Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

 

23 Temmuz'un sırrı

23 Temmuz tarihi tarihimizin  meş'um dönüm noktalarından birisi. Sadece bizim değil aynı amanda Mısır'ın da. Dolayısıyla 23 Temmuz tarihimizin en önemli dönüm noktalarından birisi olduğu gibi kaderin de en önemli remizleri arasındadır. II. Abdulhamid Han'ın İkinci Meşrutiyet'i kabule zorlandığı tarihtir. Bu tarih aynı zamanda II. Abdulhamid Han'ın tahttan indirilmesine ve tahttan indirilmesi e Osmanlı'nın sonuna giden süreci açmıştır. Hadislerin tarif ve tanımıyla İttihatçılar 'sufehau'l ahlam'dır. Devrim çocuksuluğu diye bir tabir vardır. İşte bu hayalperest devrimciler Servet-i Funun gibi sanal dönemlerin sanal ürünleri ve devrimcileridir. Ama II. Abdulhamid Han'ın öngördüğü gibi on yıl içine imparatorluğu tarumar etmişlerdir.  23 Temmuz bir İttihatçı darbesidir. Ve bundan onlarca yıl sona Mısır'ın İttihatçıları olan Hür Subaylar (Dubbatu'l Ahrar)bir hareket yapmışlar ve hareket daha sonra Sevre/Devrim olarak anılmıştır. Faruk'un yozlaşmış rejimine karşı Hür Subaylar bir kurtarıcı olarak algılanmışve halk darbeyi büyük bir çoşkuyla karşılamış ama yeni kurtarıcılar ülkenin üzerine öyle bir çöreklenmişler ki, Hidivliği aratmışlardır.  Hazreti Ömer 'ben kral mıyım yoksa halife miyim nereden ayırd edeyim ?' sorusuna sahabiler şöyle cevap verirler :" Elbetteki halifesin kral eğilsin.sebebinegelince, keyfi olarak almaz keyfi olarak dağıtmazsın…" Mitterrand'a da sorarlar :" Sabık Fransız kralları  ilebaşkanların durumunu ve otoritesini kıyaslar mısın ?" Bunun üzerine Mitterrand :" Krallar yarı tanrıdırlar"demiştir. Otoriter krallar gitmişyerine totoliter başkanlar gelmiştir.  Bediüzzaman'ın asıl istibdat soraki gelen imiş dediği gibi 1952 sonrasına Mısır ideolojik olarak önec bir sıçrama yapmış ama ardından her alanda yıkım içine girmiştir. Mısırlı Hür ubaylar gerçek manada İttihatçıdırlar ve bugün ne Mısır ne de Türkiye 23 temmuz'un kötü mirasından kurtulabilmiş değil.

Otoriterv e totaliter. Türk ve Mısır halkı bugün dahi hala 23 Temmuz çoşkusunun acısını ve pişmanlığını yaşıyor. Bumünasebetle yani 23 Temmuz'un yıldönümüyle ilgili yağmur Atsız hoş bir yazı kalame almış. Sizlerle paylaşmak istedim.

*

 'Uğursuz bir yıldönümü' başlıklı yazısında  ezcümle şunları kaydediyor :" Bugün,  23 Temmuz 1908 tárihinde îlán edilen İkinci Meşrûtiyet'in 100. Yıldönümü. Üstünkörü bakıldığı zaman çok olumlu bir gelişme gibi görünse dahî aslında son derece uğursuz bir dönüm noktası. Çünki Türkiye böylece II. Abdülhamîd'in kansız istibdad rejiminden kanlı bir zulüm ve istibdad rejimine geçmiş ve netîceten kalburüstü İttihadcılardan bile hemen hepsi Abdülhamîd Devri'ni ádetá rahmetle anıp mumla arar hále gelmişdi.
O kadar ki 1917'de Abdülhamîd'in cenázesi kaldırılırken Ahmed Rásim Bey gözyaşları içinde şu beyti söylemişdir:
'Sen değil na'şın hükümdár olsa elyakdır bize!
Dönsün etsin Taht-ı Osmánî'ye tábûtun culûs!'
Záten Hákan Halîfe 1909'da hal'edilir, yáni tahtdan indirilirken, tábir cáizse, peygamberáne bir kehánetde bulunarak 'Eğer memleketi on yıl idáre edebilirlerse yüz yıl etmiş gibi övünebilirler.' demiş ve gerçekden de İttihadcılar tam on yıl sonra 1918'de beş buçuk milyon kilometrekarelik İmparatorluk'u batırıp, yangın yerine döndürüp iki milyondan fazla insanı da telef etdikden sonra hırsızlar gibi gece karanlığı bir Alman harb gemisiyle kaçıp gitmişlerdir.
Birinci Cihan Harbi'nden önce 1912/13 Balkan Harbi'nde Türkiye'nin Avrupa'daki ve Ege'deki neredeyse tüm topraklarını (Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Makedonya, bütün Kuzey Yunanistan, Girit, Oniki Adalar) ve iláveten Libya'yı kaybeden İttihadcılar çoğunlukla vatansever, fakat son derece cáhil ve akılsız insanlardı…"

*

Cahil ve sersem olduklarından dolayı kendilerine 'sufehau'l ahlam' dedik. Onlar bu yönüyle Mervaniler gibiydiler. Makalenin kalan bölümünde atsız haklı olarak şunları kaydediyor :"  
İttihadcılar birkaç ay içinde Osmanlı Mülkü'nü bir îdamlar, sürgünler ve suikasdlar kábushánesine çevirmişler, üstelik iktidára gelmek uğruna daha önce işbirliği etdikleri Balkan komitacıları ve Ermeni Daşnaksütyun militanlarından kendilerine bir hayır gelmeyeceğini de bermûtád çok geç farketmişlerdir.
Kaldı ki iç politika bakımından pek çok hatáları ve paranoyaları bulunan Sultan II. Abdülhamîd, buna rağmen bir dış politika dehásı olduğu için devleti bu şekilde yaşatmanın artık mümkin olmadığını görerek bir yandan yoğun bir eğitim ve ekonomi seferberliğine girişirken bir yandan da 'Kabîle Mektebleri' adı verilen okullarda Arab viláyetlerinden getirtdiği çocukları eğitiyor ve onları bu viláyetlerin müstakbel yöneticileri olarak hazırlıyordu…" Bu tespibi ilk
 defa duyuyorum. Bu olsa olsa daha sonra Sovyetler'in Afganistan'da veya Amerikalıların Irak'ta yaptıklarına benzeyecektir.  Ruslar sadık bir aracı sınıf meydana getirmek için 1978yılında işgal ettiği Afganisan'dan 10 ine yakın öğrenciyi SSCB sınırları içine taşımıştır. Bunlardan bir kısmı Mir Arap Medresesi gibi kurumlara yerleştirilmiş ve Taşkent gibi şehirlere getirilmiştir. Fakat bunlar da SSCB'nin 1989 yılında Afganistan'dan çekilmesine mani olmamıştır. Yine Amerikalılar 1991 ve 19927de Saddamı Kuveyt'ten kovduktan sonrakuzeyde birçok Kürt'ü geleceğin idaresine kadro hazırlamak ve aracı geleceğin aracı sınıflarını yetiştirmek için Guam Adasına götürdüler.   Ama onlar da galiba İttihatçıların ve Rusların akibetine uğramaktan kurtulamayacaklar. Bazı tedbirler post mortem oluyor. Türkiye İkinci Meşrutiyet'in yüzüncü yıldönümünde yeni yepyeni bir döneme giriyor. Meşrutiyetin yüzüncü yıldönümünde yeni bir miladın arefesindeyiz.  İkinci eşrutiyet'in ilanı ile İkinci Abdulhamid'in tahttan indirildiği ara dönemin bir benzerine girdik. Bu da yeni bir miladın ayak sesleridir.

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye