı var. Eskiler de garaz için 'garaz marazdır' demişlerdir. İşte bu garazkar tutumlar da sağlığını mahvetti. Akçeli işler bununla da kalmıyor. Anayasa Mahkemesi ve Tuncay Özkan , sabık kanalı Habertürk'ü kurarken CHP'den yüklü bir miktar para aldığını doğruladı. Bu da Baykal'ın kalbi için ek bir yük ve sıkıntı demekti. Yine de kuyruğu dik tutmak için 'turp gibiyim maşallah'' dese de  eski çelik teflon özelliğinden fire verdiği aşikar. Sadece AKP ile vuruşsa yine de iyi. Belki kalbe iyi de gelir.

Bu süreçte cephe içi çatışmalar ve yan vuruşmalar  kendisini daha çok bitap düşürmüş olmalı. Bunlardan birisi de Genelkurmay'la olan sürtüşmeleri. Hisarcıklıoğlu'nun Sinan Aygün'e sahip çıktığını ama mutekait Ergenekon Paşalarına kimsenin sahip çıkmamasından yakınmış.  Kurumu vefasızlıkla suçladığı belli. Halbuki bazı paşalar arpalıklara konduğunda ve Genelkurmay onlara kurum içinde  makam odası tahsis etmek istediğinde Baykal'ın pek de sesi çıkmamıştı. CHP son sıralarda ya dinle ya da orduyla çatışıyor. Yine orduya kılçık atma anlamına gelebilecek tarz da CHP'li Kılıçdaroğlu şöyle konuşmuştur :"Hükümetle Genelkurmay arasında oldukça sıcak bir ilişkinin olduğu kanısındayım. Çünkü, tüm ordunun büyüklüğü dikkate alındığında laikliğe karşı hiçbir dosyanın YAŞ'a gelmemesi ilginçtir. Medyada bu konuda belli pazarlıklardan söz edilmektedir. Hatta Sayın Cumhurbaşkanı'nın 'böyle bir dosya gelirse ben YAŞ kararlarını imzalamam' diye bir söylemi internet sitelerine düşmüş vaziyette. İşin ilginç tarafı, emekli olan bir Genelkurmay Başkanı'na olağanüstü boyutlara ulaşan bir fiyatla özel bir aracın alınmasıdır."

Aslında, ona, Ankara İmamı dediler ama Ankara imamlığının mahiyeti Ergenekon soruşturmasıyla birlikte netlik kazandı ve Baykal'ın Ergenekon avukatı olduğunu bizzat kendi ifadelerinden öğrendik. Teflon Baykal terkibi de bize ait değil. Batılıların bir icadı veya buluşu. Eski SP'li Mehmet Bekaroğlu Ergenekon takımı için şunları söyledi :" Bunların çoğunun cezai ehliyeti olduğunu sanmıyorum. Zira rasyonalite sorunları var…"  Aslında doktor olmasına rağmen Bekaroğlu'nun bu tanısı ve teşhisi eksik. Adamların sıhhi ehliyetleri de yok. İkisi bir araya gelince tamamen cezai ehliyetten muaf olurlar. Onlar da bunu fark ettikleri an Türkiye kurtulmuş demektir. Kendileri de Türkiye de  kurtulacak ve huzura erecek. Bunun gerçekleşmesini umut ediyoruz.

www.mustafaözcan.com

 

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye