Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

Devr-i sabık, tabula rasa ve travma

1908 ile 1909 aralığında İstanbul ile 1921'inde Ankara'da havalar aynıdır. Çoşku ve zafer sarhoşluğu vardır. Birincisinde devr-i sabık'a (İkinci Abdulhamid) diğerinde de Yunan'a galebe. Zaten 1921 Ankarası'nda bu galebe havası yeni bir devr-i sabıka imza atacaktır.  II. Abulhamid'in tahttan indirilmesiyle yarım kalmış bir hesaplaşma toptan hanedanın sınır dışı edilmesiyle tamamlanacaktır. Mir Mehmet Dengir Fırat Ankara'daki müteakip inkilapların milletin maşeri vicdanında büyük bir travma bıraktığını söylemektedir. Bu iniklaplar milletin mazisiyle geleceği arasına büyük bir haile ve perde ikame etmiş ve dikmiştir. Mİr Mehmet Dengir Fırat bunları New York Times gazetesine anlatmıştı ama gazetenin konuşmalarını tasarrufla kuşa çevirdiğini ve dolayısıyla anlam kaymasına uğrattığını söyledi. Adamı sonunda söylediğine ve söyleyeceğine pişman ettiler ve inkilapların hepsinin yerinde olduğunu söylemek zorunda kaldı. Öyleyse inkilaplar üzerinden mururu zaman mı geçti ki bazıları rafa kaldırıldı ? Bunları meskut geçti. Adama savunma imkanı bile vermediler. Bedir Ağa'nın torununu Şeyh Said'e mal ettiler. Gerçekten de bu adamlarla uğraşmak zor. Bir benzerini Ermeni yazar söylemişti. İnkilapların aslında içi boş olduğunu tamirden ziyade tahribe hizmet ettiğini savundu. Ona göre, inkilaplarla gelen yeni hava milli mimariyi, sanat ve musikiyi öldürmüştü. Gerçekten de baktığımız zaman dilde yenileşme akımı bu zamanda ortaya atılmış ve bunun tahribatı Güneş Dil Teorisiyle bilahare kısmen telafi edilmeye çalışılmıştı. Mimari de ise özgünlük tamamen ortadan kalkmış ve taklidin taklidi nevzuhur bir mimari yapı husule gelmişti. Çin'de kültürel devrim gibi bir devrim meydana gelmiş veya getirilmiş yerli milli musikimiz bile bundan nasibini almıştı.

*

 Seven Nişanyan, Taraf'tan Neşe Düzel'e ilginç şeyler anlatıyor. Osmanlı'da başlayan batılılaşma reformlarının veya inkilaplarının aslında 1925 ile 1950 arasında buzdolabına konduğunu söylüyor. Bugün CHP'nin Sosyalist Enternasyonel'den atılma aşamasına gelmesi de bu tezi doğrulamıyor mu ? Yine Nişanyan ilginç bir biçimde 1946 ile 1950 arasında gerçekleşen muvazaa ile yeni yönetimin devr-i sabık oluşturamadığını ve asıl meselenin de bu olduğunu savunuyor. Sözgelimi karşıt cephe 1908-1909 ve 1921 ve 1960yılında hep devr-i sabık oluşturuyor ve ülkenin geçmişiyle ilişkilerini sıfırlıyordu. Yeni bir Tabula Rasa oluşturuyordu. Şayet Demokratlar da bu kadar cesur olsalar ve geçmiş dönemi devri sabık olarak yaftasalardı belki bugün Türkiye rejim tartışmalarını aşmış olacaktı. Hesaplaşma ertelene ertelene bugünlere geldi. Yalnız bu cesur konuşmalarını ardından Seven Nişanyan'ın başına gelmedik kalmadı. Karısının başına bir kavanoz insan dışkısı boşalttığı iddiasıyla birlikte Nişanyan kendisini bir karalama kampanyası karşısında buldu. Bununla birlikte meselenin Neşe Düzel'e verdiği mülakatla da bir ilişkisi de olmayabilir.  Konuşmasının bir yerinde şöyle söylüyor:" Türkiye 1920"ler, 1930"lar totalitarizmini gömmek için 1940"larda ve 50"lerde bir hesaplaşma yapamadı. Portekiz, İspanya, Yunanistan 1970"lerde geçmişleriyle hesaplaştılar, Türkiye hala hesaplaşmadı…" Bir de yeni rejimin dine karşı Sovyetler'e yakın bir radikallikte olduğunu ve dini kurumların altyapısını çökerttiğini söylüyor. Buna, Abdurrahman Yalçınkaya'nın karşı çıktığı Sovyet tipi laiklik deniliyor ki, Türkiye'de bu tarz laikliği destekleyenler Bernard Lewis ve benzeri neoconlar. Bu açıdan neoconlar ile ulusalcılar aynı zemini paylaşıyor. Nişanyan, Engin Ardıç ve Ahmet Kekeç gibilerinin daima savuna geldikleri demokrasi açısından İnönü ile M. Kemal dönemleri arasında bir farklılığın bulunmadığını da savunuyor.  Türkiye'de uygulanan laikliğin bir tasfiye hareketi olduğunu da savunuyor.  1946 sonrası, Kemalizmi yüceltme mutabakatının gelişmemizi sekteye uğratan temel faktör olduğu görüşünü benimsiyor.

 Bu hususta Düzel'in, " Sizce harf devrimin sonuçları kötü mü oldu?" sorusuna şu karşılığı veriyor:  "Microsoft çağında Latin alfabesi kullanmak büyük nimet ama... Bunun Türkiye"de okuryazarlığı artırdığı doğru değil. İbrani yazısını kullanan İsrail"de okur yazarlık Türkiye"den daha yüksek. Harf devriminde amaç, Batılılaşmak değil, eski yazıyı yasaklayarak Türkiye"nin geçmişiyle bağlarını koparmaktı. Bu ülkenin dokuz yüz yıllık kültürel geçmişiyle bağları, halka on beş gün süre verilerek tek bir hamlede koparıldı ve sıfırdan başlayan bir toplum haline getirildi. Elli sene boyunca üniversite dahil hiçbir yerde insanlara eski yazı öğretilmedi. Bir toplumun kendi geçmişi hakkında tam ve mutlak bir cehalete indirgenmesidir bu. .." İlerleme meselesinde de çok tartışılan bir soru ise şu :"

Türkiye diğer İslam ülkelerine kıyasla birçok açıdan çok gelişmiş. Bunda Atatürk"ün ve Kemalizm"in hiç rolü yok mu?" Cevabı peşin:"Sanmıyorum. Türkiye 14. yüzyıldan itibaren İslam dünyasının en gelişmiş, en güçlü ve Batı"ya en yakın en ülkesi oldu…." Gerçekten de birçok yazımda ifade ettiğim gibi Türkiye veya Anadolu İslam dünyasının küresel gücü olmuştur. Yüzyıllardır da böyledir. Dolayısıyla bu vasfa, arizi bir dönemin sonucunda haiz olmamıştır.

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye