Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

MustafaÖzcan.com

Ana Sayfa

Güncel Yazilar

Kitaplar

Röportaj

Fikir Köşesi

Ziyaretci Defteri

Biyografi

İletişim

 

 

Mustafa Özcan

 

100 yıl geciken düzen

İttihatçılar yıktıkları Hamidi düzenin enkazı altında kalmışlardır. Bunu fark ettiklerinde ise iş işten geçmiştir. II. Abdulhamid'in rüyayı hayali İttihad-ı İslam'a dayanarak Osmanlı İmparatorluğunu ayakta tutmak ve güçlendirmekti. Fakat buna rejimin yapısı ve yöntemi musait değildi. İttihatçılar miadı dolmuş arabayı hız yarışına soktular. Sonuç, Eskişehir istikametinde raydan çıkan hızlandırılmış tren gibi oldu.  

   İttihatçılar sonunda yıktıkları II. Abdulhamid Han'ın projesine sahip çıktılar. Ama onların da siyasi pozitivist ideolojileri müsait değildi. Dolayısıyla yapmak isterken yıktılar. Kaş yapayım derken göz çıkardılar. İttihatçıların ttihad-ı İslam politikasını nasıl sürdürmek istediklerini Yağmur Atsız 'Uğursuz bir yıldönümü' yazısında gayet veciz bir şekilde özetliyor. İbret nazarlarınıza arzediyorum :"  

İttihadcılar birkaç ay içinde Osmanlı Mülkü'nü bir îdamlar, sürgünler ve suikasdlar kábushánesine çevirmişler, üstelik iktidára gelmek uğruna daha önce işbirliği etdikleri Balkan komitacıları ve Ermeni Daşnaksütyun militanlarından kendilerine bir hayır gelmeyeceğini de bermûtád çok geç farketmişlerdir.

Kaldı ki iç politika bakımından pek çok hatáları ve paranoyaları bulunan Sultan II. Abdülhamîd, buna rağmen bir dış politika dehásı olduğu için devleti bu şekilde yaşatmanın artık mümkin olmadığını görerek bir yandan yoğun bir eğitim ve ekonomi seferberliğine girişirken bir yandan da 'Kabîle Mektebleri' adı verilen okullarda Arab viláyetlerinden getirtdiği çocukları eğitiyor ve onları bu viláyetlerin müstakbel yöneticileri olarak hazırlıyordu. Niyeti, İngilizlerin kendi imparatorluklarında 35/40 yıl sonra yapdığını Türkiye için daha o zamandan gerçekleştirmek ve bir tür 'Osmanlı Milletler Cámiásı' kurmakdı…"

*

 Osmanlı Milletler Camiası aslında, İngiliz Milletler Topluluğu/ Commonwealth'in erken bir irhasatıdır. Ona öncülük ve takaddüm etmiş bir projedir. Fakat İttihatçılar, ideoloji ve yöntemleri yanlış olduğundan birleştirmek isterken parçaladılar. Bunun farkına bile varamadan hem vatandan hem de hayattan cüda oldular. Bununla birlikte, 100 yıllık İttihatçıların projesi hala hayata geçirilmeyi bekliyor. Ölmüş değil tam 100 yıl gecikmiş bir proje. Aslında onlar erken öten horoz misaliydiler, boğazlandılar ve şimdi ise vakti merhum doldu ve vakit kemale erdi ve erişti. Gerçekleşme vakti gelip çattı.  Neden ? Osmanlı'nın bıraktığı yerden İngilizler bölgeye yeni bir düzen ve nizamat vermek istediler. Olmadı. Önce laik temeller üzerine Arap Birliği teşkilatını kurdurdular o da tutmadı.  Sonra yerlerini Amerikalılar aldı. Amerikalılar da Araplar karşısında sürekli Yahudileri desteklediklerinden dolayı hakem rolü oynayamadıkları için hakim olamadılar. Murat Yeşiltaş'ın belirttiği gibi, yeni düzenler daima savaşlardan sonra kurulmuştur. Ve Birini Dünya Savaşı sonrasında Churchill düzeni kurulmuştur ve hala da enkaz halinde yaşamaya devam ediyor. Baba Bush, tam da Soğuk Savaş'tan çıkıldığı ortamda Irak'ı Kuveyt'ten attı ve Yeni Dünya Düzeni adıyla yeni bir düzen kurmak istedi. Bu Soğuk Savaş'ın ve Irak'ın Kuveyt'ten atılmasının üzerine oturtulacak ve kurulacak bir düzendi. Belki amaç, Churchill düzenini yenilemekti ama talih yaver gitmedi ve beceremediler. Ardından 8 yıl sonra oğul Bush geldi ama onun da aklı bir karış havadaydı. Bol keseden rejimler ve düzenler vadetti ama hiçbirini gerçekleştiremedi. Aksine dünyayı felaketlerden felaketlere sürüklerdi. 11 Eylül rejiminde Afganistan ve Irak'a saldırdı ve ardından BOP adıyla yeni bir düzen kurmak istedi. Nefesi ve gücü yetmedi. Zira, sıra İslam dünyasının 100 yıl geciken düzenine gelmişti.  Bush tahripkarlığıyla bunun önünü açıyordu. Bushlar, düzen ,güven ve istikrarı sağlayamadılar. Ve sıra Müslümanların yeniden üç düzenlerini tamir etmeye geldi. 200 yıldan beri içinde debelendikleri fetretten çıkmalarının vakti gelmişti.

*

Bediüzzaman Münazarat adlı eserinde İkinci Meşrutiyet rejiminin sıfır noktasında (100 yıl önce yani 1908 yılında) kabile şeflerine nutkunda yüz yıldır bozulan düzenin ancak 100 yılda tamir olacağını söyler ki bu bizi, 200 yıllık fetret gerçeğine götürür.. Araya girmektense sizleri kendi satırlarıyla baş başa bırakayım :"

Suâl: "Neden böyle bulanıktır, sâfî olmuyor?"

Cevap: Yüz seneden beri harâba yüz tutan birşey, birden yapılamaz. Size bir misâl söyleyeceğim. Bir bulagbaşı, çok zaman taaffün ve tesemmüm etmiş, içine çok pislik düşmüş, sonra da onu tasfiye için o pislikleri içinden çıkarılırsa ve bir havuz gibi yapılırsa, acaba pınarın suyu bir zaman bulanık olarak gelmeyecek mi? Fakat merak etmeyiniz; âkıbet berrak olacaktır.

Suâl: "Tarif ettiğin meşrûtiyetin ne miktarı bize gelmiş ve niçin bütün gelmiyor?"

Cevap: Ancak on kısımdan bir kısmı size gelebilmiş. Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehâletperver husumetefzâ olan sarp dağ ve derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehâlet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare meşrûtiyet korkar, kolaylıkla gelmeye cesâret edemez. Eğer siz tenbel kalıp da onun yolunu yapmazsanız, tenbellik etseniz, yüz sene sonra tamamen cemâlini göreceksiniz. Zîrâ sizinle İstanbul arasındaki mesâfe bir aylıktır; fakat sizinle ehl-i meşrûtiyet arasındaki mesâfe bin aydan fazladır. Zîrâ eski zamanın adamlarına benzersiniz. O nâzik meşrûtiyet, İstanbul havâlisindeki yılanlardan kurtulsa, şu uzun mesâfeden geçmekle, cehâlet gibi müthiş bataklığı, fakr gibi mütevahhiş kıraçları, husûmet gibi gâyet keyşer dağları katetmekle beraber, eşkiyaya rast geçecektir…"

www.mustafaözcan.com

Mustafa Özcan

www.MustafaÖzcan.com

 
 

 

 

 

 

 

 

 

MUGETRON

 

 

 

 

Güncel Kitap

İslamın Papa'ya Cevabı

Papa 16. Benedict Türkiye'de. Ziyaret, Papa’nın Müslümanları inciten talihsiz konuşmasını yeniden gündeme taşıyor. Dış politika yazarı Mustafa Özcan'ın "islam'ın Papa'ya Cevabı" adlı kitabı ise bu gündemi nasıl yorumlamamız gerektiği konusunda ipuçları veriyor.

 

 

 

 

 

Kitap

Siyaset ve Itidal

 

Siyaset ve İtidal

“Vusûlsüzlüğümüz usûlsüzlüğümüzdendir,” denmiştir. Gerçekten de başarının iki sırrı ve anahtarı var. Birisi ihlas ve samimiyet, diğeri de doğru yöntemdir. Bugüne kadar tökezlememizin sebeplerinden birisi yanlış yöntemde ısrardır. Söz gelimi, İslam, ahkamı ve esasları itibarıyla kapsamlı ama usulü ve yöntemi itibarıyla tedricîdir. Dolayısıyla uygulanması hikmet gerektirir.

Aktuel makaleler

Mustafa Özcan

Geleceği keşfedenler

Mustafa Özcan

Zirveleri devirmek

Mustafa Özcan

Bizdenciler!

 
Mustafa Özcan
İlk direnişci
 
Mustafa Özcan

Dostun attığı gül...  

 
Mustafa Özcan

Kayıp hakikatın peşinde..

 
Mustafa Özcan

Özgürlük takıntısı

 
Mustafa Özcan
Brown`u cepheye sürmek
 
Mustafa Özcan

Gates hayal görüyor

 
Mustafa Özcan

Diyarı evlad-ı fatihandan diaspora Türklerine

   
Mustafa Özcan

Bilderberg

 
Mustafa Özcan

Geylani Türbesine saldırı

   
Mustafa Özcan

Kozmetik sistem

   
Mustafa Özcan

Şükran ve minnet

 
Mustafa Özcan

İslam'ın altıncı şartı

 
Mustafa Özcan

Acemi

 

EMAiL

Copyright ©  2007 | powered by ingtecplan.de | Gazeteci ve Yazar Mustafa Özcan

Yenibosna İstanbul Türkiye