|
' Ergenekon imamı teflon Baykal'
Tanımazsınız. A. Ramaslı adında bir aile dostumuz vardır. Geçenlerde Baykal'ı görmüş. Fena
halde dökülüyormuş. Diyor ki, " sedir gibi bir yerdeyiz. Oturuyorum.
Baykal'ı karşımda görüyorum. Üzerinde gayet fiyakalı bir urba.
Pahalısından bir takım elbise. Elbette içinde Baykal var. Takım elbise
ne kadar şıksa da elbisenin her tarafında yağ lekeleri var. Adeta yağ
lekelerinden dolayı güzelim kumaş elbise leopar derisine dönmüş
durumdaydı. Baykal çok yorgun görünüyordu. Sonra sedirde yanına yatmak
ve dinlenmek istedi. Sanki bıraksam kucağıma
yatmak ve başını koyarak dinlenmek istiyordu. Üçüncü Selim'in Galip
Dede'nin kucağına yatması gibi." Meğerse muktezayı hale muvafık bu
durum, bir düşten ibaretmiş. Aile dostumuz bunu anlatalı ya bir ay ya
da iki ay oldu. Gerçekten de bu zaman zarfında Baykal çok yorgun
görünüyordu. Teflon Baykal terkibiyle anılan CHP Genel Başkanı her ne
kadar bu durumlar için şerbetli ise de son gelişmeler kendisini bayağı
yormuş durumda. Gayet asabi ve bıçak sırtı bir süreçten geçiyor. Kuyruğuna kadar sıkıştırdıkları avı bir türlü ele geçiremiyorlar. Bu
da asabiyeti ve gerginliği artırıyor. Sonunda kalbini yordu ve 'teflon
Baykal' denilen o esnemez yapıya stent taktılar. Elbette 'geçmiş olsun'
demek boynumuzun borcu. Bundan yüksünmeyiz de. İnsani haller zevzekliği
kaldırmaz. Bununla birlikte, Ergenekon davası sadece onu değil birçok
zanlıyı da yordu. Başta Veli Küçük Paşa olmak üzere birçok kişi
revirlere ve hastanelere düştü. Kalbinden zorlananlardan birisi de
Cengiz Han'la birlikte anılan İlhan Selçuk ağabey oldu. Bektaşi
aydınlanmasının son piri. . Ferid İlsever gibiler de sağlık cihetiyle
iltimas talep ediyorlar. Kala kala kapı gibi sağlam Doğu Perinçek
kaldı. Bende kendisinden böyle bir direnç bekliyordum zaten. Bu da şunu
gösteriyor : Evet Ergenekon tehlikeli olabilir ama kendi aralarında
mangalda kül bırakmayanlar iç savaştan ve darbe ortamlarından
bahsedenler nedense ilk sadmede dökülüveriyorlar. Bunun tek nedeni
darbe atmaya alışkın oldukları halde yemeye alışkın olmamaları herhalde. Buna da alışırlarsa herhalde çok geçmeden dengelerini bulurlar.
Ergenekon'da
işler kötü gittiği, sarpa sardığı gibi hem şahsen hem de siyaseten
Baykal'ın işleri de kötüye gidiyor. İsrail'le ilişkilerini bilemem ama
1 Mart tezkeresinin faillerinden biri olarak herhalde hala ABD'nin affı
şahanesine mazhar olamamıştır. İkinci olarak,
Avrupalılar teflon tabiatından dolayı kendisini kapı önüne koymaya
hazırlanıyorlar. Bundan dolayı Sosyalist Enternasyonal için Atina'ya
bile gidemedi. Baykal bir tevilini bulur ve bu yapının ulusalcı değil
sosyalist ümmetçi olduğunu söyleyebilir. Dış kapılar birer ikişer yüzüne kapanıyor. Dışarıda itibar sıfır…Ya içerde ? İçe gelince, burada da işler sarpa sardı. Ergenekon
imamı, avukatı derken sahiden de Ergenekon bağlantılı siyasetçilerden
biri olma suçlamasıyla veya töhmetiyle karşı karşıya kaldı. Akçeli
işlerde de başı fena hale sıkışmış vaziyette. 12 Eylül sonrasında
yeniden sahnelere çıkabilmek için Bülent Ersoy Hanım
darbe erkanı nezdinde Baykal'ı devreye soktuğunu ve arabulucu yaptığını
söylese de Baykal bu anı bir türlü hatırlayamadı. Hafızayı geri
sardıramadı. Ya hafıza kaybına uğradı ya da Bülent Ersoy'un
bir garazı var. Eskiler de garaz için 'garaz marazdır' demişlerdir.
İşte bu garazkar tutumlar da sağlığını mahvetti. Akçeli işler bununla
da kalmıyor. Anayasa Mahkemesi ve Tuncay Özkan , sabık kanalı
Habertürk'ü kurarken CHP'den yüklü bir miktar para aldığını doğruladı.
Bu da Baykal'ın kalbi için ek bir yük ve sıkıntı demekti. Yine de
kuyruğu dik tutmak için 'turp gibiyim maşallah'' dese de eski çelik teflon özelliğinden fire verdiği aşikar. Sadece AKP ile vuruşsa yine de iyi. Belki kalbe iyi de gelir.
Bu süreçte cephe içi çatışmalar ve yan vuruşmalar kendisini
daha çok bitap düşürmüş olmalı. Bunlardan birisi de Genelkurmay'la olan
sürtüşmeleri. Hisarcıklıoğlu'nun Sinan Aygün'e sahip çıktığını ama
mutekait Ergenekon Paşalarına kimsenin sahip çıkmamasından yakınmış. Kurumu vefasızlıkla suçladığı belli. Halbuki bazı paşalar arpalıklara konduğunda ve Genelkurmay onlara kurum içinde makam
odası tahsis etmek istediğinde Baykal'ın pek de sesi çıkmamıştı. CHP
son sıralarda ya dinle ya da orduyla çatışıyor. Yine orduya kılçık atma
anlamına gelebilecek tarz da CHP'li Kılıçdaroğlu şöyle konuşmuştur
:"Hükümetle Genelkurmay arasında oldukça sıcak bir ilişkinin olduğu
kanısındayım. Çünkü, tüm ordunun büyüklüğü dikkate alındığında laikliğe
karşı hiçbir dosyanın YAŞ'a gelmemesi ilginçtir. Medyada bu konuda
belli pazarlıklardan söz edilmektedir. Hatta Sayın Cumhurbaşkanı'nın
'böyle bir dosya gelirse ben YAŞ kararlarını imzalamam' diye bir
söylemi internet sitelerine düşmüş vaziyette. İşin ilginç tarafı,
emekli olan bir Genelkurmay Başkanı'na olağanüstü boyutlara ulaşan bir
fiyatla özel bir aracın alınmasıdır."
Aslında,
ona, Ankara İmamı dediler ama Ankara imamlığının mahiyeti Ergenekon
soruşturmasıyla birlikte netlik kazandı ve Baykal'ın Ergenekon avukatı
olduğunu bizzat kendi ifadelerinden öğrendik. Teflon Baykal terkibi de
bize ait değil. Batılıların bir icadı veya buluşu. Eski SP'li Mehmet
Bekaroğlu Ergenekon takımı için şunları söyledi :" Bunların çoğunun
cezai ehliyeti olduğunu sanmıyorum. Zira rasyonalite sorunları var…" Aslında
doktor olmasına rağmen Bekaroğlu'nun bu tanısı ve teşhisi eksik.
Adamların sıhhi ehliyetleri de yok. İkisi bir araya gelince tamamen
cezai ehliyetten muaf olurlar. Onlar da bunu fark ettikleri an Türkiye
kurtulmuş demektir. Kendileri de Türkiye de kurtulacak ve huzura erecek. Bunun gerçekleşmesini umut ediyoruz.
www.mustafaözcan.com
|