Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

 

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

Aşırılıkla suçlayana bakın

İran rejimi nedense laik karakterli Sünni rejimleri İslami karakterli olanlardan daha çok seviyor. Çünkü işine geliyor; laikler hem işini kolaylaştırıyor ve propaganda malzemesi kazandırıyor hem de  onları rakip olarak görmüyor. Ziya ul Hak'tan Taliban'a kadar her tondaki Sünni karakterli İslami rejimler İran'ın hedefi olmuş ve husumetini çekmiştir. Taliban'ın Şiilik noktasında hassasiyeti dikkate alındığında belki Tahran'ın öfkesi de bir dereceye kadar anlaşılabilir. Lakin Ziya ul Hak gibilerini de gizli veya açıktan hedef almaları Şiiliğin dikotomik ve kutuplaştırıcı etkisindendir. Şii ve Sünni paradigma tamamen birbirine zıttır. İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki'nin Taliban'ı İngiltere tarafından 'bileği bükülemez ve yenilemez bir güç' olarak tanımlanması ve tasvir edilmesinden sonra bu hareketle diyalog kurma ve hükümete dahil etme çaba ve teklifleri karşısına İran kendisini tutamamış  ve bu hususta Batılıları uyaran zehir zemberek bir açıklama yapmıştır. Manuçehr Muttaki'nin bu yöndeki açıklamaları dikkatlice incelendiğinde görülecektir ki, bu ifadeler daha öne kaleme aldığım " İran'ın yerini Pakistan'mı alıyor ?"yazımın tasdiki ve izdüşümü mahiyetindedir. Amerikan yönetimi Afganistan'daki Taliban'a zeytin dalı uzatırken Pakistan'dakiyle sonuna kadar savaşılmasından yanadır. Zira Pakistan kaybedildiğinde nükleer bir güç kontrolden çıkmış olacaktır. Pekala İran'a ne demeli ?  Batılı ülkeleri bu hususta diyalog konusunda uyarmış ve ' Rüzgar eken fırtına biçer' şeklinde bir yaklaşım sergilemiştir. Muttaki, Batılıların Afganistan, Pakistan ve Orta Asya'daki aşırılıkla başa çıkamayacaklarını ileri sürmüştür. İran Afganistan'da da kirli bir politika yürütmektedir. Kimi kaynaklar hem Amerikalıları zorlamak ve kendisine ram etmek için Taliban'a silah yardımı yaptığını hem de diyaloğa karşı çıktığını hatırlatmaktadır. İran'ın amacı bir taşla iki kuş vurmak ve taraflları birbirine düşürerek kırdırmak ve karşılıklı olarak yıpratmaktır. Irak ve Afganistan'da hem direnişçiyi hem e işgalciyi destekleyerek şimdiye kadar kazançlı çıkmıştır. Aslında bu yönüyle geçmişte Amerikalıların yaptığı politikayı uyguluyor. Tavşana kaç tazıya tut politikası. Ve Batılı ülkelere Afganistan dosyası konusunda kendilerine belirli şartlar karşılığında yardımcı olacağını vaat etmektedir. Ateşi yaktıktan sonra itfaiyeci rolüyle sahneye çıkıyor. Benzeri politikayı Irak'ta da icra etmiştir.

*

 Taliban rejimi ayakta iken Hatemi Taliban'ı 'gerici ve İslam'a temsil etmeyen bir anlayış' olarak takdim etmişti. Esasında Tarık Hamd'ın da sorduğu gibi bugünkü Nejad rejimi Taliban'dan çok mu ılımlıdır yoksa nükleer silahlar peşinde koşan çılgın bir molla figürünü mü temsil etmektedir? Hatemi 'Sünni' kökenli Taliban için aşırı ve gerici ifadesini kullanırken elbette ki Nejad'a sadece kızmaktadır. Ama  hiç bir zaman Nejad ve benzeri yerli figürler için  'gerici ve yobaz unsurlar' dememiştir. Bu da en azından çifte standartını göstermektedir. Onun ötesinde İran meseleye tamamen mezhepi zıtlık perspektifinden bakmaktadır. UPI Almanya Muhabiri Stefan Nicola, 8 Ekim (2008) tarihli 'Iran an ally Afghanistan ?' başlıklı yazısında İran'ın Taliban liderliğinde Afganistan'da bir Sünni otorite istemediğini yazıyor. Dolayısıyla İran bölgesel zaferleri ve çözümleri bloke ediyor ve Mollaların Protokolleri yazarlarına göre İran, Irak, Suriye ve Lübnan ve Körfez'le birlikte bölgeyi tamamen kontrol etmek istiyor. ABD ise bu kontrolün önündeki bariyerleri yıktı.  Bu açıdan günümüzde Şii prensiplerine dayanan veliyi fakih devleti Safevilerden daha geniş alana yayılma potansiyeli taşımaktadır. Zira ABD ve Batılıların yardımlarıyla bölgede karşısında duracak bir güç kalmamıştır. Kitleler ise politikalarının ahlaka dayanıp dayanmadığına bakmıyor. İsterse Makyavelli'in en iyi temsilcisi olsun şaşalı olduğu müddetçe ona Kardavi'nin dediği gibi meftun olabiliyor. Aydınlar bile böyle olunca  avamın propaganda ağına düşmesi ve av olması işten bile değil. Stefan Nicola'nın yazdığına göre, Batılılar yeniden yükselişe geçen 'Taliban belasından' kurtulmak için şimdi yine Tahran'ın ipine tutunuyor ve cankurtaran simidine binmeye hazırlanıyorlar.

*

   İran,  doğu komşusu Afganistan'da gelişen aşırı akımlardan ve Taliban'ın yükselişinden şikayet ederken onun bölgesel müttefiki ve mezhebi kankası Suriye Lideri Beşşar Esad da Erdoğan'ın da katıldığı dörtlü zirveden beri Trablusşam kaynaklı aşırılıktan ve tekfircilerden yakınıyor. Tekfirciler diyerekten İran'la aynı dili kullanıyor. Ve bu aşılığın Lübnan'la birlikte Suriye'yi de tehdit ettiğini savunuyor. Kimilerine göre bunun nedeni Hizbullah ve İran'ın Lübnan bağlantısı üzerindeki dikkatleri başka yöne kaydırmak ve yine Sünni kesimleri günah keçisi yapmak. Bu hususlarda İran çok mahir.  Makyavelli'ye bile külahını ters giydirir. Suriye rejimi 2003 ile 2005 yıllara arasında yoğun bir biçimde sınırlarının Irak'taki direniş için kullanılmasına göz yummuştu. O zaman direnişçiler nedense aşırılıkla yaftalanmıyorlardı. Şimdi ise onları aşırılıkla suçlamaya başladı. Burada Suriye bir taşla iki kuş vurmak istiyor. Birincisi, aynen model aldığı Putin'in Güney Osetya ve Abhazya'yı bahane ederek Gürcistan'a saldırması gibi Suriye de Trablusşam kapısından Lübnan'a geri dönmek istiyor. Trabluşşam'ı Güney Osetya gibi görüyor. Bunun için de bahanesi oradaki radikal oluşumlar veya teşekküller. Zaten geçmişte de Trablusşam'a giderek  İsrail hesabı namına 1983 yılında buradan Arafat'ı atmış ve Sünni şevketini ve iradesini kırmışlardı. Beşşar, müşterek tehditten bahsediyor. Aşırılık edebiyatıyla da Batı'dan Lübnan'a yeniden müdahalesinin ideolojik icazetini kazanmaya çalışıyor. Gerçekten de Beşşar çok uyanık. İsrail'le uzlaşma karşılığında pekala  yeniden Lübnan'a dönüşüne izin verilmesine fit (razı) olabilir. Bu noktada Trablusşam'lılar heyetler halinde Şam'a akın ederek  Suriye'ye yönelik bir düşmanlıklarının olmadığını ispata çalışıyorlar. Trablusşam'daki olaylarla alakalı olarak Lübnan'daki Hizbullah Alevi ittifakı Cemaat-ı İslami'nin eski milletvekillerinden Halid Dahir'in yakınlarından olduğu ileri sürülen Abdulgani Cevher'i suçluyorlar. Dahir ise olaylarla bir alakasının olmadığını ve Abulgani Cevher iminde birisini tanımadığını ama geçmişte Abdunnasır Cevher isminde bir kişiyle münasebetinin olduğunu, ikisi arasında sadece isim benzerliği oluğunu ifade etmektedir. Geçek şu ki, İran propaganda maksadıyla İslam dünyasına 'radikal' yüzünü, Batı'ya da 'ılımlı' yüzünü göstermeye çalışmaktadır. Dolayısıyla bu dağılımda Sünni hareketlerin henesine aşırılık düşerken İran'ın sahasına piru pak ılımlılık düşmektedir. Bu itibarla, pazarlık adresi olarak kendisini gösteriyor. Eskiler bu durumla ilgili olarak, ' bari dinime dahleden müsülman olsa' derdi. Belki bugün onun yerine şöyle söylemek daha doğru olur : İtidal çizgisini tarif eden ve ona delalet edene bakın. Bari mutedil olsa….

Makro dairede Suriye-İran beraberliği Lübnan'da mikro dairede  Alevi-Hizbullah ittifakına sahne oluyor.

 
 

 

 

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye